Lütfen son verin Türkçenin avukatlığına(!)

Kategori:Genç Köşe | Tarih:28/03/09

ibrahim_e2_gkBu köşe yazıyla ne “Türkçeyi koruyalım” serzenişinde bulunmak istiyorum, ne de “Türkçeye sözcük kazandırmamız lâzım” diyerek küstahlık yapmak… “Dilimizi Koruyalım!” “Türkçemiz Turkcheleşmesin!” gibi kuru sloganlar da umrumda değil. Lafla peynir gemisi yürümüyor… Yaşayacaksın, yaşatacaksın! Gerisi mide almayan şeyler… Soruyorum Türkçe’yi sevmeyen vatan evladı var mı ki? Elbette yok! O zaman sorun nerede peki?

Bitsin artık bu sonu gelmez Türkçe avukatlığı(!). Varsın dilimizi zenginleştirecek Arapça da, Farsça da, Fransızca da bizimle kalsın, varsın İngilizce kelimeleri de bize kazandıralım. Yani meselenin özü tahrip etmemektir, kazanmaktır demek istiyorum. Kaldı ki küreselleşen ve bilgi/kültür akışının hızla aktığı bir dünyada bundan kaçınmamız imkânsız. Kimse kusura kalmasın bu vakitten sonra “Milli” Eğitim Bakanı bile şu “mail” kelimesi yerine “e-posta” kelimesini kullanın öğüdüne bile aldırış etmeyecektir bizim gençlik.

Diğer dillere güzel Türkçemizden kelime ihraç etmemize sevinmek, özellikle İngilizce kelime ithal ettiğimizde üzülmemizin trajikomik bir durum olması bir yana, diğer meselelerde bilinçlenmeye, kalkınmaya ihtiyaç olduğu açık ve nettir. Bu itibarla; ekonomi, kültür-sanat, eğitim vs. alanında kim güçlü ise o ülkenin dili öter, ötecektir! Gençlerin kullandığı ithal kelimelerinden utanmaktansa, kendi haline acınmanın zamanı geçmedi mi?

Yine söylüyorum, lütfen son verin bu Türkçe dersine. Dünyanın en zengin dillerinden olan ve gelişmeye açık olan(etkileşim, alış-veriş gereği) Türkçe’nin korunmasına değil, körelmemesine harcayın enerjinizi. TDK’nın daha aktif bir kurum olmasına katkı sağlayın. İthal kelimelerin vize almasıyla kanıksandığımız ve içselleştirdiğimiz, yani belleğimize kök salan o sözcüğü sökmeye çalışmayın. Bu yabancı dilin artık dağarcığımıza nüfuz etmesine “yobazlık veya komplekslik bu” demeye hakkınız yok! Belki de mantığın yozlaşmıştır kimbilir. Kanaatimce, suçu git devlet kurumlarında ara, medyada ara, bizi çepeçevre saran özel kuruluşlarda ara vs…

Rica ediyorum efendim, her kimsen; çorbadan önce lahana turşusunu koyma önüme!

***

Kesinlikle yazmayı planlamadığım bu paylaşıma geçen gün ezkaza ziyaret ettiğim bir Facebook grubu sebep oldu. :) 3581(!) üyesi ve grubun yöneticisi(!) farkında mıdır bilemiyorum; ama gözümden kaçmayan, yöneticinin e-posta adresiydi. 3 kelimesinin de ingilizce kelimelerden olması bir Türkçe sevdalılar(!) grubuna yakışıyor mu, varın siz karar verin.

facebook_turkce_grup

Yazı: İbrahim Eryiğit

  • Facebook
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • email

Toplam 33 yorumcu katıldı.

huxley:

istemiyoruz ama hal hergeçen gün vahimleşiyor hocam güzel bir paylaşım yapmışsınız gerçekten teşekürler.

Zekai:

Yakışmıyor ibrahim kardeşim yakışmıyor.

ayfer:

Hem katılıyorum hem de katılmıyorum.. birincisi kaba bir dil kullanmışsınız gibi geldi bana.. evet facebook örneği gerçekten trajikomik ama bunun gibi sayısızca örnek verilebilir/bulunabilir.. insanlar ne olduklarını bilmeden, sırf laf olsun torba dolsun çokluk olsun diye üye oluyorlar bir yerlere.. Bundan dolayı kalkıp kalkıp böyle örnekler bulmanın/vermenin bi anlamı yok.. ikincisi evet haklısınız dil kesinlikle geliştirilmeli zaten bu da kaçınılmaz kim ne derse desin her şey doğar, yaşar ve ölür ama en azından bunu yaparken bile ister ingilizce ister türkçe olsun, nasıl yazılması gerekiyorsa buna dikkat edilmeli bence ya da imlalara.. bazen bana gelen mesajları okumak için o kadar çaba sarfediyorum ki anlatamam.. biraz dikkat derim.. haa bi de kimse öğretmenlik olsun diye söylemiyordur bunu biraz empati kurulursa anlaşılabilir sanıyorum.. kendi adıma gerçekten rahatsız oluyorum hatta; saçma sapan, dikkat edilmeyen yazıları gördüğümde saygım azalıyor dersem abartığımı bile düşünebilirsiniz ama öyle işte..

ayfer:

Oooo çok güzel bi konuya değinmişsiniz tebrik ediyrum aynen sizin gibi düşünüyordum ben de zaten dediğim zaman yayınlayacaksınız sanırım yorumu : ))
madem öyle buyrun o zaman harika olmuş tebrikler!!!

özlem zümral biçici:

ELİNE SAĞLIK KESİNLİKLE KATILIYORUM SÖYLEDİKLERİNE.TÜRKÇEYİ ŞÖYLE KULLANALIM BÖYLE KULLANALIM DİYE DİYE DAR ALANLARA HAPSETİK KENDİMİZİ.HAPSETTİKÇE DE DAHA BİR AKININA UĞRADIK YABANCI KELİMELERİN.BİZE TÜRKÇE KONUŞUN TÜRK MALI KULLANIN DİYEN KİMSELERİN HANGİ ÜRÜNLERİ GÖZÜMÜZE SOKARCASINA KULLANDIKLARINA VE HANGİ KELİMELERİ DE SÖZÜM ONA KÜLTÜRLÜ OLDUKLARINI VE ENTELEKTÜEL BİR HAVAYA BÜRÜNEREK DİLLENDİRDİKLERİNE ÇOK YAKINDAN ŞAHİT OLMUŞUZDUR.BEYAZIN SİYAHI BAĞRINA BASIP KARDEŞİM DEDİĞİ BİR DÜNYADA YAŞIYORKEN TÜRKÇEYİ KATLETMEYELİM DİYEREK BİRBİRİMİZİN KATİLİ OLUYORUZ.KOLAY GELSİN…

ruhavi:

ibrahim bey katılıyorum size..
eğer yabancı kelimelerin dilimzde bulunması bir utanç ise niye başka dillerde bilmem kaç tane türkçe sözcük var diyerek övünüyoruz…
o başkalarının utancıyla övünmek ayıp değil mi…
şimdi ilköğretim kitaplarına bakar mısınız
tümce diye bir kelime var cümle demekmiş..
derdimi hangi kelimeyle anlatabiliyorsam bırakın onu kullanayım yahu..
ister serinkanlı bulurum karşımdakini ister cool kime ne:)
abartmayayım tabi
ama bu saatten sonra kalkıp otobüsün adını da “oturgaçlı götürgeç” yapmayalım..

tarık buğraya soruyorlar:
“hakikat” yerine “gerçek” dersek ne kaybetmiş oluruz?
cevap: “na mi kaybederiz. hakikati hakikati…”

kendi nick name’ini daywalker yapanlar kalkıp türkçe savaşçısı kesiliyorlar..
kardeşim o zaman “battalgazi” “börteçine” “oğuzkağan” yapsana…

haksız mıyım erenler :))

Mihraç cerrahoğlu:

peki o zaman ibrahim bey,
biz ithal ve kaçak gelen kelime yapılarını kullanalım, yabancı e-posta adresi aldığımız için utanalım kendimizden, asla böyle takıntılı şeylere girmeyelim..
peki sizce ele alınacak konular arasında sıralama yapmak gerekirse, gençliği aydınlatmak adına, bu girişimi yapan kurumları ve kişileri değilde,
karalama kampanyaları düzenleyen dahili düzenbazları ele almak gerekmez mi?
sizce de o kadar toplumsal sorun ve karmaşalar varken, iyi kötü elinden geleni yapmaya çalışan gönüllü girişimleri yerden yere vurmak, “çorba öncesi turşu” olmaz mı?
sizin de projelerinizde eksiklik veya aykırı, çelişkili girişimler var olduğu halde gönüllü girişiminizi destekledik. hatta turkçe’nin doğru kullanılmasına olan özeninizi de alkışladık.
acaba hata mı ettik?
not: bu arada eleştiri yaptığınız facebook grubunun üyesi ve ya kurucusu değilim.

Anonim:

SİZİN DEDİĞİNİZE KATILABİLMEM İÇİN BÜTÜN ÜLKELERİN AYNI EKONOMİK DÜZEYDE OLMASI YANİ BİR SERABIN GERÇEKLEŞMESİ GEREKİYOR. iNSANLARIN SEÇİMLERİ MODA OLANDAN YANA OLDUĞU VE BU MODANINDA EKONOMİSİ TAVAN YAPMIŞ ÜLKELERDEN TAKİP EDİLDİĞİ DÜŞÜNÜLÜRSE NE DEMEK İSTEDİĞİM DAHA İYİ ANLAŞILACAKTIR.

medcezir:

Gençliği aydınlatmak kısıtlamaklamakla olmaz zaten.Nerden biliyorum?kısıtlandığımdan olabilir.
yazıya feci derecede yüklenir sert uslubunu yerden yere vurur ustune de bi soğuk kola yada sıcak nazende bir ”espresso:)” ısmarlayabilirdim ibrahim’e ,ama doğru söze ne hacet!helal diyorum.dirayetli ve yet’i duruşu için ayakta alkışlıyorum ve kendisine sözde milliyetçi antiavrupai ve batı düşmanı geleceğin ergenebaby’lerinden gelecek bol ve yersiz eleştirilerden ötürü başarı temennisinde bulunuyorum ve bulunucam.
Benimde midem kaldırmıyor artık yok şuna karşı bunakarşı biz türkler hem zeki hem çevik hemide karşı.geçenlerde sezai beyin dersinde muhteşem bir tespitini aktarmıştı biz sevgili öğrencilerine!buz kalıplarından yapılan 10centlerle kola makinası nasıl kandırılır???sözde biz türklerin övünmesi gerektiği vayyyy beee adamların kafaya bakhhh zehir meşeaaaallllaaaahhhhh dedirtecek cinsten!değil mi?
ama bu düşüncenin tüm dünyayı gezip gören kendi alanında ustalaşmış bir profesör için 3. dünya ülkelerinin diğer 1. sınıf ülkelereden çok komplo teorisi üretmesi tespiti pekte zor olmuyor esasında.ama teknoloji onlarda onlar üretiyo herşeyi.
örnek benim laptop amerika patentli orda üretilmiş.
küçül babam küçül yoktur işin!
küçültmemek lazım.kendini dilini memleketini…
biz çok gerilerde kaldık.adamlar marsta colombus tepelerinde su arayadursunlar biz facebookta ırk din soy-sop ayrımı yapalım,yanına da katmerli encıl kila:a e-postamızı! verelim.
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
dam üstünde saksağan gel bize bazı bazı!
anlayana sivrisineksaz anlamayana davulzurna az!
akşam yedim patatis gel bize bazı bazı yaşasın cumhuriyet:)
bişey demiyorum ya artık!
pabucumun sahipçıkıcıları
pabucumun replikleri
pabucum bilmem ne ifade eden sapkın kafa karıştırıcıları!!!!
sıktınız artık!
kabak tadı verdiniz!!!!!!!!!
bu arada uzun bi süreden sonra ”başarılı gençler” ibrahimcim:)
tekrardan kutluyorum!
teşekkürler

Harun:

Bir dili zenginlestirmek var olan kelimeleri yabanci karsiliklariyla degistirmek degildir. Bir dili zenginlestirmek gunun ihtiyaclarina gore herkesin anlayacagi yeni kelimeler turetmektir.
Turk dil kurumu ile dalga gecmek amacli uydurulmus “oturgacli goturcek” gibi kelimelerin esprisine takilmis arkadaslar:
“bilgisayar”a komputor
“hesap makinesi”ne kalkulator
demeyi tercih mi ederdiniz?
Kelime nereden gelirse gelsin, biz onu kullanarak iletisim kurabiliyorsak o zaman bizi zenginlestirir.
kelimeler bir aractir ama hava atma araci degil,
dil bir kulturdur ama sonradan gorme degil…

Harun:

Not: Turkce ozel isimdir. basliginiz “turkce’nin” seklinde kesme isareti ile ayrilmalidir. mihrac cerrahoglu dogru soyluyor, pek yersiz bir o kadar da temelsiz bir sav sizinki.

huxley:

iyi paylaşım olmuş ibrahim kardeş . nihat sami banarlı da

Türkçeye sözcük kazandırmamız lâzım” diyerek küstahlık yapmak… “Dilimizi Koruyalım!” “Türkçemiz Turkcheleşmesin!”

bu görüşü savunuyor zten gerçekte o ya zaten yeni kelimeler dışlanmamlı özeliklede teknoloji alanındakıler…
örneğin proğramların dilini türkçeleştirmeyelim orijinal diliyle kalsın . türkçeleştiriyoruz da ne oluyor sonra bir şey çıkınca karşımıza dona kalıyoruz halbuki orijinal diliyle öğrensek ne güzel olur demi

serhat:

MERHABALAR…
türkçe dili çok zor bir dildir…her kelime anlamca ve kullanımca farklı olduğu için kullanmakta zorluk çekiliyor…ve değişik anlamlar yaratıyor…ama “lafla pilav bişmez..” ama yabancı kelıme dilimize gırmesı bence çok ii olur.. çünkü bir fransz ve bir italyan kelımelrı anlamca çok güzel…ama bu benım düşüncem..bence yabncı kelıme katılırsa daha iyi olur…. saol ibrahim bey bu tür konularla bizleri biliçlendirdiğiniz için tşkler…

yorumcu:

mihraç cerrahoğlu’na sonuna kadar katılıyorum.

medcezir:

ben yine de yorumlarımın yayımladığım halde burdan kaldırılmasına tepkiliyim!
Pek beklemedim yada beklemek istemediğim bir davranış defalarca tekrarlandı.kırıldım açıkçası.rahatsız oldum!demokasiden kelime özgürlüğünden bahseden ibrahim 1 aylık uykudan bu yazısıyla uyandı geçer notta aldı benden ama yönetimde sınıfta kaldı!destek verebiliceğim site olduğu düşüncesi hakimdi bende ama bu savı yıktınız.meşhur olan bi vanminüt espirisi ardından da bi daha bu siteye uğramam olacak benim esprimde!?
size başarılar.
demokratik tavrınız devam ettiği sürece ayakta kalabilirsiniz ben demokratik ve özgür bir ortam sezemedim kusuruma bakmayın!
bu gençlikte var olduğu sürece bunlara yer vermez!
hayırlı olsun önemli derecede sitenizi takip eden bir takipçinizi kaybettiniz!!
kolay gelsin!!!
not::bunuda eleştiri kabul edip silmezseniz demek isterim ama 5 dakika ya hayatta kalır yada kalmaz

>Editörün notu: Sevgili medcezir, bir önceki yorumunu farklı sekmede yer aldığı için yeni görmüş bulunmaktayız. Onay verdiğimizi belirtir, entelektüel özgürlüğünüzü sonuna kadar kulllanabilirsin.

Anlamsiz:

walla ++Rep bro.

Harun:

turkce’nin avukati kaybeden bir davayi savunuyor:
ulusal cikarlarin ezber,
milli iradenin saka,
tarihin yalan,
demokrasinin sahte oldugu bir ulkede,
cumhuriyet disardan ithalken,
ulkenin kaynaklari yabancidayken,
inancimiz satilik iken
her kim ki “aman dil elden gidiyor” derse yuhalanmaya mecburdur.

fransiz fransizcanin avukatligini yapar,
ispanyol ispanyolcadan baska sey konusmaz,
amerikalisi kah cehaletinden kah kibirinden ingilizceden baska dil olmadigini zanneder,
bizim biyiklari terlememis yeni yetme “liberallerimiz” anlastigimiz surece sorun yok der. bilmezler ki aynanin karsisinda herkes kendini anlar. vatandasin iletisim araci olan dili yari entel yari sark kelimelerle donatip kimsenin anlamadigi bir dil konusursan seni kimse anlamaz ama sen bilirsin ki onlar seni yine alkislar gene alkislar.
Goz boyamak degil mi amac? dun turkce’nin avukatligini kendin yaparsin (efe sivis roportaji) bugun kalkip savcilik yaparsin. Tutarlilik degil onemli olan, bir yanda egitimcisinden bir yanda ogrencisinden bir yanda bilisimcisinden alkisi aldin mi tamam.

basarili gencler olarak aydinlatmak yol gostermek mi sizin goreviniz yoksa kafa karistirmak mi ibrahim?

mücahit:

arkadaşlarıma ben de uluslararası türkçe olimpiyatlarını izlemelerini nasıl bir nesil yetiştiğini ve bunun arka planını takip etmelerini tavsiye ederim bakalım hayata nasıl bakacaklar bundan sonra

esteraN:

Yakışmıyor ama onlar facebook’da sadece saygınlık kazanmaya çalışan kişiler.siz birde turkcesivarken.com konumuna bakın çok daha değişik şeyler göreceğinize eminim.

ali:

ben Turk’um turkce’mi tabiki koruyacagim, eger elimden gelistirmek geliyorsa gelistirecegim de. ben bunun aksini savunana birini turkce’yi seviyor olarak kabul edemem. kimse kusuruma bakmasin. Ama ben internetten aldigim mesaja e-posta da derim mail de derim, cunku bilirim ki e-posta desem, e-postanin ‘e’ sinin anlami ‘elektroniktir’ , yani hangisini kullansan turkce olmayacak. simdi ibrahim bey bana solesin ne isin veretim ben bu postaya. gelin biz buna ” elde tasinmayan mektup” ismini koyalim. sizcede sacma degim mi? gozunuzu seveyim arkadaslar birakin bole sacmalamayi dil bole korunmaz bole gelistirilmez. sen mail e mail demek zorundasin, cunku onun ismi o. onu icat eden adamin dili ingilizceymiski ona incilizce isim koymus. e sen icat etseydinde turkce isim koysaydin. dil bole kuru patirtilarla gelismez. ”ben dili gelistirmek istiyorum” demeklede gelismez. ama ”ben ulkemi, turkiye’mi gelistirmek istiyorum” diyerek gelisir. sen once ulkeni gelistir, tamam diger seyleri de ayaginin altina al demiyorum ama Ulke gelisirse o ulkenin dilide gelisir herseyi de gelisir. gelis biseler uret, urettigin seylerde kullanmak icinde turkce kelimeler uret. sonra bu kelimeleri sen de kullan butun dunyada kullansin. bizin ulkemizde yogurt denen bir yiyecek ayran denen bir icecek var. ayran da yogurt ta dunyanin neresine giderseniz gidin heryerde ayrandir heryerde yogurttur. kimse kalkipta ismini degistirmemis ulkesine alirken. ismi yogurttur cunku onu icat eden turk ona o ismi koymus. ben dilimi seviyorum, gelistirmek icin de elimden geleni yaparim. ama bir baskasini icat edip isin koydugu seye de sahte bir damga vurup kendi malimmis gibi kullanmaya kalmam, o sey herneyse onun gercek ismiyle kullanirim.

benim anlayisim bu… bence dogru olan da bu…

Case_of:

iŞte böle elmas bulmuş gibi bir fikri ortaya sunan köşe yazarları yüzünden bu yozlaşma daha hızlı sürüyor arkadaşlar. fransızcadanda gelsin ingilizcedende ee ben ne anladım o zaman bu dilden. zaten bugün bile dilimiz nerdeyse tükenmiş durumda. Bence türkçeye önem vermeli “okey” diyeceğimize ya ingilizceyi çok iyi öğrenip sırf o dili konuşmalı yada anlamını bile doğru dürüst bilmediğin ingilizce kelimeleri güzel türkçenin arasına katarak dilimizi lekelememeliyiz..! Understand me..?

Mihraç Cerrahoğlu:

Ali arkadaşım ekonomi konusunda haklısın bir şey demiyorum ama evet ekonomini değerlerini satarak ta elde edebilirsin.. dili ve kültürü ekonomiyi bağlamak yerine, ekonominin dil ve kültürsüz edinilince hiçbir işe yaramayacağının farkına varmak bence daha önemli. çünkü toplumu ayakta tutan kavramlardan biri dil,din ve kültürdür. insanlar bunları ayakta tutmak için ülke ekonomisine değer verir. yoksa asimilasyona uğrayan ve boyunduruk altında kalan bir millet oluruz. İbrahim’in yazısı büyük bir sorun ya da bir tür vatan hainliği değil tabiiki. fakat gereksiz bir çatlak ve her çatlak kapatılmadıkça büyük yarıklara dönüşür.

bu konulara dair oktay sinanoğlu’na ait “bye bye türkçe” isimli kitabı ve kaynak olarak ta “turkcesivarken.com” u tavsiye derim.
iyi günler.

fatmadeniz:

Ülkemizde tarTıŞıLACAK ve Çözüm yolları aranacak okadar çok şey varken bu yazı çok gereksiz..

ayfer kaya:

ali arkadaşın yorumuna kesinlikle katılıyorum ya değil mi ama yok neymiş IMF(ay em ef)’i; imf(i me fe) diye okuyacakmışız neden ama onun ingilizce açık hali International Money Fone değil mi yani uluslararası para fonu neden ben buna imf(i me fe) diyeyim ki anlamıyorum sanki türkçe kararkter mi? madem öyle upf(uluslarası para fonu) diyeyim.. eski köye yeni adet sanki biz bulduk, hayret bi şey?!!

Özgür:

hangi kafayla bu yazıyı yazdınız bilmiyorum ama yorumumu sizin okuyacağınız kesin onun için sevinçliyim :) doğru düzgün bir siteye benzerken bu kadar beyinden yoksun bir yazı anlatılmaz iyi geldi doğrusu :)

takma adlı:

yani ibrahim bey de söyle mi diyor:
bırakın türkçemiz turkchelessin…
bravo ne diyeyim…
ayrıca:
Ülkemizde tarTıŞıLACAK ve Çözüm yolları aranacak okadar çok şey varken bu yazı çok gereksiz..
buna daha bir bravo…
“Bir milleti yok etmek istiyorsanız dilini yok edin yeter” (KONFICYUS)
buna karsın ilk akla gelecek cevap su olacaktır: zaten bu bizim dilimiz…dilimiz yok olmadı ki…olmuyor ki…öyleyse carsıda gezerken kafanızı kaldırıp bir dükkan isimlerine bakın,yalnız oyle azılı markaların değil,bir manavın,bir bakkalın,bir berberin ismine bakalım.Ne de güzel türkçemiz yerinde duruyor değil mi… :)

abdullah eren:

İbrahim kardeş sen bu yazıyı yazmakla senden beklenen bir davranış gösterdin bence. Harikasın…
Eleştiriler olacaktır bu senin ve sitenin gelişmesi adına olumlu bir gelişme bence. seni eleştirip yazının gereksiz olduğunu söyleyen arkadaşlara oktay sinanoğlunun bay bay türkçe, hedef türkiye, büyük uyanış kitaplarını okumalarını tavsiye ediyorum. o kitapları okuyunca aslında türkçemizin ne kadar da değerli, zengin bir dil ve ne kadar eski bir geçmişe sahip olduğunu göreceklerdir.
ben ‘bir genç olarak…….sesleniyorum’ yarışmanızda bu konu hakkında yazmıştım. o yazımda bilmiyorum beni haklı buluyor musun ibrahim kardeşim?

Rehber yusuf:

Bakalım bu yazıyı kimler sonuna kadar okuyacak da beni anlayacak?

ben burdaki bazı şeylere yanıt vermeye çalışırken konu yine aynı başlık altında farklı ayrıntılarla farklı yerlere kayabilir. çünkü bu çok esnek bir konudur.
Dilin zenginleşmesi güzel şey tabi. ancak, yok olmadan!
ben diyorum ki türkçe’ye ingilizce “sözcük” (‘kelime’nin türkçesi) ithal etmek yerine. türkçeyi adam gibi konuşalım da bir de üstüne ingilizceyi adam gibi konuşalım. bence bu daha iyi bir çözüm. hiçbir şeyi yarım yamalak yapmamak gerek değil mi?
ekonomi, kültür-sanat alanında gelişmeliyiz tabi ki. Ama düşünün ki dil de bir ülkenin kültürünü yansıtan en önemli unsurlardan biridir. “ulusal” bir benliktir. ve atatürk’ün şu sözlerini hatırlayınız: “ulusal benliğini kaybetmiş uluslar, başka ulusların boyundurluğu altında yaşamaya (yorum: belki de yok olmaya!) mahkumdurlar!. ha şöyle bir ayrıntı da var tabi ki, hiç kimse atatürk’ün her dediğini kabul etmek zorunda değildir. örneğin ben atatürk’ün türkçe konuşurken araya fransızca sözcükler sıkıştırdığını biliyorum ve şu anda yapılmasını sevmediğim bir şey. tabi dilin o dönemdeki durumuyla şimdiki durumu çok farklı. o dönemde hala bir arap etkisi vardı. tdk arapça sözcüklerden kurtulup modern saf türkçe sözcükler buldu bulmasına ama şimdi de iyice “batılılaştı” dilimiz. (tabi ki bu batılılaşmak değildir. batılılaşmak o dilden sözcük almak değil, o dili öğrenmektir!)

Ayfer’e bir konuda katılmıyorum. “herşey doğar, büyür/gelişir, ölür. (o zaman sal gitsin gibi bir anlam çıkıyor) evet doğar, ölür. “ama” onu öldürmemek için ne gerekiyorsa yapmalıyız. (ülkemiz şu anki durumu için hiçbir şey yapamazken en azından bunu yapmalıyız) düşünün ki doktorsunuz, bir hastanız var “e, tedavi etsek de bu adam nasılsa önünde sonunda ölecek. insanlar ölür. bakmaya bile gerek yok. taburcu edin gitsin.” diyorsunuz. etik midir? bu sadece bir özele indirgemeydi. e biz de az mı ant içtik? atatürkün gençliğe hitabını hiç mi okumadık?

valla hiç kimse kusura bakmasın ama türkçe sözcükler dururken sırf “ulan ben entel oldum, batılılaştım” havası vermek için dilin içine etmenin hiç alemi yok. anlamsız bir “bye bye” diyeceğine “hoşçakal” diyip güzel dileklerini iletsen? (özlem hanım) daha sıcak değil mi? ey gidi güzel türkçe’m…

ruhavi, iki tarafa da dokundurmuşsun be kardeşim :) ben de tam “outrgaçlı götürgeç” örneğini verecektim. tabi ki otobüse oturgaçlı götürgeç ya da televizyona sesli görüntülü makina (ben uydurdum), trene şümendifer deyin demiyoruz. ama tutup da bilgisayara pc, dizüstü bilgisayara laptop (kimse daha ne anlama geldiğini bile bilmiyor), tamam’a okay, kardeşim’e birader demenin hiç alemi yok.

başka bir yanıt: gençliği aydınlatabilmenin yolu ilk önce konuştukları dili düzgün kullanabilmeyi ve onu kavrayabilmeyi öğretmektir.

başka bir arkadaş da demiş ki : “cumhuriyet dışardan ithalken türkçeyi mi savunuyon?” batıdan hiçbir şeyi almayacaz demedik heralde. batıdan sadece bizi geliştirecek şeyleri almalıyız. hatta sadece batıdan değil doğudan da almalıyız. kuzeyden de güneyden de!
Türkçe’yi korumayı yanlış algılamayın arkadaşlar. biz burda içi kuru milliyetçilik yapmıyoruz.

tepkiniz türkçe’nin korunmasına değil, türkçe’nin korunmamasına ve bunu facebook örneğinde olduğu gibi koruyoruz deyip içine edenlere ve sırf özenti olduğu için, daha düşünemediği için “aa lan ben de koruyum türkçeyi çok güzel bir şey heralde” diyen ve bu gruplara üye olup “walla bro qechenlerde bi chickle meet oldum” diyenlere olsun!

ali’nin de dediği gibi; e-posta da yabancı, e-mail de yabancı. ama onun düşüncesinden ayrıldığım bir nokta var. “posta” söcüğü türkçeye girmiş ve tdk tarafından kabul edilmiş bir sözcüktür. çünkü türkçe karşılığı yoktur. (aslında vardır da işte gel de şimdi kullandır :p adı gönderi veya ileti’dir.)

takma adlı ve özgür yorumsuz, yanıtsız katılıyorum.

ayrıca belirtmem gereken bir şey var. bazılarının yazılarına anlam veremedim. ilk cümlesi sakal oluyor ikinci cümlesi bıyık. birbiriyle çelişen cümleler kurmuş olmaları bütün yazdıklarının aslında onların düşüncesi olmadığını açıkça gösteriyor. yani “sırf ben sana katıldım” ya da “laf olsun torba patlasın” muhabbetine “ben de bir şeyler yazayım” diyerek laf kalabalığı yapmanın anlamı yok.

dediğim gibi eğer başka dillerdeki sözcükleri çok seviyorsanız o dili güzelce öğrenir onu konuşursunuz. ya tamamen türkçe konuş, oder du sprecst ganz Deutsch or speak completely english! got it?

Rehber yusuf:

Bu arada, “sen türkçe’yi çok mu iyi kullanıyorsun ki?” desen, “elimden geleni yapıyorum” derim.
Eyvallah.

limuzinci:

Arkadaşlar öyle vahim durumlar yaşıyoruz ki, üniversitenin düzenlemiş olduğu ve hiç bir şekilde yabancı dil’le sunum yapılacağı söylenmeyen bir programda bir baktım ingilizce sunum yapmaya başladı hatip, üstelik çeviri de yok, ne dersiniz bu işe kompleksmidir, cahillikmi dir yoksa gaflet mi? daha ileri gitmek istemiyorum. saygı ve muhabbetlerimle

Hakan Oktay:

sLOGAN REZİL VE BERBAT ÖTESİ.. Türkçenin avıkatlğını yapmayı bırakın diye bir saçmalıkmı varmış ki? k nin yerine q c nin yerine j kullanan saçma sapan bir gençlik söz konusu buradan ahkam kesiyorsunuz. elbetteki türkçeyi herkes savunacak türkçeyi savunmak yabancı kelime istilasından korumaya çalışmak avutaklık mı oluyor. saçmalıyorsunuz… yazarlık bumudur asla dğeildir… eğer cesatetiniz varsa gündemi yazın burada laf salatası yapmak çok kolaydır. alem açılım derdine düşmüş öyle ya vatanını savunmak adına ıkı satır yazmayarak türkçenin avukatlığını yapmayın diyen bir yazardan ne beklenir ki. hiç bir şey..

DesmaL yeşilmen:

İlginç olan şu dur ki Turkcheleshtirmek ayrı başka senin bahsettiğin gibi dilimizi zenginleştirecek olan dillerle beraber türkçeyi konuşmak ayrı. Eğer sen “kedi” yerine “kedy” yazarsan Türkçeyi bozmuş olursun ama bir makalende işlemci yerine CPU yazınca dilini bozmuş olmuyorsun..

Kaan afacan:

konu bu kadar masum gösterilebilirdi ancak. iki açıdan incelenebilir. türkçe olan bir şeyi turkche şeklinde yazmak zaten aptallıktır. ikinci, yani yazarın değindiği konu ise çok tehlikelidir. dilimiz sondan eklemeli olduğundan bahsettiği dillerin çok üzerinde üretme kabiliyeti vardır. gökdelen ve bilgisayar gibi kavramlar bize gösteriyor ki istendiği zaman çok rahat türkçeleştirilebilir kelimeler. yani sizce televizyonda aydın olduklarını idda eden kişilerin egzajere etmek, refüze etmek gibi deli saçması kelimeler kullanmaları bizi daha mı iyi yapar?

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)

E-posta (isteğe bağlı)