Genç neslin teknoloji ve bilişim konularına ilgisi oldukça fazla. Bu yüzdendir ki ÖSS dershanelerinden sonra bilişim kurslarının her geçen gün sayılarının artıyor. Hatta Türkçe’den nefret eden, okumayla bir türlü arası olmayan gençlerimizin teknoloji yazılarını büyük iştahla okumalarını anlamak çok güç değil. Zira bu konulara çoğunlukla erkeklerin ilgisi var. Söz konusu durum olduğunda ise ilgili yazıları okumak çok daha zevkli hale geliyor. Bu kaynaklardan biri ise bilgisayar ve internet dergisi PCnet. Röportajımıza konu olan başarılı genç Selim Şumlu bu derginin en genç yazarı konumunda. Kendisi gönüllü çalışmalarıyla takdiri hak ederken birçok kişinin de gönlünü kazandı. Sempatik, sevecen ve temiz kalpli bir insan olduğunu farkettiğim Selim çalışkanlığı ile başarılara koşuyor. Eminim ki kafasındaki projeleri gerçekleştirerek çok daha büyük başarılara imza atacaktır. Okumayan nesilden ise dert yanan Selim’in röportajını okumanızı temenni ediyorum.
Selim Şumlu’yu basariligencler.com okuyucularına kısaca tanıtır mısın? Kimdir, nasıl biridir ve neler yapar?
1986 Bulgaristan doğumluyum. 1989’da ailemle birlikte Türkiye’ye göç etmişiz ve kendimi bildim bileli de İstanbul’da yaşıyoruz. Şimdilik asıl mesleğim öğrencilik olarak görünüyor: İstanbul Üniversitesi’nde çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri okuyorum. Onun dışında, epey küçük yaştan beri bilgisayarlarla haşır neşirim ve bilişimle alakalı çeşitli işler yapmaya çalışıyorum: PCnet, LINUXnet ve OYUNCU dergilerinde yazarlık yapıyor ve bu dergilerin web sitelerini yönetiyorum. Vakit buldukça ilgilenmeye çalıştığım iki blog, bir podcast, bir öğrenci portalı ve daha birçok web sitesi var. Dünyanın en büyük insan yapımı web dizini ODP’de kategori moderatörlüğü yapıyorum. Çeşitli yazılım ve web sitelerinin çevirilerinde de imzamı görmek mümkün.
PCnet ve LINUXnet dergisinde en genç yazar olarak yer alıyorsun. Nedir seni diğer gençlerden farklı kılan özelliğin? Nasıl başladın bu ekipte çalışmaya?
2002’de Ersin Akman PCnet’in yayın yönetmeni olarak atandığında ben henüz 16 yaşındaydım ve kendi web sitelerimde kullanmak üzere PHP-Nuke adlı bir içerik yönetim sistemini (CMS) Türkçeye çevirmiştim. PHP-Nuke kısa bir süre sonra hem dünyada hem de Türkiye’de en çok kullanılan açık CMS’lerden biri oldu. O sıralarda Ersin Akman’dan bir e-posta aldım: PCnet’in açık kaynağa olan desteğini göstermek için PCnet.com.tr’yi PHP-Nuke gibi açık kaynak bir sistemle hazırlamayı düşündüklerini, bu iş için de özellikle gençlere şans vermek istediklerini söylüyordu. Şu anda 100.000’e yakın üyeye sahip ve Türkiye’nin en büyük bilişim sitelerinden biri olan PCnet.com.tr’yi böylece hazırlama görevi böylece bana verilmiş oldu.
Bir süre sadece web sitesiyle ilgilendikten sonra dergiye bir şeyler yazma şansı da doğdu. Acemiydim ama kendime güveniyordum, çünkü hem iyi bir kitap ve dergi okuyucusuydum ve hem de amatörce de olsa önceden bir şeyler yazmışlığım vardı. 2003’te PCnet’te ilk makalem yayınlandı. Zaman içinde PCnet’te düzenli olarak yazmaya başladım. Türkiye’nin ilk ve tek Linux dergisi LINUXnet’i 4 sayı boyunca yayına hazırladım. İngiltere’nin en çok satan bilgisayar dergisi Computer Active’i Türkiye’de çıkardığımızda hem çevirilerinde görev aldım hem de ilk sayısını yayına hazırladım. PCnet için Webmaster’ın El Kitabı adlı bir özel sayıyı yayın hazırladım. OYUNCU dergisi için de bir şeyler karalamışlığım var.
Beni diğer gençlerin hepsinden değil ama bir kısmından ayıran iki özellik olabilir: Hem yazın becerisine sahip olmak hem de iyi bir bilgisayar kullanıcısı olmak. Aslında şimdi tahmin edebileceğiniz gibi, bir bilgisayar dergisinde yazar olmak için bunların ikisine birlikte sahip olmak gerekiyor. Tabii ki ben bir edebiyatçı değilim, hatta ilk yayınlanan yazılarıma baktığımda oldukça acemi olduğumu görüyorum ve sadece son 2-3 yıldır biraz olsun olgunlaştığımı söyleyebiliyorum.
Makale üretmede çok kısır bir ülkede genç yaşında 100’ün üzerinde makalen yayınlandı. Çok okuyan ve araştıran bir yapın var galiba Selim?
17 yaşımdan beri yazdığım ve yayınlanmış makaleleri saydığımızda hemen hemen 200’ü, tanıttığım web siteleri de 1000’i buluyor. Bunların dışında çeşitli web sitelerinde yayınlanmış makaleler ve blog yazıları da var. Bunları yazabilmek için elbette bol bol okumak ve araştırma yapmak gerekiyor; ama dediğiniz gibi, bunlar zaten benim doğamda var. Kitap, dergi, gazete, prospektüs, ilan, kullanım kılavuzu, camekan yazıları, kısacası ne bulursam okurum. Araştırmaya ve öğrenmeye de meraklıyım: Küçükken tematik ansiklopedileri açıp okurdum, artık interneti kullanıyoruz tabii. Örneğin geçenlerde bir TV kartını sistemime kurarken PAL-BG adlı yayın standardının nasıl çalıştığı aklıma takıldı, hemen Wikipedia’yı açıp okudum. Sadece bilgisayarla ilgili değil, hayatımda herhangi bir şeyle ilgili bir problemle karşılaşırsam cevabını kimseye sormam, hazıra konmaya çalışmam, çözümü mutlaka kendim araştırırım. Tabii bu durumda bazen yabancı dil bilgisi şart oluyor, çünkü Türkçe kaynaklar genellikle yalnızca temel bilgileri içeriyor ama detaylı bilgi edinmek isterseniz çoğu zaman yabancı bir kaynağa başvurmak şart oluyor.
En bilinen Google olmak üzere birçok popüler programların Türkçe çevirimini de gönüllü olarak yaptın. Bu çok anlamlı bir iş bana göre. Peki global bilişim şirketleri çok kullanılan bir dil olan Türkçeye değer vermiyor mu sence?
Ben hem Türk dilini internette ve bilişim dünyasında en güzel şekilde temsil etmek, hem de yabancı dil sıkıntısı çeken bilgisayar kullanıcılarının dertlerini biraz olsun hafifletmek için elimden gelen çabayı gösteriyorum. Özellikle popüler olduğunu düşündüğüm ya da olacağını öngördüğüm açık kaynak ya da ticari projelere yönelerek bu projelerin Türkiye’de de kullanılabilir hale gelmesini sağlamaya çalışıyorum. Bu amaçla çevirilerini kısmen ya da tamamen üstlendiğim Google, Kaspersky Internet Security, PHP-Nuke, Facebook gibi ürünlerin Türkiye’deki başarısı beni de sevindiriyor.
Bilişim şirketleri Türkçeye değer veriyor ya da vermiyor gibi bir genelleme yapmak herhalde pek doğru olmaz. Türkiye’de orijinal yazılım ve oyun satışının ne kadar az olduğunu hepimiz buluyoruz. Dolayısıyla Türkçe ne kadar çok konuşulan bir dil olursa olsun, Türkiye’de ne kadar çok oyun oynanırsa oynansın, şirketler ürün satamadıkları bir pazara daha fazla yatırım yapma gereği görmüyor. Buna rağmen ürünlerini Türkçeye çevirerek hem yerli kullanıcıları memnun eden hem de satışlarını tahminimce bir nebze artırabilen şirketler var ki onları da tebrik etmek lazım. Ücretsiz ve açık kaynak yazılımlarda Türkçe desteğinin neden daha fazla olduğunu da aynı gerekçeyle açıklamak mümkün: Bedavayı seviyoruz; ve ne yalan söylemeli, yazılımların çoğu bizim milli gelir düzeyimize göre biraz pahalı.
Günümüz dünyasında web portallarına olan gereksinimin artması, web tasarım eğitimi veren kurumların ve dolayısıyla web sitesi yapanların mantar gibi çoğalmasına sebep oldu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun? Mesleğin hâlâ çok parlak ve getirisi olduğunu mu düşünüyorsun yoksa suyunun çıktığını mı?
Spesifik olarak “portal”lara ihtiyacın arttığını düşünmüyorum; aksine, bence portallar giderek zayıflıyor ve kullanıcılar daha tematik sitelere yöneliyor. Ama Türkçe web’de hala inanılmaz bir içerik eksikliği var. O yüzden hem içerik hem de işlev bakımından yenilikler sunan web sitelerine gereksinim var ve bilgiye olan açlığımız arttıkça bu gereksinim de artıyor.
Bunların yanı sıra artık kurumlar da internetin önemini anladı ve herkes web’de az çok yer sahibi olmak, kendini gösterebilmek istiyor. Haliyle bu ihtiyaç yeni ve popüler meslekleri doğuruyor: web tasarımcılığı, web programcılığı ve webmaster’lık. Bence bu meslekler henüz suyu çıkamayacak kadar yeni ve getirileri hiç de fena değil.
Gidişata göre okuduğun Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünün dışında kariyerini sürdüreceksin sanırım. Hedeflediğin şeyleri paylaşabilir misin bize?
Şu an için öyle görünüyor, ama günümüzde hangi alanda kariyer yapmak istersen isteyelim bir üniversitesi diploması şart. Benim hedefim, tahmin edileceği gibi, bilişim alanında ilerlemek. Ayrıca yapacağım iş mutlaka yaratıcılık içermeli ve kendi sınırlarımı zorlamalı, üretici olmalıyım. Ürettiğim şeyler başkalarına fayda sağladığı zaman ben de mutlu oluyorum; o yüzden, örneğin PCnet aracılığıyla on binlerce okura ulaşabilmek ve onlardan gelen geri dönüşleri okumak benim için çok tatmin edici. Masa başında oturup bütün gün form doldurmak bana göre değil.
Şu anda sürdürdüğüm birtakım amatör projelerim var ama ancak tam zamanlı çalışmaya başladığım zaman vakit ayırabileceğim, çok daha orijinal ve beni heyecanlandıran birçok fikir de var aklımda. Bunların en azından bir kısmını önümüzdeki yıllarda hayata geçirmek istiyorum.
Türk gençliğini genel anlamda nasıl bulduğunu merak ediyorum.
PCnet’e ve kişisel sitem üzerinden bana gönderilen e-postalara baktığımda, çeşitli forumlara ve web sitelerine göz gezdirdiğimde vahim olduğunu düşündüğüm bir sonuçla karşılaşıyorum: Okumuyorlar. Okumamanın bir sonucu olarak çoğu kişi doğru dürüst yazamıyor ve kendini ifade edemiyor. Bunu başarıyla giden yolda bir engel olarak gördüğümü söyleyebilirim.
Alanında başarılı bir genç olarak genç arkadaşlara buradan tavsiyelerin neler olacak?
Şu ana dek İngilizce bilgimin anlatılamayacak kadar fazla faydasını gördüm ve kariyerimde bana çok önemli bir avantaj sağladığına inanıyorum, dolayısıyla herkese yabancı dil bilgisini mümkün olduğunca geliştirmesini öneriyorum. Günümüzdeki bilişim alanında iş yapacak biri için İngilizce bilmek kaçınılmaz; ama sadece bilişimle ilgili değil, birçok farklı konuyla ilgili önemli kaynaklara da sadece İngilizce olarak ulaşılabiliyor. Dolayısıyla bunlardan faydalanamayan arkadaşlar belki de hevesli olmalarına rağmen istedikleri bilgiyi edinemiyor. Bunu kendi arkadaşlarıma ve benden yaşça küçük tanıdıklarıma da her zaman söylüyorum: İngilizce müthiş derecede önemli ve mutlaka iyi şekilde öğrenilmeli.
Öte yandan, ODP’ye gelen site önerilerinden de görüyorum ki boş, gereksiz, kopya içerikli web siteleri hazırlayarak -bence- zaman öldüren büyük bir kesim oluşmuş. Bu sitelerin çoğu bir süre sonra internet çöplüğünü boyluyor ve kendilerine harcanan zaman heba olmuş oluyor, küçük bir kısmı da aldatıcı yollarla AdSense gibi reklam sistemlerinden gelir elde edebiliyor. Ama her halükarda bu sitelerin başarıya ulaşması ve sahiplerinin kariyerine katkıda bulunmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. O nedenle web sitesi sahibi olmak isteyen hevesli gençlere orijinal bir fikir bulmalarını ve özgün içerik üretmelerini tavsiye ediyorum. Web’de başarılı olmak ancak bu şekilde mümkün olabilir.
Son olarak ise kitaplaşacak projemizi nasıl buldun? Projemizin web yayını olan basariligencler.com için eleştiri ve önerilerini alabilir miyim?
Bu kitap doğru kişilere ulaşır ve en azından birkaç kişiyi daha başarıyı yakalamak için motive ederse, ne mutlu kitabın birer parçası olan bizlere. Kitap okuma potansiyeli düşük olan bir ülkede, hedef kitleye web üzerinden de ulaşmaya çalışmak akıllıca bir çözüm.
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Dergiden takip ediyorum. Sağolsun çok güzel ve faydalı yazıları var. Ona teşekkür etmek lazım. Genç yaşında bir dergide yazar olmuş.
Selim Şumlu genç yaşına rağmen büyük bir adam.İlerleyen zamanlarda çok büyük işlere imza atacağından eminim.Allah yolunu açık etsin.
Çok başarılı bir hikaye tebrik ederim başarılarının devamını dilerim.
Geçen hafta Selim Şumlu’nun adını sayfanızdaki linkten gönderecektim ama e-posta göndermeye üşendim. Şimdi adını göndermek için girdim ve bu röportajı gördüm. Gerçekten çok güzel olmuş.
Selim Şumlu’yu tebrik ederim, çalışmalarını ilgiyle takip ediyorum.
Webde bir idol…
Selim’i uzun zamandır tanımama rağmen kısa zaman önce yazışmıştık. Yer ve gök birbirine karışsa da kendi alanındaki yükselişi her zaman devam edecektir. Tekrar başarılar adamım.
Selim Şumlu’yu dergiden tanıyorum bence yaşına göre oldukça başarılı.. Aynı zaman da biz gençlere iyi bir örnek..
Yeni PCNet Dergisinin Web Master dergisini aldım ve çok beğendim. Selim Şumlu’ya bu dergi çalışması için teşekkür ediyorum.
PCnet’te Ayın Siteleri bölümünden takip ediyorum Selim Şumlu’yu. Gayet başarılı yürütüyor görevini…
Selim Şumlu’yu şu ana kadar seni tanımıyor hakkkında hiçbir bilgiye sahip değildim; fakat röportajını okuduktan sonra ağzım açık kaldı… Ben de aöf_çeko okuyorum gelgör ki çok bir bilgiye sahip olmadan körü körüne okuyorum. Seni tebrik ediyorum ve bundan sonra seninle ilgili haber kaçıracağımı sanmıyorum.
Bence hepsi birbirinden saçma.
Selim Abi’yi yıllardır takip ediyorum.. Ne yalan söyleyeyim yaptıklarını hayranlıkla takip ediyorum.
Selim Şumlu hakkında pek bir bilgiye sahip değildim. Sadece pcnet.com.tr internet sitesini hazırladığını biliyordum. Donanımhaber’de bir üyenin imzasında bu siteyi görüp girdim ve ilk baktığım röportaj bu oldu. Son 3-4 yıldır CHIP dergisini, son 1-2 yıldır ise CHIP ile birlikte PCNet ve PCMagazine dergilerini takip eden; ileride yazılım alanında çalışmalar yapacak olan ve liseye yeni geçmiş olan biri olarak Selim Şumlu’yu Selçuk İslamoğlu(chip.com.tr’yi hazırlayan kişi ve CHIP internet projeleri uzmanı) ile birlikte idolüm olarak alıyorum.
Güzel bir röportaj olmuş. Bu günlerde böyle yazıları çok okudum ve insana girişimcilik ruhunu kazandıran yazılar okuduktan sonra, insan hemen bir yerlerden başlamalıyım ya da kendimi geliştirmeliyim diye düşünüyor.