İnsan denilen mefhum, varlık içindeki en kompleks olgu olsa gerekir. Öyle ki hangi tarafından -hatta küçük parçasından- vazgeçseniz sonucu aynı ölçüde etkiliyor, yani sonuçsuzluğa götürüyor.
Tıpkı siyasal tarihe mal olduğu “genel kabul görmüş” gibi görünen sağ-sol parçalarının tarihi seyri gibi.. Siyaset teorisyenleri çoğu zaman bu ikiye böldükleri dünyanın karşılıklı titreşimleri arasında kalmışlardır.
Siyaset bilimcilerinin neden bölünmüş bir dünya profili çizdiği tartışması bu yazının konusu değil. Ancak şunu sorgulayabiliriz; neden geriye kalan bazı insanlar bu bölünmüşlüğe adapte olma eğilimi içindedirler? Burada elbette en dinamik ve yıkıcı etkiyi barındıran gençliği düşünebiliriz.
Bunun en bariz sebebini, düşünme-anlama faaliyetinin, harekete geçme eyleminden çok daha çetin oluşu fenomeni açıklar. Şahsiyetli insanın düşünme-anlama uğraşı derin bir faaliyettir. Ve herhangi bir eylem içermez, yönlendirilemez, ihmal edilemez. Neden bir takım insanlar “düşünür” de pek çok genç ise “eylemci”? Bunlar diyalektik olgular mıdır? Elbette hayır! Bu cevap insanın “şahsiyetinin” olmadığı varsayımından hareket edersek geçerli olur. Oysa baştan aşağıya insanlık tarihi şahsiyetle ve onu çevreleyen koşullarla kaim yazılmıştır.
Örneğin, eğer bir genç düşünme-anlama yolunu seçseydi -tam anlamıyla- sosyalist bir düzende yaşamak için mücadele eder miydi? Bu soruyu bir de “Equilibrium” filmini izledikten sonra cevaplamalıyız. Yani bir genç, eylemcisi olduğu siyasal fikrin en uçtaki sonuçlarına kadar hesaplanmış bir misyonu mu benimsemiş olmaktadır? Mesela, aynı genç, ailenin “çalışan kolektif” olduğuna a priori inanmakta mıdır? Pratik ve teorik siyaset takipçileri olarak bugünkü ve 80 öncesi gençliğin durumunu bir de bu açıdan tahlil etmeliyiz derim.
Ezcümle, bir söz vardır: “Birileri gelir dünyayı değiştirir” diye. Bu çoğu kez hamasetnamelerimizin başlığıdır. Halbuki dünyayı değiştirecek birileri önce değiştireceği şeyin ne olduğunu, sonra da ne ile değiştireceğini iyi bilmelidir. Ve bilmelidir ki; yaşanmamış idea ancak kuru bir hayâlden ibarettir.
Yazı: İsmail E. Aydın
tebrik ederim,güzel yazmışsınız
zevkle okudum tebrikler..
tebrikler..zevkle okudum.
tebrikler……..
Güzel; ama bu konudaki düüncelerini ayrıntılı bir şekilde bir başka yazıda da bekliyoruz…
harika bir yazı olmuş ismail bey. gerçekten her genç okumalı ve gençleri yönlendiren pozisyonlarda olanlar da okunması için teşvik etmeli, hatta önce onlar okuyup anlamalı.
süper olmuş tebrikler
tez konusu olacak bir konu.özetin özetin özeti cıkmış.ama oldukça etkileyici bir yazı olmuş,galiba ilk kez yazmış ismail bu sitede.kendisine teşekkür ederim.
güzell