Medyada cinayet: 5 ölü “N”, 1 yaralı “K”

Kategori:Genç Köşe | Tarih:21/10/08

Ülkemiz, “alanında başarılı gençler yetiştirme” sloganları ile yürürken, bu bireylerin toplumdaki yerlerine karar vermelerini sağlayacak önemli sektör ve kuruluşlar, gençliği güvensizlik çukuruna çoktan düşürmüş durumda. Bu yazıyla, bunlara dair isim, görüş ve kuruluş bildirmiyorum. Bunun ne önemi var ki? Sonuçta neslime zararı dokunması konusunda Türkiye’deki birçok görüş, lider ve kuruluş ortak noktada buluşabiliyor nihayet… Burada ele almak istediğim sektör: Medya.

Günümüzdeki medya patronları ve terfi-teşekkür heveskârı yazar-çizer kadrosu(hepsi demek haksızlık) paranın yönüne ve patronuna göre yazılar yazıyor, haberler yapıyor ve sanki anons ettiği haber, dünyanın tek gerçeği imiş gibi bas bas bağırıyorlar.
Belli ki düşünmedikleri bir şey var: Gençlik… Şimdi bu 5N 1K’yı elimizden alan taraflı medya ve onu takip eden izcileri 5N 1K* kavramını bizden saklarken ya da farklı kullanırken aynı silahla onları avlama ihtimalimizi unutuyorlar. Bize bedava yemek yedikleri lokantaları övüyorlar, tuttukları takımı ön plana çıkarıyorlar, küfürleri havada uçuşturup video sitelerinde reytingler kırıyorlar, onun başörtüsü, bunun şapkası, mini eteği, o laikçi, bu dinci gibi ortalık karıştıran ama içine indiğinizde sadece “ortalık karıştıran” söylemler atıyorlar.

Herkesin adı gibi bildiği bir gerçek var: TV izleme oranları düşüyor. Neden? Zira, bilgisayar ve internet kullanma oranı artıyor, sinemalar ve bilgisayar başları kuşatılıyor, sınırsız arama motorları var. Yani alternatifiniz çok.. Çünkü bunu yapanlar genç!
Altı adet sorunuzu geri almanız dileği ile. Saygılarımla..

Yazı: Mihraç Cerrahoğlu

*5N 1K: Haberin öğelerini oluşturan “ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim?” sorularını içerir. Günümüzde iletişim fakültelerinde ve bazı habercilik kitaplarında kaynağı belirten “nereden” unsuru da eklenerek 6N 1K olarak kullanılmaktadır. (Kaynak: Vikipedi)

Toplam 18 yorumcu katıldı.

merve:

makaleyi beğenmedim.

özgür gökalp:

Aynen katılıyorum mihraç bey. günümüz medyası tam bir cinayet medyası. biz gençler bunu tersine çevirecek bir potansiyele sahibiz. böyle düşünüyorum. yazı için çok teşekkürler

yorumcu:

bence çok saçma bir yazı olmuş. zaman gazetesi sizi desteklediği için öyle diyorsunuz sanırım.

Editörün notu: Söz konusu yazıyı saçma bulmanız çok demokratik ve özgür düşünce hakkınız… Buna saygımız var.
Fakat fikrinizi gazetede çıkan haberimizle ve gazete ile bağdaştırmanızı ise biz de çok saçma bulduk! Yakında çok farklı çizgileri olan basında haberlerimizi gördüğünüzde de çok şaşıracağınızı umuyoruz.

emrah seçen:

5n 1k hakkında pek bilgim yok (özellikle izlediğim olmadı yani) ama makalenin genel anlamda medya hakkındaki anlatmak istediği yerinde tespitler var… ama anlayana:)

nurettin özdoğan:

NOKTA.
Bu yazıya başka ne yorum eklenebilir ki… Kalemine ve yüreğine sağlık mihraç abi.

Mihraç cerrahoğlu:

‘yorumcu’ isimli okuyucuya: ben yazımda üstüne basa basa söyledim tarafın bir önemi olmadığını. Ayrıca biz de mediasa (ztv-fashion tv) olarak da websitemiz de, kanalımızda bu girişimi(Başarılı Gençler projesini) haber yaptık. ve fashiontv ile zaman gazetesinin çizgilerini ve özellikle Demet sabancı ile zaman grubunun çizgilerini aynı görmemiz saçma gibi geliyor bana üzgünüm :)
biz bir eğitim kanalıyız ve biz bile zaman zaman hatalar yapabiliyoruz. yani burada ben kendimi de katarak çemberi eleştirdim. bu durumda içindekileri detaylarıyla siz araştırırsanız yazıdaki son temenni yerini bulur bana göre. Saygılarımla

derya demirci:

Almış cevabını yorumcu. :))) korkak olduğu da belli. yazınızı önemsiyorum ve katılıyorum.harika bir düşünce yazısı olmuş.

yorumcu:

süper bir makale olmuş. anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az… :)

yorumcu:

yetişemeyen gençliğin tek sebebini medyaya yükleyen bu yazı okunduktan sonra o kadar çok soru işareti doğuruyor ki kafada yazının ne anlatmak istediği bir anda ortadan kayboluyor…(belki de yazarın amacı budur kim bilir…)
ancak ve ancak belirtmek isterim ki, gençlik ne kadar masum?
gerçekten çalışmak için mücadele veren, üniversite hayatı boyunca kendini zora sokup bir yandan okuyup bir yandan çalışan gecesini gündüzüne katan kaç öğrenci var?
Kazandığı üniversitenin hazırlık sınıfında “kalitesiz eğitim”i öne sürerek ingilizcenin i’sini öğrenemeden mezun olan genç sayısından haberimiz var mı?
bu, işin öğrenciye ya da genç kuşağa düşen tarafı…
medyaya düşen tarafına geçmeden bir de şunu düşünmek gerekmez mi;
medyanın hali ortada.. ama gel gör ki her yıl her iletişim fakültesi 300 yeni mezun veriyor eğer ikinci öğretimi de varsa bu 600 öğrenciye kadar çıkıyor!… Onu da geçtim bu ülkenin hemen hemen her üniversitesinde iletişim fakültesi var. gazetecilik sevdalısı mı bu öğrencilerin tamamı yoksa sistemin üniversite sınavında tercih ettirmek zorunda bıraktığı öğrenciler mi?

medyanın da elbette eleştirilecek tonlarca tarafı var… ama ülkede tarafsızlıkları savunan gazeteler orduyu katil ilan ederken, dünyadaki krize “Hamdolsun türkiye’yi etkilemeyecek” diyen bir başbakan varken, (türkiye’de kaç milyon işsiz olduğundan haberi yok kendisinin!…) ve bu söylemi manşetine taşıyan gazeteler de varken, söylediğin gibi, başörtüsü de şapka da mini etek de bedava yemek yenilen restoran da bu ülkede haber olur!…
ayrıca düzeltmek isterim wikipedia’ya çok güvenmemek lazım,
5 N 1 K’nın yeni versiyonu 6 N 1 K değil, 6 N 2 K:)
ne ne zaman nerede nasıl neden nereden,
kim ve kimden.

Tahir:

Naçizane görüşüm..

Öncelikle yazı hakkında:
birisi hakkında eleştiri de bulunurken bence daha net örnekler vermeniz gerekir. bence de medyada belli kesim bazı hareketlerinde oldukça suçlu; ki televizyon dizileri hakeza.. ancak bir şey söylemek istiyorsanız neyin neye neden olduğunu anlatan analizler koymalısınız… Misal ‘cinsel içerikli’ tv ve medya yayıncılığının toplumdaki tecavüz oranını ne kadar arttırdığını söyleseniz; eleştirinizi ispatlarsınız. Ya da başka bir örnekle milliyet gazetesinin danıştay saldırısı tarihindeki sayfa başlıklarını internet arşivinden koyarsınız; kimin nasıl gazetecilik yaptığı belli olur.

sayın yorumcu:
fikrinizi savunacak kadar cesur olmanız onur verici. sizin gibi gençlerin var olması beni bir türk genci olarak umutlandırıyor. atatürk’ün hayal ettiği gençliğe geç de olsa ulaşmaya başlamamız gerçekten çok güzel…
yorumcunun fikirleri hakkında:
bir söz vardır: “türk’ün türk’ten başka dostu yoktur.”; malesef ben bugün şunu da söylüyorum: “türk’ün türk’TEn başka düşmanı da yoktur.”
Biz birbirimizi yemekten; asıl hedeflerimize; “muassır medeniyetler seviyesine ulaşma”yı unutmuşuz. insanımıza ‘-ci’, ‘-cu’ eki takarak sınıflara ayırmışız. şunu artık kabul etmemiz lazım; insanlar bir kişiyi sevebilir; ancak onu eleştirebilir de, tüm niteliklerini kabul etmeyebilir. atatürk sevdalısıyım; ancak atatürk gibi içki müptelası değilim. atatürk’ü anlamam gerektiği gibi anlıyorum. bu yüzden birbirimizi bir sınıfa sokmaya çalışmayalım. cemaatci damgası vurmaya çalışmayalım. ya da ateist.

yine ifadelerinizden anladığım kadarıyla kendinizi boş da savunmuyorsunuz; bu da çok güzel. fikirlerinize dayanak veriyorsunuz. peki sistemi suçlamanın; inisiyatifi başkalarının eline verip “ben bu konuda bir şey yapamam” demenin pasiflik anlamına geldiğini hatırladınız mı? her kitapta belirtilen ‘proaktiflik’ niteliğini çiğnediğinizi.. yapamayacaklarımıza(sistem, başbakan’ın hareketleri, yök) değil de; yapabileceklerimize(bireylere nasıl ulaşırız, nasıl onlara -ve kendimize- yön bulabilir, ve gösterebiliriz, medyayı nasıl düzeltebiliriz, ‘biz nasıl yapabiliriz’ vb. ) odaklansak? eğer gençleri iyi yetiştirmek istiyorsak; onlara bir şekilde ulaşan örnekleri düzeltmemiz gerekir. bence internetde pornoyu(en hafif manada cinsel içerik) sansürlemekle medyada(televizyon, gazete, gazete web siteleri) sansürlemek farklı. çünkü televizyon her yerden erişilebilir; her evde var; gencin(özellikle çocuğun) bir anda karşılaşmasını engelleyemezsin. ancak internet arayanın aradığını bulduğu bir mecra; bence arayan ‘mevlasını’ da ‘belasını’ da bulmalı :)

çözüm sunmaya çalışmak daha güzel olmaz mı? misal neden ‘new york times’ bu kadar tarafsız(%95 oranında) iken türk medyası bu kadar taraflı(bu kesime zaman gazetesi de dahil). peki bunu nasıl çözebiliriz?

Herkesin istediğini(hakaret hariç) söyleyebildiği; gelişmiş bir ülke olmamız hayaliyle..

Not: gelişmiş bence; atatürk’ün uzaya giden ilk türk’e gönderdiği mektubu, onursuzluk yapıp kazak’a(türkiye’de hiç durmamış; atatürk’ü hiç tanımamış bir insana) vermenin ‘hata’ olduğunu görebilen ve gerçekten uzaya gitmek-ya da bir şeyleri başarmak- için çalışan bir üke; bir millet olmaktır.

Mihraç Cerrahoğlu:

sevgili tahir bey;
yazınızı zevkle okuyup incelediğimi bilmenizi isterim. eleştirileri birebir üstlenip, üzerime düşenleri değerlendireceğimden şüpheniz olmaması dileği ile. ayrıca köşe yazısı tadında bir eleştiri olmuş, tebrik ederim. keşke bu tür seviyeli-eleştirel yazı ve yorumlar çoğalsa da ben de kalemimi şekillendirsem. detaylarla ilgili eleştirinizi sevgili editörümüz ibrahim eryiğit’e havale ediyorum :) çünkü yazının uzunluğu konusundaki hassasiyet nedeni ile detaylara giremiyorum. belki de bu yüzden yazının sadece iskeleti görünüyor olabilir. ama detayını burada veremesem bile kendi websitemde detayları ile ileteceğim.
size ve eleştiri yönelten tüm arkadaşlarımıza tekrar ve temennilerinize katılarak teşekkür ediyorum.

tahir:

merhaba mihraç bey;
eleştirilerimi okuduğunuz ve cevap vermeye değer bulduğunuz için teşekkür ederim. yazınızı eleştirirken sert bir üslup takınmışım. aslında yazınızı ne kadar değerli olduğunu söylemeyi unutmuşum; bunun için kusuruma bakmayın. sizin gibi ‘medya’ sektörünün içerisinde olmasam da; oluşturduğu zararı bizzat gören, ve bu konuyu sizin kadar eleştirmekteyim. Bir heyecanla yazdım makalenize yaptığım eleştiriyi.. diğer arkadaşın tutumundan rahatsızlığım nedeniyle de, ona kendimi anlatmaya çalışırken; yazınızın önemini kaçırmışım.
halktan insanlar olarak bizim söylediğimiz şeyler, (malesef) dikkate alınmasa da; sizlerin söylevleri, medyanın eleştirilebilmesine izin veriyor. Bu açıdan çok güzel bir noktaya parmak basmışsınız.
sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim. Umarım ibrahim bey de duyar eleştirilerimizi :)
ya da o kadar uzun bir yazı yazdığım ‘yorumcu’ arkadaş da okumuştur :) umarım o da fikirlerini paylaşır..
herkese iyi çalışmalar :)

yorumcu:

tahir bey sanırım kendine sanal bir siyaset meydanı oluşturup fikirleri tartışma çabasında. haklı da.. yorumcu arkadaşın fikirlerini paylaşmasını istemiş onu mu kıracağım:)
…” “medya” sektörünün içerisinde olmasam da…”
diye sürdürdüğü cümlesine naçizane görüş olarak şunu belirtmek isterim ki; kesinlikle bu sektörde yer almalısınız. çünkü ancak ve ancak o zaman bu sektörde “uzman” adı altında görev yapan ve mesleği memuriyet hayatına dönüştüren bir zamanların hızlı gazetecilerinin mesleği getirdiği noktayı görebilirsiniz.
şunu açıkça belirtmeliyim: bu sektör bugün medya tekellerinin elinde dolaştırılıyorsa, editoryal bağımsızlık gazetecinin elinden alınmışsa bunun tek sorumlusu medya patronları ya da onların hizmet ettiği kapital düzen değildir.
çözüm sunmaya çalışsak… demişsiniz haydi gelin çalışalım.
buna iletişim fakültelerinden başlayalım. hangi iletişim fakültesi yeniliklere açık söyler misiniz bana?
sorununun kökü bambaşka yerlerde, eğer bir hedef seçip vuracaksak bunun tek sorumlusu medya olmamalı… abdi ipekçi’yi, uğur mumcu’yu tanımayan, ingilizce’den bi’haber gazeteci olma sevdasında olan gençler kalmasın artık. biz önce kendimizi geliştirelim, dört dörtlük karşılarına geçelim o medya devlerinin…
ayrıca; “yine ifadelerinizden anladığım kadarıyla kendinizi boş da savunmuyorsunuz; bu da çok güzel”
diyerek beni takdir etmenize de çok teşekkür ederim… inanın sizin takdirinizle söylediklerime bir kez daha inandım.
saygılar, size de iyi çalışmalar. :)
ben kendi payıma bir genç olarak…

Mihraç Cerrahoğlu:

vallahi de billahi de yorumlardan her ikisi de hoşuma gitti. biliyorum ki sizin gibi kral çıplak diyen birçok genç var ülkede. peki umursanıyor mu? evet ya da hayır cevabının bir önemi kalmadı bana göre. keşke umursansaydı.. ama biliyorum ki sizin gibi nesiller çocuklarını yarış atı yerine bilinçli birey olarak yetiştirecek ve bizim kuşağımız olmasa da sonraki kuşaklar daha objektif yaşayabilecek. (tabi küresel ısınma illetine yenilmezsek)
‘yorumcu’ arkadaşımızın adını bilmesem de kendisine teşekkür ederim ve tekrar tahir bey’e.. ve tabu gibi değinilimekten korkulan bir konuya değindiğim için kendime.. (megaloman insan:))

Özge:

MEdyanın geleceğini gençler yönlendirecektir. Fakat bu konuda gençlik TV’ye bağımlı, İnternete de… Mihraç Cerrahoğlu’na teşekkürlerimi sunarım bu yazı için. Saygılar…

Nurcan akmanoğlu:

:))) Tahir’in yorumu yazıdan daha fazla olmuş… Dikkatimden kaçmadı :)

tahir:

son kez gözlerinizi ağrıtacağım :)
vay be ! bu kadar okuyan, gözlemleyen, sorgulayan, gencimiz var mıymış.. ne güzel :) yazdıklarımın yorumcu hanım’a ulaşması çok güzel; burada olmanıza sevindim :) bu son yazım olacak maalesef.. üstüme vazife olmayan işlerde çok bile konuştum :)

sayıncı yorumcu hanım;
çok çok farklı bir sektörde dahi ‘gençliğinin heyecanını’ kaybetmiş olması dolayısıyla; işlerini ‘memuriyet hayatına çevirmiş insanlar’ var. ki bundan; ben de çok çekiyorum. “düşük performansla çalışmaktansa; yüksek performanstan ölmeyi” yeğleyen birisiyim. üniversiteden çıkalı 5 ay ancak oldu(10 aydır çalışıyorum) ancak ‘memur zihniyetiyle’ kurumsal firmaları “500 kiloluk hantal adamlara” çeviren insanlardan bıktım. şirket kurup; çalıştığım kadar para kazanmayı düşünüyorum :) medya sektöründe girişimcilik için bakınız mihraç bey :)
diğer taraftan; medyanın dışarıya verdiği zararı görebilen bir insanım ben: ünversitede okuduğum 4 yılda; medyanın gelişiminin( (!) cinsel içerik artışı, alkol sigara özendirmesi, aile kavramının yok sayılması vb.) gençler üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu gördüm; üzülüyorum ve medyaya kızıyorum- iÇERiDEKi AsıL SORUMLUNUN KiM OLDUğUNU siz söylüyorsunuz… (Daha öncede genç nesilde ‘kendince doğru’ olduğu ya da ’sadece kendinden sorumlu’ olduğu gerekçeleriyle, -özgür iradeleriyle- ahlaki olmayan yolları seçen insanlar vardı; benim kızdığım onlar değil. ben; medyada gördüklerine özenip; bu -bence- kötülükleri ‘güzel’ -hatta ‘gerekli’- gören, ‘özenti’ gençlere ve bu ‘özenme’ ortamını hazırlayan medyaya kızıyorum.)

sorunu da tanımladığınıza göre; artık ben de son yazımda bir çözüm teklifi sunayım: bence burada toplanan genç medya çalışanları harekete geçebilir; üniversitedeki ‘geleceğin gazetecileri’ni bilinçlendirebilir; üniversite kulüpleriyle bağlantıya geçip; boş vakitlerinde seminerler düzenleyebilir. ‘bu konuyu çözmeye istekli’ üniversite hocalarına ulaşıp; onlardan destek alınabilir. çünkü çoğu bilgili, tecrübeli, yetenekli insan; birilerinin onları çağırmasını bekler. bence sizler; boş vakitlerinizi bu amaç uğruna değerlendirebilirsiniz.. şu anda oluşan; bu ortamı kullanın derim…

mihraç bey;
bence de ‘tabu’ları tartışmaya açmak dediğiniz kadar önemli bu yüzden; bir türk okuru olarak içtenlikle size teşekkürlerimi sunuyorum; tebrik ediyorum.. sadece ‘büyük fikirli’ değil aynı zamanda harekete geçebilmiş bir insan olarak sizi tebrik ediyorum (darısı başıma :))

özge hanım;
boş zamanınızda “TV izlemeyenler derneği” diye bir şey kurmayı düşünürseniz; ilk olarak ben katılırım; son 6 yıldır izlediğim televizyon saati miktarını parmaklarınızla sayabilirsiniz.(filmler konusunda pek iç açıcı değilim; izlediğim film sayısı için değil parmaklarınız, hücrelerinizi saymanız bile yetmeyebilir :) neden film sorusunun cevabı: sınırlı, planlı ‘eğlence’; bittiğinde kalkmak zorundasınız :)

Nurcan hanım;
bulunduğum arkadaş gruplarında ‘geveze’liğimden dem vuranlar; ağzıma bant yapıştırmaya kalkanlar vardı: ama internet’de ‘geveze’liğimi ifade eden ilk kişisiniz; teşekkür ederim:)

not 1: ön-yargı oluşturmamak için mesleğimi yazmadım. yazılım geliştirici(bilgisayar mühendisi).. evet mühendislerden de kendini ifade etmeye çalışan insanlar çıkıyor :)
not 2: şu anda sosyal-sorumluluk namına sadece 2 tane bilg. müh. öğrencisine gönüllü koçluk(abilik) -haftada 5-6 saat ayırarak- yapmaya çalışıyorum. evlenebilmek için insanın çalışıp para kazanmaya vakit ayırması gerekiyor :(
not 3: yorumcu’nun bir hanımefendi olduğunu yazılarından anladım; bir beyefendi ise özür dilerim.

kendinize iyi bakın dostlar; sizleri ‘medya bilinçlendirme hareketinin’ başında görmeyi umutla bekliyorum. düzeltirseniz siz düzeltirsiniz medyayı…
göz ağrınız için özür dilerim :)
sevgi ve saygılarımla..

hatice:

süper bir yazı, emeğine sağlık.

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)