7 Nisan 2008 tarihinde başlamıştık seyr-ü seferimize. Şu an itibariyle ise tam 2 yıl olmuş ve bir bebek gibi üstüne titrediğimiz Başarılı Gençler projesi istikrarlı şekilde yoluna devam ediyor.
İşin doğrusu 2 sene pek de kolay geçmedi. Tek sebebi nitelikten ödün vermemek için sergilediğimiz ilke ve hassasiyetlerimizdi. Röportajını yapacağımız başarılı gençlerimizi seçiciliğimiz, köşe yazılarının yayın kalitemize uygunluğu, düzenlediğimiz yarışmalar, toplu tartışmalar ve portalımızın tasarımının içeriğimize aykırı olmaması… Hepsi başlı başına yoğun bir emekti, yükümlülüktü. Nitekim medyadan, entelektüel kişilerden ve hepsinden önemlisi genç okuyucu ve takipçilerimizden geçer not almamız işimizi doğru ve güzel >>>
[Dosya Konusu-3] Bu dosya konusunda çerçevesini çizmeye çalıştığımız tartışmanın mihenk taşı “aidiyetlerimiz”dir. Bir genç olarak aidiyetlerimiz. Bu doğrultuda sormamız gereken, “Biz neye aidiz?” ya da “Bana ait olan şeyler nelerdir?” sorusudur.
Elbette, bu gibi soruların tek bir cevabı olmasa gerekir. Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler’inde incelediği gibi, insan kimliğini oluşturan ögeler hiçbir zaman tek’e indirgenemez, indirgenmemelidir. Bunun da ötesinde, aslında bir genç aidiyetlerini nereye/neye göre belirler?
Bunun gibi sorular sadece otokritik yapmak için değil, aynı zamanda “çevre”yi de anlamlandırmak için gereklidir. Çünkü her şey insanın kendi doğası içinde gerçek-leş-mektedir. Çoğu kadim öğreti de bu, veciz bir ifade ile “kendini bilme” ilkesi içinde >>>
Bilişim sektöründe inovasyona verilen önem neticesinde pek çok buluş, iş sahası, meslek vb. doğdu. Bu yaşadığımız evrim, teknoloji çağında fazlasıyla hissettirdi kendini nitekim. Özellikle yazılım, programlama vb. baş döndürücü hızda gelişim gösterirken, gençlerin bu sektöre eğilimi arttı. Elbette, bu söz konusu mesleklerin yüksek gelir vaadetmesi bu eğilimin(tercihin) en önemli sebeplerinden biri arasında. İşin doğrusu, tercih nedenleri bir yana, erken yaşta yönetici, genel müdür, iş adamı, ceo posizyonuna erişiverdi genç arkdaşlarımız.
Genç yaşında başarılı bir yönetici olanlardan biri de Ömer Ekinci. Henüz 25 yaşında ve sektörün öncü şirketlerinden Desnet Yazılım ve Vodera Türkiye’nin kurucusu ve yöneticisi. Motivasyonu yüksek tutan, rekabetten beslenen Ömer kanımca girişimciliğini de çeşitli argümanlarla geliştiriyor. Bundandır ki, bu başarısını İTO-Müsiad işbirliğiyle yapılan Uluslararası Girişimcilik Kongresi’nde Yılın Genç Girişimcisi 2009 ödülü ile tescilledi.
Ömer Ekinci kimdir? Bize kısaca kendini tanıtabilir misin?
1984 yılında Erzincan’da doğdum. 92′de büyük Erzincan Depremi’ni yaşadım, 97′de ailemle İstanbul’a göçtük, 98 yılında liseye başladım ve aynı yıl küçük yazılımlar geliştirip küçük işyerlerine satmaya başladım. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni >>>
One Dergisi, Başarılı Gençler proje editörü İbrahim Eryiğit ile yaptığı röportajı yayınladı. Başarılı Gençler projesi ve gençliğe ilişkin samimi söyleşiyi okumak için tıklayın:
http://www.onedergi.com/2010/01/basariligencler-com-editoru-ibrahim-eryigit/
[DOSYA KONUSU-2] İnsan, neden üretmeye(tohum ve hayvan evcilleştirmeye, yerleşikleşmeye) başlamış bilmiyoruz! Doğal olarak, olasılıklar yelpazesinin elinden çıktığı bir dünyaya adım attığınaysa eminiz. Olasılıkların elinden çıkması sebebiyledir ki, hep “düzenleme” uğraşı ile meşguldür.
Ancak bu meşguliyet bazen öyle bir hâl alır ki -ideal düzen- arayışı bir yeryüzü cenneti arayışına dönüşüverir. İdeal düzen, çarkların doğal akışın girdabına karşı kürek çekmeye yeltendiği bir beyhudeliktir. Aliya’nın tabiri ile söylersek, insanlık tarihinde “dram” içkindir.
Bu bağlamda en önemli yer, her çağda olduğu gibi yine “devlet”e aittir. İnsanlık tarihinin köşe taşı olarak, devlet. İdeolojilerin yeri de “devlet” kavramını anlamaktan >>>
Fotoğraf, makinenin deklanşörüne basıp nitelikli bir anı ölümsüzleştirme sanatı değil, salt bakış açısını resmetmedir bana göre. Öyle ki kullanılan bilumum argümanlar yerine; zihin koridorlarımızdaki çağrışımlar nitelikleştirir onu. Bu sebepledir ki, direkt komposizyonlardan ziyade -dolaylı- yoruma açık olması ilgimi çeker. Keza, çiçek, böcek fotoğrafçılığı yapan sözüm ona sanatçılar ise hiç ilgimi çekmez. Dolayısıyla sanatın uçsuz sınırlarına yolculuğa çıkaran fotoğraf sanatçılarına imrenmişimdir hep. Bu kişilerden biri de genç sanatçı Elif Sanem Karakoç. Kendisini yaşından ötürü olsa gerek fotoğraf sanatçısı olarak görmüyor; ancak ben bunu mütevazılığına yoruyorum. Henüz gencecik, 19 yaşında. Lakin çalışmaları Elif’i çok daha büyük gösteriyor. Çeşitli sergilerde de sergilenen fotoğrafları tekipçilerinden büyük beğeni topladı. Şimdi ise sıra röportajında…
Kısaca Elif Sanem Karakoç’u tanıtabilir misin? Kendini nasıl tanımlıyorsun?
1990 İstanbul doğumluyum. Genelde kendimi tanıtmakta çok zorlanıyorum. Ressam bir baba, grafiker bir anne ve yine grafiker bir ağabeyden oluşan sanatkar, sanatsever ailem sayesinde resim ve fotoğraf yeteneklerimi keşfettim. Liseyi Avni Akyol Güzel >>>