Bir sanat eseri ortaya çıkarmak kolay iş değil doğrusu. Türkiye gibi bir ülkede alıcı olmadığı zaman ise bu iş daha da zorlaşıyor. Bazı meslekleri icra etmek için salt yeteneğin yeterli olmadığını, zihnini ve bilgini zorlaman da gerektiğini hepimiz biliriz. Bu mesleklerden biri de animasyon yönetmenliği bana göre. Ben de böyle bir işi en iyi icra edenlerden biri olan Kerem Hünal’la röportaj yapayım istedim. Kendisi kaliteli yapımlara imzasını attığı Stunbull ajansının sahibi. GORA filminde de emeği olan Kerem, animasyon alanında projeleriyle Türkiye’de çok konuşulacağına inanıyorum. Şanslı izleyiciler olarak bir kısmını gördüğümüz ‘Kayıp Armağan’ uzun metrajlı animasyon filmine adamış şu sıralar. Umarım bitirir ve hak ettiği karşılığı bulur.
Meslektaşı Gökhan Okur’la ziyaret ettiğimiz Kerem’e, ortağı olduğu Zazie restoranındaki yemek ve gösterdiği misafirperverlik ve sıcaklığı için özel teşekkürlerimi sunar, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Kerem Sami Hünal’ı kısaca tanıtır mısın Başarılı Gençler okuyuclarına?
1980 İstanbul doğumluyum. Liseye kadar Boğaziçi Lisesi’nde eğitim gördüm. Bu sıralarda derste hep resim çiziyorum diye kovulmamdan sıkılan anne ve babam İskoçya’da derslerde de çizim yapabileceğim, neredeyse askeri bir okul olan Gordonstoun Lisesi’ne yolladı. >>>
Gönderen: İbrahim Eryiğit Alan: Kişisel gelişimci
Kişisel gelişim de ne oluyor acaba? Sihirli bir tedavi mi, yoksa fanteziden mi ibaret? İnsani hislerin açlığını doyuran bir tür terapi mi? Ya da başka sahanın alanına girerek, uzman kisvesiyle sendrom yumuşatıcısı mı? Öğrenme biçimimize doğrudan etki eden arıza mı giderici? Yahut kapitalist liberal ekonomi sistemine sızan ticari istismarın tezahürü mü? v.s. v.s.
1970′lerde Dünya’da, 1990′lı yıllarda ise Türkiye’de baş gösteren kişisel gelişim, hayranlarını arkasından sürüklemeye devam ediyor. İnanıyorum ki; bu hayran kitlesinin çoğu da genç. Nitekim, seminerlere iştirak eden topluluğa göz attığınızda >>>
İl ve ilçe belediyelerin gençlerin projelerine kapı aralaması yakın zamanda gerçekleşmeye başladı. İnovasyon fikirleriyle çok şey üretmeleri ise yöneticilerin takdiri kazanmaya yetti. İşte burada gözlemlediğim bir şey var: Artık, halka hizmet kurumlarında yönetim kadrosu gençleşiyor, taze kanların orijinal projelerine itimat ediliyor.. Çalışmaları ve ürettiği projeleriyle güven veren gençlerden biri de Selim Çavuş. Hiçbir maddi bir beklenti ve karşılık almadan, yani gönüllü olarak BAYGEM(Bayrampaşa Gençlik Merkezi) Proje Grubu başkanlığı yürütüyor. Doğrusu 2 yılı aşkın sürede maddi gelir elde etmeden göstermiş olduğu çalışkanlığı ve fedakarlığı beni şaşırttı. Proje Grubunun Gençtival festivalinde Genç Birleşmiş Milletler organizasyonu ile dünyada bir ilki yapmalarına ise şaşkınlığım daha da arttı. Kendisi de buna şaşırmış olmalı ki; “Bunu biz mi yaptık” diyor.
Evet efendim, sıcakkanlılığı, samimiyeti, işine gönülden bağlılığı ve güzel işler yapabilme heyecanı ile Selim’e gönül bağımın olduğunu buradan paylaşmak isterim. Proje grubundaki ekip arkadaşlarına da teşekkürü borç bilirim…
Kimdir Selim Çavuş? Kendini kısaca Başarılı Gençler okuyucularına tanıtır mısın?
24 Ocak 1984 İstanbul/Bayrampaşa doğumluyum. Fatih Üniversitesi İngilizce Matematik Bölümü’nde eğitim hayatıma devam ediyorum. Üniversitemin Kariyer Planlama Merkezi’nde kariyer danışmanı ve Genç Kariyer Dergisi’nin genel yayın yönetmeni olarak çalışmaya başladım. Sıra Dışı Yaşam Derneği ve Avrupalı Girişimciler >>>
“Böyle olacağı baştan belliydi, ben kaybedeceğimizi tahmin etmiştim” diye başlar toplumumuzda cümleler, uluslararası spor yarışmalarında gelen başarısız sonuçların ardından… Her zaman antrenör suçludur, sporcumuz yeterince iyi çalışmamıştır bu zihniyete göre. Hiçbir zaman gerçek anlamda sorgulanmaz başarısız sporcunun hikâyeleri. Beceriksiz damgası vurulmuştur bir kere, neden böyle olduğunun hiçbir önemi yoktur. Bilmezler olimpiyatlara hazırlanan bir Türk sporcunun sokak aralarında idman yaptığını.. Umursamazlar elinde basketbol topuyla haftasonu okulunun bahçesine koşan gencin kapıdan geri çevrilmesini.. Oyun alanı olarak tasarlanan okul bahçesinin her >>>
Bilim ve proje üretme kısırı olan Türkiye, saçma çekişmelerle enerjisini tükete dursun, genç nesil ümidimizi tazeliyor. Acaba bu sizi heyecanlandırıyor mu bilmem; fakat ben bu heyecan ile İTÜ kapısından girdim, güneş arabası projesinine az da olsa sosyal sorumluluğumu yapmamın heyecanı ile çıktım. Bilim üretme yuvası İTÜ’den üniversite öğrencileri Türkiye’nin vizyonunu ortaya koymuşlar tüm güçleriyle. Her ne kadar üniversite ve sponsorlardan yeterli maddi destek bulamasalar da inançlarını koruyarak projelerini geliştirmeye devam ediyorlar. Doğrusu, bu durumun kendilerini ateşleyeceğine ve olumsuz yanıt veren kurumu/şirketi mahcup edeceğine inanıyorum ben.
Evet efendim, amfide hocalardan ders almış gibi olduğum Güneş Arabası Projesi’nin ekip başkanı Burak Aliefendioğlu ve Yusuf Adıgüzel’in samimi röportajı, umarım bazılarına da mesaj olur buradan.
Kendinizi ve ekibinizi tanıtır mısınız Başarılı Gençler okuyucularına?
Burak Aliefendioğlu: 19 Aralık 1986 İstanbul doğumluyum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudum. Sonrasında İTÜ Elektik Mühendisliği Bölümünü kazandım ve şu an 4. sınıftayım. Ekibe 2007 senesinde katıldım ve en yakın arkadaşlarımı da ekibe >>>
Ülkemiz, “alanında başarılı gençler yetiştirme” sloganları ile yürürken, bu bireylerin toplumdaki yerlerine karar vermelerini sağlayacak önemli sektör ve kuruluşlar, gençliği güvensizlik çukuruna çoktan düşürmüş durumda. Bu yazıyla, bunlara dair isim, görüş ve kuruluş bildirmiyorum. Bunun ne önemi var ki? Sonuçta neslime zararı dokunması konusunda Türkiye’deki birçok görüş, lider ve kuruluş ortak noktada buluşabiliyor nihayet… Burada ele almak istediğim sektör: Medya.
Günümüzdeki medya patronları ve terfi-teşekkür heveskârı yazar-çizer kadrosu(hepsi demek haksızlık) paranın yönüne ve patronuna göre yazılar yazıyor, >>>