Yayınevi sahibi Sezer Karadağ: Okuma alışkanlığı ilköğretimde kazandırılmalı

Kategori:Edebiyat,Eğitim | Tarih:21/07/10

“Bir yayınevinin başarısı hangi kriterlerle ölçülür?” sorusu ilk kertede çok klasik ve bayağı görünüyor olabilir; ancak, nüfus eden fenomenler dairesince tahlile değer bir soru olduğuna inanıyorum. Bir yayınevi kuran kişinin başarısı kazandığı para nispetinde midir, yoksa okurlara hazırladığı nitelikli kitaplarıyla mı?.. Nitelikli, özgün, seçkin eserleri bizlere kazandıran yayıncılar elbette ki başarı göstermiştir kanımca. Bunu göz ardı etmek, zırvalıklarla dolu popüler kitapların binlerce adetlik satışlarıyla paraya para demeyen yayıncılara imrenmek olur mazallah! Tabii bir bakıma tercihlerimiz sözüm ona kişileri teyit ettikten sonra bize laf düşmez ama… Evet efendim, henüz 25 yaşında olmasına rağmen bir yayınevi sahibini sizlere tanıtmayı önemli bir görev addediyorum. Addediyorum, zira genç yaşında 2 yayınevi sahibi olmasına rağmen salt niteliği önemsiyor, okurları düşünüyor. Gençlik(hırs) hislerine kapılmayan biri o zira. Adı Sezer Karadağ. Ün yapmış entelektüel kişilerin kitaplarını çıkarmaya başlayan yayınevi sahibi Sezer, genç yaşında yayın dünyasına yeni bir ses getirmeyi başarmış. Dostluğumuzun başladığı bu günlerde projemize can-ı gönülden gösterdiği maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman unutamayacağım. Çok müteşekkirim sana sevgili Sezer, çok!

Sezer Karadağ’ı Başarılı Gençler okuyucularına tanıtabilir misin öncelikle?
Ardahanlı bir ailenin çocuğu olarak 1985 yılında Zonguldak’ta doğdum. Okul hayatıma İstanbul’da başladım ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde sonlandırdım öğrenimimi. 2005 yılında Ufuk Kitap ve da yayıncılıkta pazarlama ve satış bölümünde işe başladım. Sonrasında 2009 yılına kadar reklam ve pazarlama müdürü olarak çalıştım. Yayınevinin satılması ile ayrılmak zorunda kaldım. Nihayetinde ise, İver ve Özge yayıncılığını kurdum ve şu an itibariyle de ekibimizle birlikte çalışmaya devam etmekteyiz.

Çok genç yaşında, yayın dünyasında ses getiren bir yayınevinin sahibisin. Bu, önceden planlanan bir kariyer profili miydi, yoksa hayatın akışı içinde mi gelişti her şey?
Kesinlikle planlanan bir şey değildi. Açıkçası biraz şartlar ve kader… Doğrusu kendimize ait bir iş yapmak istiyordum. Nitekim de bildiğimiz iş olsun istedik, ve oldu…

Kitap okuma eylemi, TV izlemekten, internette sörf yapmaktan, söz gelimi Facebook’ta takılmaktan çok daha fazla emek ister. Zira, “rakiplerine” göre kışkırtıcı bir tarafı pek yoktur; esareti, yanlızlığı kabul eder. Buna rağmen kitap satışları artış gösteriyor. Paradoksal bir durum değil mi?
Ben bu durumu şöyle değerlendiriyorum: Kitap okumak isteyen geç gelen bir nesil var şu an. Bir de artık kitap okuyucuları kitaba daha çabuk ulaşıyor. Her yerde kitap evleri var. Hatta daha da önemlisi internetten ulaşmak çok kolay yeni çıkan kitaplara… Düşünün yıllar önce taşradaki bir okuyucu bırakın kitap almayı, çıktığını duyması başlı başına zaman alıyordu. Bu faktörleri göz önüne aldığımızda kitap satışlarındaki artışın normal olduğunu düşünüyorum.

Peki Türkiye’de özellikle gençler arasında nitelikli kitap okurlarının azaldığını söyleyebilir miyiz? Kitap okuma alışkanlığı kazandır(a)mayan eğitim sistemimizi nasıl değerlendiriyorsun?
Ben önce okumanın alışkanlık olması kanaatindeyim. Tabii bunun için önce aile ve sonra da eğitim sistemine çok iş düştüğüne inanıyorum. Okulda bilirsiniz edebiyat öğretmeni şu kitabı sınav sorusu yapacağım demese kitap okunmuyor; ancak edebiyat dersine gelene kadar bu işin ilköğretimden başlayıp süratle çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Özel okullar, devlete göre bayağı ileride; demek ki biraz destek ve emekle olabiliyor.

Özellikle internet teknolojisi ile birçok şeyin sanal muadilleri türedi. Kağıt tüketimini azaltmak için piyasaya sürülen yeni nesil elektronik kitap okuyucusu Kindle, I Pad buna örnek. Her ne kadar ülkemizde pek yaygınlaşmasa da dünyadaki genel eğilim ‘e-book’ yönünde. Yayıncı olarak e-kitap teknolojisinin avantajı ve dezavantajları konusunda neler dersin?
Avantajı taşıma gibi benzeri kolaylıkları var tabii… Yanınızda birden çok kitap taşımanın hazzı bir başka olur elbette. Teknoloji buna çok imkan veriyor artık. Ne gibi faydaları olursa olsun her daim ben kitabın ele alınıp hissedilerek, sayfayı dokunarak çevirmekten yanayım. Kağıda dokunmanın hazzını yaşamak isteyenlerin tarafındayım.

Biz Türkler okumaktan çok dinlemeyi seviyoruz. Sesli kitapların yaygınlaşamamasını neye bağlayabiliriz?
Okuma tembelliği okuma alışkanlığının kazandırılmaması ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Okuma isteği olmayınca sesli kitaplarda yaygınlaşamıyor haliyle…

Nitelikli bir yazar veya yayın yönetmeni kitaba meta gözüyle bakmaz. Yayınevi sahibi için ise kitap bir meta mıdır?
Bakamaz ama hayatta kalmak için yani varlığını da sürdürmek için bunu da göz ardı etmez. Fakat yayınevi olarak biz bir kitap çıkarınca iki kitaba meta gözüyle bakmasak da üçüncüye bakıyoruz. Onları da finansal olarak taşısın diye. Yani meta gözüyle bakılacak kitaplara da ihtiyaç var doğrusu.

Türkiye’de yayıncılık sektöründeki korsan oranı % 60 olarak tahmin ediliyor. Orijinal kitapların pahalılığını mazeret kabul edebilir miyiz?
Doğru kabul edebiliriz. Yazarların yüksek telif isteği yayınevlerinin bazen fiyat politikasına etkendir kesinlikle. Bu konuda düşüncelerim tecrübeyle sabittir. Korsancı birisiyle kurduğu tezgahının önünde konuşmuştum bir ara, bir kitap sordum hemen; tabii benim yayınladığım bir kitaptı sorduğum kitap. Şöyle söyledi hemen: “Abi zaten bastık ama kendi fiyatı da düşük bir iş yok onun.”

Başarılı genç bir yayıncı olarak, ideal bir genç profili nasıl olmalı? Yeni kuşağı nasıl görüyorsun?
Korkmamalılar kesinlikle. Öncelikle iş yaparken dünyayı düşünmeliler. Çünkü artık her şey küresel ve ulaşılabiliyor. Dolayısıyla yaptığı işine, güvendiği projesine bütüncül bakmalarında fayda var.

Buradan yazar olmak, kitap çıkarmak isteyen genç arkadaşlarına genel olarak neler söylemek istersin?
Kitabını yayınlatamasalar da yazsınlar bence. Kayda değerse bir gün fark edileceklerdir muhakkak. Kitabını yayınlatmak için acele edip hata yapmaktansa yavaş ve daha doğru hareket etmeleri gerekir.

Röportaj: İbrahim Eryiğit

  • Facebook
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Google Bookmarks
  • Live
  • email

Toplam 3 yorumcu katıldı.

derya demirci:

tebrikler

Sinan doğan:

tebrikler Sezer Bey, sizin gibi genç yeteneklerin gelecek nesile ışık olacağını düşünüyorum. başarılarınızın devamını dilerim…

hazar ihsan:

tebrıkler genç yaşda harun tokak ümit meriç nihat hatipoğlu gıbı yazarların kıtabını basmak zor işdir başarılarınız devamını dilerim

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)

E-posta (isteğe bağlı)