İyi ve kötü… Dikkat ettiniz mi, herhangi bir şeyi değerlendirirken bu iki sıfatı ne kadar da çok kullanıyoruz. Aslında iyi ve kötünün de kişiden kişiye değişiklik göstereceğini biliyoruz. Ama buna rağmen içten içe bize iyi veya kötü gelen bir şeyin, herkes için de öyle olmasını bekler gibiyiz. Bunları bugüne kadarki gözlemlerime dayanarak söylüyorum.
Üniversitelerdeki bölümler hakkında da bu tarz değerlendirmelerde bulunanlara sıkça rastlıyorum. Efendim şu bölüm iyiymiş de bu bölüm kötüymüş. Peki, neye göre? Daha da önemlisi ‘kime’ göre?
Kanaatime göre iyi bölüm, kötü bölüm diye bir şey yok. Bunun yerine kişiye göre olan veya kişiye göre olmayan bölüm var. Örneğin “Endüstri mühendisliği çok iyi bir bölümdür.” derler. Evet, çoğunluğa göre belki öyledir. Fakat bir arkadaşım İTÜ’de endüstri mühendisliği bölümünde okuduğu halde bölümünden memnun değil. Çünkü matematik öğretmeni olmak istemesine rağmen zamanında ‘puanı boşa gitmesin diye’ ailesi zorla tercih ettirmiş. Yani endüstri mühendisliği bölümü, bu arkadaşıma göre değil.
İş dünyasından örnek alınabilecek kişilerin gençlere öncelikli tavsiyesi “Gençler kendilerini iyi tanısınlar ve ne istediklerini bilsinler.” şeklinde oluyor. O yüzden ilk işimiz ‘kim olduğumuzu’ anlamak olmalı. Belki bu uzun bir süreç; ama en önemli işimiz bence. Mümkün olduğunca denemekten korkmayarak da bu süreci kısaltmamız mümkün. Meslek söz konusu olduğunda bu deneme bir staj veya yarı-zamanlı iş olabilir. Böylece neyin bize göre olup-olmadığına daha kolay karar verebiliriz.
Örneğin ben yaptığım stajdan sonra üretim sektörlerinin ve hatta mesaili bir çalışan olmanın bana göre olmadığına net bir şekilde karar verebildim.
Yazı: Sinan Gülebaş
vasat…
çok haklısınız bunu kafamın bir köşesine yazacağım.
İnsan çalışarak öğrenir hangi alanda başarılı olacağını. okumakla olmuyor kesinlikle. okul teoriğini verir bitirir. buradaki köşe yazısı da bu açıdan yaklaşmış. tebrik ederim.
süper bir yazı eklenecek veya çıkarılacak hiçbirşey yok… İbrahim arkadaş gibi yazmak için yazmamışsınız… örneklemelerde tam yerinde bence… george burns un dediği gibi ’sevdiğiniz işi yapıp başarısız olmak, nefret ettiğiniz işte başarılı olmaktan çok daha iyidir’…
evet kesinlikle katılıyorum. insan öncelikle kim olduğunu anlamaya çalışmalı. hatta anlamalı..
sonunu düşünen kahraman olamaz derler: bizlerin kararlarını başkaları vereceklerse başkaları bizim için bu hayatı yaşamak isteyebilir… inanmazsanız tarih okuyun derim… teşekkürler
bir öncelikli olarak mesaili çalışan olarak başlayacaksın bence buna şimdiden kendini alıştır. iki insan kendisini bilmeli tamam da bu nasıl olacak. bu konuda bize ipuçları verebilirmisin. ne yaparak kendimi tanıyabilirim.
sinan arkadaşımız hangi üniversite veya bölümdenmiş?
Kendini tanımak önemli, ama hayatta her şeyi bu kadar da idealize etmek doğru sonuçlar vermeyebilir. insanın idealindeki şeyleri istemesi ve bunun için çaba harcaması doğal. ama ideal olana ulaşamama halini de göz önünde bulundurup ona göre bir b planı da olmalı insanın. yoksa güneşi kaybettim diye ağlarsan yıldızları da göremezsin. sevgili yazarımız, eğer mesaili bir işte çalışamayacağına inanıyorsan şu iki şeyi yapmalısın: 1-olmak istediğin şeyi olmak için çaba sarfetmeli ve o yöne doğru koşmalısın 2-başarısız olma ihtimaline karşılık hayatı tamamen ıskalamamak adına bu durumda neler yapabileceğini de planlamalısın. Saygılar.
yazının tümüne katılıyorum. Gençlerin mesleklerini seçerken sadece öss de aldıkları puana göre tercih yapıyor olmaları ya da öyle yönlendirilmeleri yanlış sonuçlar verebiliyor. bunu engellemek için, daha ortaöğretimin başından itibaren okullardaki rehberlik merkezlerinin öğrencilere, ilgi, yetenek v.b gibi testleri vererek kendilerini tanımalarına yardımcı olmaları gerekir.
hocam kesinlikle katılıyorum sana, bence de iyi meslek kötü meslek yokturdur. meslekde iyi olmak veya meslekde kötü olmak vardır…
sevgili Sinan Gülebaş genç yaşına rağmen yaşamı çözümleme konusunda son derece başarılı… yolu açık olsun. elbette “kendini tanımak” kadar seçeceğiniz iş veya konuyu da tanımak çok önemli. ne yazık ki “içi beni, dışı seni yakar” sözündeki gibi hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir. her ne olursa olsun sevdiği işi yapanlar bu hayattaki en mutlu insanlardır. kendini ve yapacağın işi araştırıp öğrenmeden karar vermemek gerekir. insanın istekleri de, yaşam da değişkendir. Hayat yolunda karar da değiştirilebilir, ama çok fazla yap boz insana yol kaybettirir.
Sinan eline sağlık iyi yazmışsın! yazıda sanki kendimi görür gibi oldum!
yazarın dediklerine katılıyorum. sadece meslek seçiminde değil, hayatta genel olarak bireylerin kararlarını kendileri vermeleri gerekli. durum veya şartlar beklentilerimizin altında olabileceği gibi kimi zaman beklentilerimizin üstünde de olabilir. bu anlarda fırsat bu fırsat mantığıyla bir çeşit hırsa kapılıp verilen kararlar uzun vadede pişmanlıklara; daha açık bir ifadeyle açgözlülüğümüz hatalar yapmamıza neden olabiliyor. bu olumsuzlukları yaşamamak için karar aşamasında daha sakin adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum. ayrıca yazarımız mesaili çalışmanın ona göre olmadığına karar vermiş yani kişisel fikrini bizlerle paylaşmış. bu, arkadaşımızın aşırı idealist olduğunu göstermez. kendi kararlarını sorgulayabildiğini, her zaman alternatifler olabileceğini gördüğünü, zorla ve sevmediği bir işi yapmayı; kendini koyun psikolojisinden arındırıp ’seçme’yebileceğini gösterir. fikirlerinden ötürü tebrik ediyorum kendisini adıma.
yazı başlık abartılı.
evet abartılı olmuş :D
Sevgili öğrencim, öss sınavında yanlış sıralama sonucu, puanım tuttuğu halde tıp fakültesine değil de edebiyat fakültesine girip, sonra da tekrar sınava girmeye üşenip, ”GİRMİŞKEN ŞURADAN MEZUN OLAYIM BARİ” DEYİP, BENİ BURAYA SÜRÜKLEYEN MAKUS KADERİN:) BİR KURBANI OLARAK, ŞUNU SÖYLEYEBİLİRİM: HERZAMAN HERŞEYİ HESAPLAYAMAZSIN. BAZEN HAYATI AKIŞINA BIRAKMAN GEREKİR. BENİM ŞU AN BURADA 201 DERSİ VERMEM BİRSÜRÜ TESADÜFLER SONUCU OLDU. TABİİ ÇOK ÇALIŞTIM, EMEK HARCADIM, SINAVLARDAN GEÇTİM… AMA BİR DE BAKTIM Kİ BANA EN UYGUN İŞİ YAPIYORUM. HEM SEVDİĞİM İNGİLİZCEDEN AYRI DEĞİLİM, HEM DE SİZİN TEZLERİNİZ SAYESİNDE TÜM YENİLİKLERİ TAKİP EDEBİLİYORUM, KELİME DAĞARCIĞIM YENİLENİYOR… TAM İSTEDİĞİM İŞ. İşimi çok seviyorum,tabii sizleri de. Beni mesleğimle değerlendirenler istediklerini düşünebilirler, ben mutluyum ya, benim için önemli olan da bu. umarım hepiniz hayatın akışı içinde, zorluk çekmeden, size en uygun mesleklere sahip olursunuz, ve aklı başında meslektaşlara :)
bence tam büyüklerimize göre bir yazı…
Temel ve önemli bir tespit… daha da ayrıntılı olabilirdi.
banka müdürlüğü iyi midir sizce? ya genel müdürlüğü? ben hemen cevap vereyim “alınız bankanız sizin olsun”. bunu belli bir eğitim sürecinden sonra , belki de zorunluluklar nedeniyle, başladığım bankacılıkta 5 yıllık deneyimin ardından söylüyorum. ben şu an bu düşüncenin sonuç olarak yurtdışında master yapmaktayım, mümkünse meslğimi değiştireceğim. para kazanmanın değil manevi hazzın ön planda olduğu bir iş edineceğim. Siz bu kadar geç kalmayabilirsiniz en azından sinan arkadaşımız kalmayacak gibi gözüküyor. gencimize başarılar dilerim.