Kişisel çıkarlarımızın salt maddiyatla ölçüldüğü postmodern dünyanın sosyal girişimlerle özlenen maneviyatına kavuşacağına inanıyorum. Kapitalistlerin çok rahatsız olacağı sosyal girişimcilik fenomeni son yıllarda insanlığın daha da önemsediği bir olgu olduğunu söyleyebilirim. İçtimai değerlerin yoksunluşmasına paralel olarak tanrılaşan para, güya sahibini vezir yapıyor. Ya da paran yoksa ise rezil…
İşte bu çarpık anlayışa “dur” diyen projelerden biri Zumbara. Para yerine zamanın kullanıldığı paylaşım platformu Zumbara, zamana ve kendine değer katanların bağımlılık yaptığı bir dünya. Geçen günlerde Youth Action Net tarafından dünyadaki 20 proje arasında seçilen Zumbara’nın kurucusu ise Türkiye’nin onur duyduğu bir genç: Ayşegül Güzel. 1983 doğumlu ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Ayşegül bana göre tam bir sosyal girişimci. Bir ara bana Zumbara’nın boş bir tarafı kalmamış proje dosyasını gösterdiğinde sevgili Ayşegül’ün adanmışlık ruhuna ne kadar imrendiğimi anlatamam. Hepsinden öte, güleç yüzlülüğü, sevecenliği, samimiyeti, yardımseverliği gibi saymakla bitmeyen güzel kişiliği ile genç akranlarına rol model o. Bize Zumbara’yı hediye ettiğin için çok teşekkürler Ayşegül.
Ayşegül Güzel kimdir ve kendisini nasıl biri olarak tanımlıyor?
Ayşegül Güzel insanın özünde bulunan sevgi, ilgi gösterme ve iletişim kurma yeteneğine hayran. Güven duygusu, paylaşım ve karşılıklılık sonucunda oluşan sağlıklı toplulukların her gün hayalini kuruyor ve bunun üzerine çalışıyor. Hayatını hak ettiği gibi, istediği şeyleri yaparak, kendi ‘hediyesini’ fark etmeye ve potansiyelini gerçekleştirmeye çalışarak yaşamak için cesareti var ve bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor. Alternatif ekonomiler, hediye kültürü, topluluklar, sosyal değişim ve sosyal teknolojiler ilgi alanları.
Zumbara gerçekten oldukça dikkat çekici bir topluluk. Öncelikle bize Zumbara’dan ve çıkış hikâyesinden bahsedebilir misin?
Kişilerin yapmayı sevdiği şeyleri başkaları için yapmalarını, yapmak istedikleri şeyleri başkalarından öğrenmelerini, zaman kazanıp zaman ödemelerini ve paylaşıma açık insanları tanımalarını sağlayan bir topluluk Zumbara topluluğu. 3 sene önce inovasyon danışmanlığı yaptığım Barselona’da yaşadığım Gracia mahallesinde bir ‘zaman bankası’ oluşumu ile karşılaştım. Mahallede oturanlar hangi servisleri alıp, hangi servisleri verebileceklerini belirtmekte, aldıkları servisin karşılığını servis süresince olan zaman ile ödemektelerdi. İlk andan itibaren tutkuyla bağlandığım fikir kişisel değerlerimle tamamen örtüştüğü için hayatıma girmeye başladı. İspanya’daki uygulamasında yeterince sosyal teknoloji ile entegrasyonunun olmaması bu konuda bir fırsat görmeme sebep oldu ve Zumbara serüveni böylelikle başlamış oldu.
Zaman Bankasının 2.0 hali dediğimiz Zumbara ilk önce Hindistan’da sonra Türkiye’de programlandı. Beni tuttu elimden Türkiye’ye getirdi. Birbirinden güzel insanlarla tanışmama, birlikte bir topluluk oluşturmamıza sebep oldu. Şu an 1400 kişinin 100 üzerinde servis değişimi yaptığı sistem finansal yatırımı da arkasına alarak dünyada alternatif ekonomileri daha da yaygınlaştırmaya; insanlara sevginin, ilginin, iletişimin ve paylaşmanın gücünü göstermeye; dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeye hazırlanıyor.
Zumbara’ya dâhil olanlar bu zamana kadar neler yaptılar? Yaşadığın en etkileyici paylaşımı anlatabilir misin?
Çok farklı alanlarda servis değişimleri yapıldı. Afrika davulu dersi, inovasyon danışmanlığı, masaj, yabancı dilde pratikler, permakültür üzerine çalışmalar, düğün için müzik listesi hazırlama, taşınmaya yardım etme, sosyal medyaya giriş dersleri, çocuk bakımı önerileri, çeviriler, yoga dersi, doğum gününde jonglörlü eğlence, birlikte sinemaya gitme, basket oynama, bilgisayar tamiri, internetten satış danışmanlığı, web sitesi hazırlama, dikiş dersi, belirli bir şehir/ülkede gidilecek ve görülecek yerler vs.
Benim yaşadığım bütün paylaşımlar etkileyici idi. Kişilerin yapmayı sevdiği şeyleri yaptıklarında ortaya çıkan enerji inanılmaz şenlendirici ve paylaşmanın gücü bizleri arkadaş yapmakta inanılmaz etkili. Ama yine de bir örnek vermem gerekirse Pazartesi sabah ilk saat Bebek’te bir müzisyenle buluşup onunla Afrika müziği hakkında konuşmak ve sonrasında Jambee çalma pratiği yapmak herhalde yeni bir haftaya başlamanın en güzel yollarından biriydi.
Geçen sene Zumbara projesi ile Bilgi Üniversitesi Genç Sosyal Girişimciler ödülünü aldın. Sence sosyal girişimcilik alanında gençlerimize yeterince imkân sağlanıyor mu? Örneğin sen Zumbara’yı bugünkü haline getirirken herhangi bir engelle karşılaştın mı? Ya da “genç” bir proje yöneticisi olmanın sana getirisi oldu mu?
Sosyal girişimcilik niyetle çok alakalı bir konu. Kişinin niyeti işi yapış şeklini belirlemekte. Yaptığınız her seçimde ve verdiğiniz her kararda birey olarak kendinize, topluma ve doğaya karşı olan sorumluluğunuzu sürekli hatırlıyorsunuz. Bu şu anki sistemde zor olan bir şey, çünkü günümüzde ekonomik değer diğer tüm değerlerin ötesinde görülmekte. Yanlış anlaşılmasın Zumbara ekonomik değer sağlamamalı demiyorum, bu Zumbara’nın sürdürülebilir olması ve hayallerini gerçekleştirmesinin olmazsa olmazı, ancak Zumbara’yı yapma sebebimiz ekonomik değer niyetinden çok çok öte ve verdiğimiz kararlarda da etik olma sorumluluğunu taşımamız piyasa koşullarında mantıksız, enayice, rekabete karşı ve hatta imkansız görülebilmekte. Yani sosyal girişimcilik alanında yeterince imkan sağlanabilmesi ya da karşısındaki engellerin kalkması için düşünce ve davranışlarımızda ciddi değişiklikler olması gerektiğini düşünüyorum.
Bu süreçte tabii ki birçok engelle karşılaştım ve karşılaşmaya devam ediyorum. Finansal ve insan kaynaklarını sağlama, insanların katılımını arttırma, Zumbara’da yapılan servis değişimlerini arttırma, projeyi sadece gönüllülük ile sürdürmek zorunda kalma. Ancak bu engellerin çok normal ve bir öğrenme süreci olduğunu düşünüyorum. Şöyle hissediyorum ki eğer bir tutkunuz varsa, bu tutku bir şekilde gözlerinize yansıyor ve insanların söylediğiniz şeylere bağlanmasına sebep oluyor ve bu size bir çok fırsat açıyor.
Uluslararası bir yarışma olan 2011 Global Fellows’da dünyanın en iyi 20 proje arasında olarak Türkiye’yi daha katıldığı ilk senede kazanan konumuna getirdin. Yabancıların projene ve ülkemize yaklaşımlarını gözlemleme imkânı buldun… Projenin uluslararası bir platformda destek görmesinin ve ilk seneden böylesine güzel bir dönüşü olmasının sebebini neye bağlıyorsun? Sence de gençlik ve girişimcilik dil, din, ırk farkını dinlemiyor mu?
Sosyal girişimcilik alanında çalışan insanlar için farklı dengelerin olduğunu düşünmekteyim. Hepimizin niyetleri birbirine o kadar bağlantılı ki, yaptığımız projeler birbirini besliyor, birbirini büyütüyor. Yani rekabet, dil, din ve ırk farkı gibi kavramların bulunduğunu düşünmüyorum. Zumbara’nın kabul görmesinin sebebi ise galiba bizim hayallerimize ve tutkumuza inanmaları ve bunu yapabilecek gücümüz olduğu konusunda bize güvenmeleri.
Zumbara’nın dışında NetSquared İstanbul isimli bir proje ile aylık toplantılar düzenliyorsunuz ve Ocak ayında da Başarılı Gençler Platformu’nu ağırlamıştınız… Bize bu toplantılarla neler hedeflediğini ve projenin detaylarını anlatabilir misin?
NetSquared lokal toplantıları dünyanın farklı şehirlerinde sosyal değişim ve sosyal teknoloji ile ilgilenen kişilerin bir araya gelmesi için farklı formatlarda düzenlenmekte. Biz de her ayın son perşembesi hem ortak ilgi alanı olan insanlarla bir araya gelmek, tecrübelerden faydalanmak ve yeni şeyler öğrenmek için buluşmalar düzenliyoruz. Amacımız sosyal değişime ilgi duyan kişileri (organize eden ekipte bu grupta), projeyi hayata geçirmekten kitlesel hareketi haline getirmeye kadar destekliyor olmak. Dünyadan ve Türkiye’den örnekleri paylaşmak, birbirimizin tecrübelerinden öğrenmek, harekete geçmek, geçirmek, ilgi alanı ortak olan arkadaşlar edinmek ve keyif almak.
Tüm bu güzel çalışmalarına ve deneyimlerine dayanarak sosyal girişimcilik alanında bir şeyler yapmaya çalışan genç arkadaşlarımıza ne gibi tavsiye ve önerilerde bulunacaksın?
Hislerinize önem verin. Hayatınızda daha fazla anlam yaratmak istiyorsanız bu anlamın peşinden gidin. Çok yorulduğunuz ve motivasyonunuzu kaybetmeye başladığınız zaman sizin gibi ‘mantıksız ve deli’ insanlarla buluşun, birbirinizden güç alın. Hiçbir şeyin imkansız olmadığına ve hayata güvenin.
Başarılı meslek hayatında bundan sonraki plan ve projelerinden bahsedebilir misin bize?
Bu yıl Zumbara’nın üniversitelere ve globalde Türkiye dışında bir ülkeye yayılması hedefimiz var. Paradigma değişimini destekleyici bir proje olarak tüm dünyada davranış değişikliklerine ve yeni alışkanlıklar oluşturmasına katkı sağlamasını istemekteyiz. Zumbara’nın ve Zumbara’yı besleyen diğer alternatif projelerin değerleri ile yaşamak istiyorum. Tüketim sisteminin içinde farkındalık ve sorumluluk ile, yavaşlamayı bilerek, doğa ve kendimle bağlantı kurarak ve iyi insan olmaya çalışarak. Hayata sonsuz güvenmeyi kendime sürekli hatırlatmaktayım. Bakalım bu süreçte hayat ne gösterecek.
Günümüz gençliğini genel olarak nasıl buluyorsun Ayşegül? Buradan genç arkadaşlarımıza neler paylaşmak istersin?
Bence gençler olarak ilginç bir dönemden geçiyoruz. Çevresel ve insan kaynağının tükendiği, yapmayı istemediğimiz şeyleri yapmak zorunda olmadığımızın farkındalığına ulaşmaya başladığımız, bireysel sorumluluk aldıkça güçlendiğimiz, tabandan tavana kitlesel hareketlerin çoğaldığı, iyi niyetli projelerin birbirlerini kolaylıkla bulabileceği, ilgi alanı ortak olan insanlarla kolaylıkla bağlanabileceğimiz bir dönem bu. Kişisel olarak umutluyum gelecekten. Teknolojinin hayatımızdaki dengesini kontrol etmemiz gerekmekte diye düşünüyorum. Kendimizle, insanlarla ve doğayla bağlanmaya çok ihtiyacımız var. Paylaşmaya, sevgi duymaya, ilgi göstermeye, güvenmeye ve sağlıklı topluluklar oluşturmaya davet ediyorum herkesi.
Son olarak eklemek bir şeyler var mı?
2011 yılının Eylül ayında Filiz Telek ve Shilpa Jain ile Türkiye’de ilk kez Anadolu Jam adlı bir buluşma organize ettik. Geçen sene Ürdün’de katıldığım bu organizasyon deneyimleyerek öğrenmek ile ilgili yaşadığım, hayatımı değiştirmede en etkili organizasyondu diyebilirim. Bu sene toplumsal dönüşüm ile ilgili çalışmakta olan 20 genç Bayramiç’te 5 gün boyunca bir araya gelerek güvene dayalı bir topluluk oluşturduk, maskelerimizi çıkararak kendimize ve birbirimize karşı ne olursa olsun gerçek olmayı deneyimledik, toplumsal dönüşüm için önce kendimizin dönüşmesinin bunun için de kendimiz ile bağlantı kurmamız gerekliliğini bir daha hatırladık. Her sene gerçekleşmesi planlanan bu organizasyonun Türkiye’de de başlamış olmasından inanılmaz mutluluk duyuyorum. Bunu paylaşmak istedim.
Zumbara’nın web sitesi: zumbara.com
Blog sayfası: zumbara.wordpress.com
Facebook sayfası: facebook.com/zumbara
Twitter sayfası: twitter.com/zumbaradan
Röportaj: İbrahim Eryiğit – Tuba Demirtaş
[...] o. Bize Zumbara’yı hediye ettiğin için çok teşekkürler Ayşegül.’ Devamı için bağlantıya tıklayabilirsiniz. Share this:PaylaşLike this:BeğenBe the first to like this post. Posted [...]