Sizi bilmem ama ben şiirin, edebiyatın en zor türü olduğuna inanırım. İhtisas alanı yapmadan, imgelerin sözcüklerle harmanlaşması gerçeğini es geçerek tekerleme maharetiyle(!) bu edebi türü seviyesizleştirdik ne yazık ki. Güya cümlenin son yüklemi/kelimesi kafiyeli ise yurdum insanı şair olmuştur kendi diliyle… Neyse, söz konusu şiir olunca söyleyecek çok sözüm yok, zira pek ilgi alanımın olmadığını itiraf etmeliyim. Ancak Gonca Özmen gibi şiiristanın prensesi ile tanışmamla biraz olsun şiire olan sempatim arttı diyebilirim. İlk buluşmamızdaki sıcaklığı ve şairliğin verdiği olgunluğu/dinginliği ise beni imrendirdi doğrusu. İstanbul’un kaosundan uzak bir yaşam sürdüğü için de… Kendisi 27 yaşında. Ve yayınladığı kitaplarıyla şiir dünyasına büyük ses getiren şair olmayı başarmış. Benim başarım ise, kendisi ile tanışmam…
Öncelikle Gonca Özmen’i Başarılı Gençler okuyucularına kısaca tanıtabilir misiniz?
Yaşasın 3. tekil şahıs! Gonca Özmen 1982 yılında Burdur’un Tefenni ilçesinde doğdu. İlkokulu Tefenni’de, ortaokul ve liseyi ise Burdur Anadolu Lisesi’nde bitirdi. 2004 yılında İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu ve yüksek lisansını >>>
“Genç” ve “siyaset” kelimelerini yan yana getirdiğimizde sizde ne gibi çağrışımlar uyandırıyordur kim bilir? Kimimize göre birbirlerini iten iki zıt kutup, kimilerine göre birbirlerini çeken mıknatıs, kimilerine göre de ateşle barut ikilisi…
Özellikle 1980 askeri darbesinden sonra gençlerin apolitikleşti(rildi)ği söylenir. Bir nevi bilinçli bir şekilde yapılan bu illegal sistematik planlarla gençliğin içi boşaltılmaya çalışılmış, gençlerin gözlerini farklı farklı mecralara diktirilmeye çalışılmıştır. Kimi zaman da gençlik ve siyaset arasındaki ilişkiye iki düşman gibi de >>>
Emre/19: Ben üniversiteyi kazanamayan bir gencim Psikolog Abi. Derslere karşı bir soğukluğum var. Bilgisayar oyunu hastasıyım bu arada. Çaresizim…
Psikolog Abi: Merhaba Emre. En çok hangi oyunları seviyorsun? Fifa 2009’sa benim de diyebileceğim bir şey yok. Ne oyun yapmış adamlar! Fifa 2009’un muhteşem grafikleri senin kendini teselli enstrümanın olmuş Emre. Üniversiteyi kazanamayınca kendini alkole değil de Fifa’ya vurmuşsun. Tek çıkar yolun üniversite olmadığını sana birileri söylemeli. Hemen bir B planı yap, bak bakalım Fifa’dan başka hangi sahalarda gol atabilirsin? Ya da de ki; yok yok ben bir daha denemeliyim. O zaman şartları da buna göre hazırla. Mesela Fifa’yla efendi efendi el sıkış. Sınavdan sonra >>>
Bu köşe yazıyla ne “Türkçeyi koruyalım” serzenişinde bulunmak istiyorum, ne de “Türkçeye sözcük kazandırmamız lâzım” diyerek küstahlık yapmak… “Dilimizi Koruyalım!” “Türkçemiz Turkcheleşmesin!” gibi kuru sloganlar da umrumda değil. Lafla peynir gemisi yürümüyor… Yaşayacaksın, yaşatacaksın! Gerisi mide almayan şeyler… Soruyorum Türkçe’yi sevmeyen vatan evladı var mı ki? Elbette yok! O zaman sorun nerede peki?
Bitsin artık bu sonu gelmez Türkçe avukatlığı(!). Varsın dilimizi zenginleştirecek Arapça da, Farsça da, Fransızca da bizimle kalsın, varsın İngilizce kelimeleri de bize kazandıralım. Yani meselenin özü tahrip etmemektir, kazanmaktır demek istiyorum. Kaldı ki küreselleşen ve bilgi/kültür akışının hızla aktığı bir dünyada bundan kaçınmamız imkânsız. >>>
Tülay/22: Az zor şeyde hemen stres yapıyorum. Sanki hayatımda her şey her zaman yolunda olacak. Yanlış düşündüğümün farkındayım ama yenemiyorum bu özelliğimi. Ne yapmalıyım?
Psikolog Abi: Merhaba Tülay. Stres yapmayı stres yapmasan derdim sana ama “Psikolog Abi” dediler bir kere ne yapalım gevelicez bir şeyler. Ama bak geveledikten sonra da mevzu stres yapmasan iyi olacaka çıkacak. Ben sana kısa yolu söyledim. Şimdi gel bi de uzun yola bakalım.
Stres aslında insan bünyesinin dışarıya yönelik verdiği en adam akıllı tepkidir. Bünyenin stres tepkisinin Türkçesi şudur: “Durum sakat, dikkat et, her an bir pislik çıkabilir. En iyisi mi gel sen tetikte ol”. Evet stres, bir tetikte olma halidir. Mesela stres anında kalp hızlı vurmaya başlar ki kan dolaşımı hızlansın, kaslara daha fazla kan gitsin. Çünkü kaslara her an iş düşebilir (ya tabana kuvvet ya da hücum demek için). Ya da >>>
Bir insanın kanında varsa girişimcilik, bunu durdurmak ne mümkün! Başarı da ‘o’ girişimciliğin sonucu nitekim. Ve ortada başarı öyküsü varsa çoğu girişimci kişilerce yazılmıştır zira. İşte Başarılı Gençler öyküsünün yazarlarından birisi de Mert Akel. Şu an 27 yaşında ama ‘reel’ yaşı 27′den daha fazla bana göre. ÖSS’de aldığı dereceli başarı başını döndürmemiş olacak ki, ilk şirketini üniversite öğrencisiyken kurmuş. Büyük servetini de kurduğu Akel Kimya ile edinmiş. Şimdi 9G şirketinin ortağı.
Şirket ortaklığını, akademisyenliğini bir kenara bırakırsak, Mert’i insancıl kişiliğiyle tanımlamam lâzım. İlk tanıştığımızda sanki yıllarca arkadaşlığımız varmış gibi bir intiba edindim. İddia ediyorum göründüğünden çok daha samimi, keyifli ve sevecen bir insan.. Milyon dolarlık sermayenin kibir ve kompleksi yok dersem çok mu abartmış olurum bilemiyorum; ancak sıradışı bir mütevazılığı var. Bu arkadaşlığımızla da hep onur duyacağım. Sevgili Mert’in şiirle olan bağını bildiğim için ona şu notu düşmek istiyorum: Şiirlerini takip ediyorum Mert. :)
Mert Akel adından sıkça bahsettirdi; fakat Başarılı Gençler okuyucusu için bir kez daha kendini kısaca tanıtabilir misin?
1981 Çorum doğumluyum. 1999 yılında Sabancı Üniversitesi’ne ÖSS’de aldığım derece ile onur burslu olarak girmeye hak kazandım. 2003 yılında okulda gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonunda yüzeyi kir tutmayan malzeme konusunda aldığım patenti >>>