[Dosya Konusu-3] Bu dosya konusunda çerçevesini çizmeye çalıştığımız tartışmanın mihenk taşı “aidiyetlerimiz”dir. Bir genç olarak aidiyetlerimiz. Bu doğrultuda sormamız gereken, “Biz neye aidiz?” ya da “Bana ait olan şeyler nelerdir?” sorusudur.
Elbette, bu gibi soruların tek bir cevabı olmasa gerekir. Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler’inde incelediği gibi, insan kimliğini oluşturan ögeler hiçbir zaman tek’e indirgenemez, indirgenmemelidir. Bunun da ötesinde, aslında bir genç aidiyetlerini nereye/neye göre belirler?
Bunun gibi sorular sadece otokritik yapmak için değil, aynı zamanda “çevre”yi de anlamlandırmak için gereklidir. Çünkü her şey insanın kendi doğası içinde gerçek-leş-mektedir. Çoğu kadim öğreti de bu, veciz bir ifade ile “kendini bilme” ilkesi içinde yerini bulmuştur. Kendini bilen insan birçok “şey”in sırrına erişme imkanını elde eder.
Bu bağlamda, önce kendi benliğimizi ve sonra da çevremizi tahlil ederken, neye-niçin aidiyet duyduğumuzu ve bu aidiyetin içeriğini nasıl isimlendirebiliriz?
Acaba biz belli bir konum (insanlık içindeki düşünsel duruş anlamında) sahibi olma uğraşında mıyız, yoksa kafamızda belli statüler (duvarlar) inşa edip bunların peşinde lafazanlık yarışında olma durumunda mıyız? Bu paradoksal durumun bir diğer sorgulaması, “Taraf olma derdinde miyiz, yoksa taraftar olma naifliğinde mi?” şeklinde de olabilir.
Tam bu noktada bir tuzak daha var; o da taraf olma derdiyle uğraş verirken kendi taraftarlığını yapma anomalisinde düğümlüdür. Burada da insan, bilgi diye kendisini tahsil ededurur ki, bu salt taraftarlıktan daha trajik sonuçlar da doğurabilmektedir.
Son deyiş olarak bir soru: Acaba biz gençler, ilim tahsil ederken mi fikir dünyamızı “kurarız”, yoksa sosyalleşme sürecinde mi ilim tahsiline “rastlarız” (ve böylece taraftarı olduğumuz şeyi seçeriz)?
Yazı: İsmail E. Aydın
cok anlamli
ilim tahsili ederken fikir dünyamızı kurarız elbette ki.
amin maalouf ‘un semerkant kitabında ömer hayyam’ın da dediği gibi ‘ kötülüğe kötülükle cevap veriyorsan seninle benim aramızda bir fark olur mu?’
Her ikiside hem taraf hem taraftar olmak…
bENCE FIKIR DUNYAMIZ, KENDIMIZI BILMEMIZDEN ITIBAREN FARKINDAN OLUP VEYA FARKINDAN OLMADAN KURULMAYA BASLAR. oNA SEKIL VERMEMIZ GEREK SOSYALLESMEYLE, GEREKSE ILIM TAHSILI ILE OLUR. IKISINI BIRBIRINDEN AYIRMAK, BUTUNSELLIK ACISINDA DOGRU OLUR MU TARTISILIR. aNCAK TEMEL DUSUNCE ITIBARIYLE COK DOGRU BIR ANALIZ METNI BU. eLINE SAGLIK ISMAIL.
Kafasında saç adına sadece üç tel kalmış olan kelin berber önündeki tavrını takınıp, “Bırak dağınık kalsın.” mı diyeyim? modern insanın trajedisi bence bu eyvallah…
ellerinize sağlık ismail bey. yine size yakışan bir yazı.
biz ilim tahsil eder ken fikir sahibi olur fikir sahibi olur ken sosyalleşiriz…
asıl sorun başlıkta gizli bence, teşekkürler…
benliğimizi tarafında olduğumuz düşünceler değiştirir.
ve insan, tarafını bir an önce seçmelidir.