Tasarım. Her şeyde tasarım. Her bir nesnede değil yani; her şeyde… Nitekim tasarımın fikir süreciyle başlaması, bir objeye dönüşmesi ve gözlemcinin algısındaki tezahürü ile sonlanması onu en ilginç kılan tarafı zira… Özellikle grafik tasarımda beğeni ölçüsü izafi olunca işin içinden çıkılamaz bir sendromu da doğuruyor. Ancak bazı profesyonel kişilerce yapılan işler-sanattan(estetikten) nasibini alamamış kültürsüzlere rağmen-büyük beğeni topluyor. Bu üstadlardan biri de henüz 25 yaşında olan Çağrı Çankaya. Yaptığı çalışmaları birçok yurtiçi ve yurtdışında sergilendi, dergi kapaklarında yer aldı ve çeşitli ödüllerle tescillendi.
Şu an sanat yönetmeni(art director) posizyonunda çalışan Çağrı aynı zamanda Catfight Worldwide adlı bilgisayar oyunu projesi ile ilgileniyor. Kendi oyun projesi ile ileride adını daha fazla duyuracağı kesin. Sözü uzatmadan, kendisine röportaj sürecinde gösterdiği büyük desteği için minnettar olduğumu yeniliyor, sürekli göz zevkimizi okşamasını umuyorum.
Sanatını çok konuşturdun, şimdi sıra sende sayın yönetmenim.:)
Yaptığın işler dikkat çekti; ama Çağrı Çankaya’yı henüz tanımıyoruz. Kısaca kendinden bahsedebilir misin?
1 Ocak 1984 Bursa doğumlu bir oyun, animasyon ve tasarım tutkunuyum. Liseyi Bursa’da Güzel Sanatlar Lisesi resim bölümünde okudum. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde grafik tasarım bölümüne girdim. Okurken yurtiçinde ve yurtdışında birçok workshop’a
katıldım ve bunların birçoğundan ödül aldım. Bir süre Ukrayna/Kiev’de bulunan GSC game world oyun şirketinde konsept tasarımcı olarak görev aldım. Ancak yarım kalan okulumu tamamlamak için ülkeme geri döndüm. Okul bitince de okurken iki kez staj yaptığım Young&Rubicam Reklamevi’nde işe başladım ve halen Reklamevi’nde art director olarak görevimi sürdürüyorum.
Güzel sanatlar lisesi öncesine dönelim ve Çağrı’nın güzel sanatlar okumasını sağlayan sebepleri sorayım: Dürtü, karakter, ailesel, yetişme tarzın, hayatın akışı?..
Benim babam, amcam hatta amcamın oğlu bile güzel sanatlar mezunu. Ailede böyle bir şey zaten vardı. Ancak bizimkilerin bu konuda bir yönlendirmesi hiç olmadı. Ben zaten kendimi bildim bileli resim çizmeyi seviyordum. Sayısal derslere de kafam hiç basmıyordu. Ders kitaplarının üzerine yaptığım illüstrasyonlardan testler görünmez olmuştu. Yani benim için başka bir yol zaten yok gibiydi. Dolayısıyla olaylar kendiliğinden gelişti.
Bana göre üstün grafik tasarımı becerisi kazanılmaz, yaratılışla bahşedilmiştir insana… Tüm programları uzmanlık derecesinde bilse ve kendini geliştirecek kaynaklardan beslense de genetiğinde olmayan kodları gedik bırakacaktır onu. Çok mu spesifik ve istisnai konuştum? Örnekle kuvvetlendireyim savımı: Futbolda Brezilyalılar, atletizimde Afrikalılar, basketbolda siyahiler…
Bana göre yetenek işin sadece küçük bir kısmı. Asıl mesele çalışmak. Örneğin desen çalışıyorsunuz ve modelin elini ya da ayağını doğru çizemiyorsunuz. Yetenekli olan arkadaş bunu 3. denemede kavrarken diğer arkadaş 5. seferde doğru yere çizgiyi atacaktır. Yeteneğin tek farkı bu. Yani çok çalışma kesinlikle yeteneğin önüne geçer. Benden çok daha yetenekli olduğunu düşündüğüm arkadaşlarım olmuştur okul hayatım boyunca. Ama yeteri kadar tırmalamadıkları için potansiyellerini iyi kullanamadıklarını düşünmüşümdür hep. Bence çalışıp beslemedikçe yetenek dediğiniz şey körelir gider.
Senin örneğine gelirsek. Siyahilerin spordaki başarısında genetik kodların ya da yeteneğin payı tabii ki vardır. Ancak bu bütün siyahilerin sporda beyazlardan üstün olacağı anlamına gelmez. Sonuçta gene çalışan kazanır. Mesela İtalya, Japonya gibi ülkeler moda tasarımından endüstriyel tasarıma kadar çok iyi işler yapıyorlar. Ancak bu, o ülkelerde tasarıma verilen değerden kaynaklanıyor. Bizim ülkemizde durum biraz karışık. Her türlü işgücümüz var; ancak ne kendi otomobilimizi yapabiliyoruz ne kendi bilgisayar oyunumuzu. Fasonculuk almış başını gidiyor. Animatör, oyun tasarımcısı ya da otomobil tasarımcısı olmak isteyen ve çok iyi işleri olan çok sayıda genç yetenekle tanıştım liseden üniversiteye kadar. Bu insanların ülkemizde mutlu olma şansı ne yazık ki çok az. Çünkü sektör yok.
Sanat, kültürle paralel olarak devinime uğruyor. Dolayısıyla her toplumun farklı beğenisi söz konusu olmakta. Yurtdışındaki tasarım anlayışından beslenen birisi olarak ülkemizin kültür kalıbına(tabii varsa böyle bir bütünlüğümüz) ayak uydurabiliyor musun, yani yeterince özgür müsün? Açık konuş, Türkiye yerine İtalya ya da Güney Kore, Japonya’da çalışmak ister miydin?
Sanatsal işler yaparken tabii ki özgürüm. Çünkü onların müşterisi benim. Ancak benim reklamcılığa girerken amacım severek yaptığım bu çalışmaları çeşitli markalar için yapıp hem eğlenmek hem de sevdiğim şeyi yaparak para kazanmaktı. Durum ne yazık ki böyle değil. Yani mesleki hayatımda aynı özgürlüğü yaşayamıyorum. Birçok işte müşteriye yaratıcı ve dikkat çekici çözümler sunmaya çalışıyorum. Ancak müşterilerimiz bunları değil, basit ve sıkıcı opsiyonları tercih ediyorlar. Bana göre kimse reklamlara bakmıyor. Dolayısıyla insanların dikkatini çekmek için onlara sıradışı bir şeyler göstermenin gerekliliğine inanıyorum. Yurtdışı bunu çoktan anlamış durumda. Sürekli daha okkalı bir tokat atmanın peşindeler. Ama Türk müşteriler “ürünü büyük görelim, üstüne başlık atalım, logoyu da az büyütelim” zihniyetindeler. Hal böyle olunca ben de mutlu olamıyorum. Çünkü uygulanan işlerin neredeyse hiçbiri beni mesleki anlamda tatmin eden şeyler değil. Çok beğenerek yaptığım şeylerin çoğu sadece portfolyo sayfamı ve tasarım dergilerini süslüyor. Bazen de hem biz, hem de müşteri işi seviyor; ancak yabancı kaynaklı bir müşteri olduğu için onlara sormadan bir şey yapamıyoruz. Onlar da bizim işimizi değil kendi kötü işlerinin uyarlamalarını yapmamızı istiyorlar. İşte böyle, kendi markan olmazsa kendi gücün de olmaz. Sen de böyle fasoncu kalırsın. Bön bön bakarsın Japon kardeşlere. Durum bu.
Bahsettiğin ülkelerden Japonya’da çalışmayı özellikle isterim. Güney Kore’de daha önce bulundum ve illüstrasyon dalında ödül aldım. Çok güzel ve samimi bir ülke. Her Türk’ün ziyaret etmesi gerek diye düşünüyorum.
Son yıllarda ‘grafik-tasarım’ kursu veren özel eğitim kurumları oldukça arttı. Parayı basan gençler komik ama ‘uzman’ oluyormuş güya. Bu durumu sen nasıl değerlendiriyorsun? 5-6 bin TL ödemeye gerek var mı?
Bu tür kurslar tasarım değil, programları öğretiyorlar. Ülkemizde tasarım programlarını bilen kimse tasarımcıdır gibi çok yanlış bir algı var. Halbuki bu programlar sadece araç gereç. Tıpkı kalem, kâğıt gibi. Herkes eline kalem alıyor ama bu herkesi sanatçı ya da yazar yapmıyor değil mi? Bahsi geçen kurslar tasarım eğitimi almış ya da almakta olan ve teknik problemler yaşayan kişiler için faydalı, fakat tasarımcı olmak isteyen kimseler bu programlardan önce temel sanat eğitimi, desen, renk bilgisi, tipografi, layout gibi konuları öğrenebilecekleri okullara başvurmalılar.
Oliviero Toscani 18 yıl boyunca Benetton’u diğer rakiplerinden ayırdı. Bu sırrın sebebi ise ne üretim kalitesiydi ne de afişlerinde ürünlerden bahsetmekti. O subjektif bakış açısıyla dünya sorunlarını dile getirdi reklam kampanyalarında. Evet Çağrı, sözü sosyal sorumluluğa getirmek istiyorum…
Bahsi geçen Benetton kampanyaları bazı çevreler tarafından çok beğenilse de bir başka kesim Benetton gibi bir markadan bu içerikte işler görmekten rahasız oldu. İki yüzlü bulanlar oldu, samimiyetsiz diyenler oldu, tiksindirici bulanlar oldu. Ancak önemli olan bir şey var ki o da dikkat çekmesiydi. Çok konuşuldu, çok yazıldı.
Diğer yandan, sosyal sorumluluk projeleri grafik tasarımcılar için ayrı bir öneme sahip. Tamam belki dünyayı
kurtaramayabiliriz ama insanlara mesaj verebilme gücüne sahipsek bu gücü sadece kapital düzene değil, buna ihtiyacı olan konular ve kurumlar için de kullanmalıyız diye düşünüyorum. Belki biraz gülünç gelecek ama iyi tasarım hayatı kolaylaştırır. Hatta hayat bile kurtarır. Amerika’da karayolları levhalarındaki uyarıların sadece fontu değiştirilerek çok daha uzaktan okunurluğu sağlandı ve trafik kazalarında önemli bir düşüş yaşandı mesela. Bu önemli bir güç.
Aynı zamanda kendine ait bir bilgisayar oyunu projesi ile uğraştığını biliyorum. Üretim kısırı olan ülkemizde çok güzel bir gelişme bu. Biraz açar mısın bize projeni?
Catfight Worldwide bir dövüş oyunu projesi. Esasında üniversite için hazırladığım bir bitirme projesiydi. Mutluyum, çünkü maksadını aşma yolunda hızla ilerliyor. Catfight aynı Street Fighter ve Tekken serileri gibi bir oyun; fakat Catfight’taki karakterlerin tümü seksi kadınlardan oluşuyor. 16 ülkeden 16 farklı kadın karakterlerin hareketleri tipik dövüş sanatları tarzından ziyade daha çok kadın dövüşü üzerine kurulu: Saç çekmek, çimdiklemek, tırmalamak, tükürmek, ısırmak ve çok daha fazlasından oluşan uzun kombolar bu oyunun en zevkli yanı olacak. Her karakterin ülkesine göre bazı özel hareketleri var. Türk karakterin Osmanlı tokadı bu konuda verebileceğim en iyi örnek. Ayrıca mekânlar da, gene karakterlerin ülkelerine göre hazırlanacak. Örneğin Türk karakter Taksim meydanında etraftaki insanların tezahüratları eşliğinde dövüşebilecek. İnteraktif özellikleri olan bu alanlarda kısa süreli özel fırsatlar olmasını da istiyorum. Örneğin trafikteki taksinin yakınında rakibi tutup kafasını kaputa geçirme gibi.(gülüyor) Amacım yakında bu projeyi bazı oyun şirketlerine sunmak.
Birçok ulusal ve uluslararası ödüller alan, ünlü çalışmaları dergi kapaklarında yer alan Çağrı’nın diğer meslektaşlarından farkı ne?
Pek bir farkım olduğumu söyleyemem. Tüm meslektaşlarım gibi ben de çok çalışıyorum. Yaptığım şeyler hep birbirini tetikledi. Nasıl denir, kapı kapıyı açtı hep ve biraz şanslıydım da. Birçok genç yetenek, içinde bulunduğumuz ekonomik kriz ve işsizlik nedeniyle zor durumda. Ben şanslıyım, çünkü büyük bir şirkette çalışıyorum. Büyük müşterilere bakıyorum. Profesyonel ve iyi insanlarla çalışıyorum.
Senin mesleğinde başarılı olmak isteyen genç arkadaşlarımıza ne gibi tavsiye ve önerilerde bulunacaksın? Bazı tecrübelerinden sonra söyleyeceklerin önem arz ediyor zira.
Söyleyebileceğim şey; bir şeyler yaratmanın verdiği o zevki asla kaybetmeyin. Bolca üretmeye çalışın ve bunları çevrenize gösterip tonla geri dönüş alın. Daha çok hata yapın ve bundan korkmayın derim.
Röportaj: İbrahim Eryiğit
çalışmalarını beğendim.tebrik ederim arkadaşımızı
güzel bir röportaj olmuş elinize sağlık. fasonculuk konusuna değinilmesi de iyi olmuş. bu konuda içimde tutamayacağım birkaç sözüm var. hazır giyim sektöründe tasarımcı olarak çalışıyorum ve içinde olduğum acı gerçek şu ki avrupadaki hemen hemen bütün büyük markaların üretimlerinin yanında tasarımları da ülkemizde yapılıyor. üretilen ürünler yurt dışına gidiyor markanın ülkemizdeki mağzasına yurt dışından tekrar geliyor ve bizim tasarımını yaptığımız, bizim ürettiğimiz ve 2-3 euro ya markaya sattığımız bir t-shirt 25-50 lira ya ülkemiz vatandaşına satılıyor.
Çağrı’nın bu aralar sahip olduğu elektriği fırtına öncesi sessizlik olarak algılıyorum;ona inanıyorum,çok güzel şeyler olacak.
Harika bir ropörtaj olmuş. Tebrikler Çağrı çankaya, tebrikler ibrahim eryiğit.
art direktörümü seviyorum :*)
DİĞER DÜNYA ÜLKELERİNDEN DEĞİL DE TÜRKİYE DEN bahsetmek bahsettirmek isteyen değerli gençleri umarım birileri artık duyar ve görür.çağrıcım güzel röportajında bizlerin sesi soluğu olmuşsun bunun için ayrıca teşekkürler…
tebrik ediyorum arkadaşım:)
oldukça kaliteli sorular var. bir tasarım gibi konuda böylesi nitelikli röportaj oldukça sevindirici tasarımcı olarak tebrik ederim bu rörpotajda emeiği geçenlere.açıkçası çok feyz aldım
çıkaracağı oyunu merakla bekliyorum.
Konulara doğru bakış açısıyla bakabilmek çok önemlidir, yazdıkların “behind the scenes” kısmının sadece tasarımda değil tüm işlerde entegre bir biçimde ele alınması gerekliliğini bir kez daha hatırlattı… Günümüz klon markaların dönemi ve 1 liralık t-shirt ile 100 liralık başka 1 tanesini birbirinden ayıran tek özellik, ürüne bir kimliğin kazandırılmış olması. bu da tabiki ancak bu duruş ve bakış açısıyla olacak… Belki bütün bunları zincirin halkaları gibi değerlendirdiğimizde fasoncu olmaktan kendi faconable’larımızı yaratmaya gidebiliriz… Destekliyorum ve muvaffakiyetler diliyorum…
Tebrik ediyorum seni Çağrı.çalışmalarının kalitesi ilerde çok şey yapcağını belli ediyo
bayılıdm çalışmalara papia reklamını çok tuttum mesela.tasarım ve fikir olarak çok güzel gerçeekten.tasarımcılara ayrı bir sempatim var :)))
Çağrı Çankaya süper bir röportaj olmuş bu sektör ile uğraşan bir çok kişiye örnek olabilecek konuşma bu fikirlerini kaybetmediğin sürece kazanacağına inanıyorum.
Tasarımlarınla ve kurduğun devrik cümlelerle nev-i şahsına münhasır bir yaratıksın:) KOLAY GELSİN ARKADAŞım. ”not-niye büyük harf yok-site tasarımcılarına duyurulur”
Çok çalışan, çok düşünen, çok istekli, her gün daha çok başarılı olan, çok çok çok daha da başarılı olmasını istediğim, çok çalışan demiş miydim:) çok iyi bir arkadaş, işini çok sahiplenen, bıraksalar çok daha coşacak işlerinde ve fırsat buldukça da çok coşturan işlerini, yaptığı işlerle hepimizin bildiği büyük bi firmanın ağzını çok sulandıran:) çok çalışan demiştim değil mi:)
eline fikrine aklına sağlık, daha çok adını duyacağmıza eminim..başarılar kardeşim..
basarili gördüm. takdire şayan çalışmalarından ötürü alkışlıyorum. projelerinde başarılar
çok tatlıııııı!!!ama çalışmalarda süper bi insan bu kadar dört dörtlük olmamalı…
“bir şeyler yaratmanın verdiği o zevki asla kaybetmeyin. Bolca üretmeye çalışın ve bunları çevrenize gösterip tonla geri dönüş alın. Daha çok hata yapın ve bundan korkmayın derim”. Bencede katılıyorum.çok çalışmak ve istek yaptığın işi zevkle çabalamak bize başarıyı getiren anahtar sözcükler sanırım ve ibrahim bey’in şu sorusu çok hoşuma gitdi;”Son yıllarda ‘grafik-tasarım’ kursu veren özel eğitim kurumları oldukça arttı. Parayı basan gençler komik ama ‘uzman’ oluyormuş güya. Bu durumu sen nasıl değerlendiriyorsun? 5-6 bin TL ödemeye gerek var mı?” gerçekten bende bole düşünüyorum.düşüncemde bir dayanağım var çünkü.insanlar bu gibi tuzaklara kandığını içine düştüğü bataktayken farkediyor.Ne batağı mı ;” Para kazanmak ve insanları ‘tatlı sözcükler,vaatlerle’ kandıran bir ticaret batağı (!)”.Çalışmalarıda çok beyendim gerçekten.sanıyorum portfolyoları daha güzeldir eminim.
samet çatakın yorumuna katılıyorum.aynı şeyleri düşünüyormuşuz demekki.süper bir alıntı yapmış ve yorumlamış.teşekkürler çağrı çankaya,ibrahim eryiğit,samet çatak.
tasarımla uğraşan aceminin biri :)
kalite kokuyor
röportaj da, çağrı da, çalışmaları da harika:)) tebrik ederim kardeşim, kendinden daha fazla bahsettireceğinden şüphem yok.
bi 5 sene sonraki halini ve biriktirecek olduklarını çok merak ediyorum açıkçası. umarım bir şekilde tanık olabilirim. ayrıca albüm kapaklarında da müthiş tasarımlarını görmeyi çok isterim ileride. bilmem anlatabildim mi?
örnek alacağımız kişileri burada yer verdiğiniz için teşekkür ederim başarılı gençler ekibine.bu örnekleri çoğaltmanızı istiyuorum. gerçekten çok ihtiyacımız var örnek kişilere. ben de grafikle uğraşıyorum ve bu röportaj çok bilgilendirici oldu. teşekkür ederim hepinize
oyunu sabırsızlıkla bekliyorum..
Sevgili Çağrı;
başarılarından ötürü eski ingilizce öğretmenin olarak seninle gurur duyduğumu belirtmek isterim.söyleşiyi keyifle merakla okudum,başarılarının devamını diliyorum.
ben gülsü teyzen tesadufen gördum senı tebrık ederım sana ınanıyorum
sevgili cagri, isini mi daha cok seviyorum seni mi bilmiyorum :) ozgur oldugun zamanlardaki cizgin, tutkularin, hirsin, kaliten, caliskanligin, yardimseverligin, iyiligin, buhranlarin :) … seni sen yapan guzel ozelliklerinden.. dilerim onlar karamsarligina isik tutar da seni hakkettigin yerlere getirir. basarilarinin articagina eminim de dilerim sahit olmaya da devam edebilirim kardesim. iyi ki varsin, iyi ki arkadasimsin ve iyi ki art direktorumsun :)
merhaba, yaptığınız işlerde çok başarılısınız, sizlerle yakından tanışmak isterim, bende grafikerim sizin kadar iyi olmasamda bende bu kendimi geliştirmek istiyorum ama tanıdığım olmadığından aynı yerde duruyorum.
çağrı bey sizinle nasıl tanışabilirim
Tesadüfen ismine ve portfoliona rastladım.Görsel zekana hayran olmamak mümkün değil.Adından sıkça söz ettirenlerden olma yolunda ilerliyosun sanırım.şahsen ben rasladım.Başarılarının devamını dilerim.ki Şüphesiz devam edecektir.
merhaba bende tesadüfen rastadım size.aynı liseden aynı bölümden mezunuz bölümümde grafik:) sizin yolunuzdan ilerliyorum.kendimden çok şey buldum sizde ve hayran kaldım… çalışmalarınız söylediklerinizi destekliyor.başarılarınızın devamını diliyorum.
(filiz hocama da selamlar:)
Tebrik ederim cağrı,devam…
ben birsey öğrenmek isitoyorm bn lise öğrencisiym ve grafik tasarım okuyorum
san yönetmenlğini isityorum buniçin yetenek sınawına girmek zorundamıyım acaba??
bi de bi blüme girip ondan soa mı sanat yönetmenl olunuyor
cwp werirseniz sewinirim.. simdiden tesekkürler…
bencede üretmek lazım. nasıl yurt dışlarında catfight var.Türk kadınlarıda dövüşmek istiyor aslında.ama deşifre olmak istemiyorlar.bir kapalılık var.yoksa hepimiz sapığız aslında.spor salonu gibi bi yer olmalı. dışarıya sızmadan. istekli kadınlar dövüştürülmeli.stres atmalı. agresif. bi millet olduk. bu tür yerlerde stres atılırsa. yolda caddede.aile arasında. kapışmalar olmaz…çağrı senden yeni tasarımlar bekliyoruz.zaten hep yur dışına özeniyoruz. bide kadınlarımız kapışsın bakalım. kimde ne hünerler var…
katılıyorum sana..yabancıların catfight Türkiyeye de gelmeli.hem bizim Türk kızlar daha iyi kapışıyor yabancılardan.