Bilim ve proje üretme kısırı olan Türkiye, saçma çekişmelerle enerjisini tükete dursun, genç nesil ümidimizi tazeliyor. Acaba bu sizi heyecanlandırıyor mu bilmem; fakat ben bu heyecan ile İTÜ kapısından girdim, güneş arabası projesinine az da olsa sosyal sorumluluğumu yapmamın heyecanı ile çıktım. Bilim üretme yuvası İTÜ’den üniversite öğrencileri Türkiye’nin vizyonunu ortaya koymuşlar tüm güçleriyle. Her ne kadar üniversite ve sponsorlardan yeterli maddi destek bulamasalar da inançlarını koruyarak projelerini geliştirmeye devam ediyorlar. Doğrusu, bu durumun kendilerini ateşleyeceğine ve olumsuz yanıt veren kurumu/şirketi mahcup edeceğine inanıyorum ben.
Evet efendim, amfide hocalardan ders almış gibi olduğum Güneş Arabası Projesi’nin ekip başkanı Burak Aliefendioğlu ve Yusuf Adıgüzel’in samimi röportajı, umarım bazılarına da mesaj olur buradan.
Kendinizi ve ekibinizi tanıtır mısınız Başarılı Gençler okuyucularına?
Burak Aliefendioğlu: 19 Aralık 1986 İstanbul doğumluyum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudum. Sonrasında İTÜ Elektik Mühendisliği Bölümünü kazandım ve şu an 4. sınıftayım. Ekibe 2007 senesinde katıldım ve en yakın arkadaşlarımı da ekibe soktum ki bu kişiler de şimdi ekibin yöneticileri arasında. Diğer tüm yeni gelen arkadaşlarım gibi ben de ekipte büyüklerimizden görüp öğrenmeye çalışıyordum. Bu sırada güneş pillerinin sorumluluğunu aldım, ki bu konuda ekibimizin eski başkanı Emre Toparlar ile birlikte Türkiye için de önemli olan ciddi çalışmalar yaptık. 2008 senesinin başında ise büyüklerimizin mezun olması ile ekibi yeni gelenler devraldı. Ben de bu sırada ekibin başkanlığı görevini aldım. Şu an Yusuf arkadaşımla beraber görev paylaşımı yaparak eş-başkanlık şeklinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Yusuf Adıgüzel: 4 Mart 1986 tarihinde Kadıköy’de doğdum. Moda ilköğretim ve Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’ni kazandım ve şu an 4. sınıfa devam ediyorum. Ekibe 2006 yılında katıldım. Ekipteki görevime ise proje yürütücüsü olarak devam etmekteyim.
Ekip mevcudu genel olarak 30-35 kişi arasında değişiyor. 2008 senesindeki ekibin büyük çoğunluğu elektrik (15 kişi) ve makina (10 kişi) mühendisliklerinden oluşuyor; ama bunun yanında Telekominikasyon, Kontrol, Elektronik, Uzay, İşletme, Çevre, Kimya, Metalurji Müh. gibi daha pek çok dalda üyesi bulunuyor. Zaten bu projenin en önemli yanlarından birisi de üniversitede bir öğrencinin başka bir yolla görmesinin mümkün olmadığı disiplinler arası çalışmayı sağlıyor olması. Bu sayede olaylara başka kişilerin bakış açısıyla da bakabilme ve koordineli takım çalışması yetenekleriniz gelişiyor.
Böyle bir ekibi kurmak nasıl gerçekleşti? Çalışmalarınızı nasıl yürütüyorsunuz?
Burak Aliefendioğlu: Ekip 2004 senesinde Arda Tüysüz, Anıl Şahin, Ali Yıldırım ve Furkan Kaan Titiz tarafından kuruldu. Bu 4 kişi de Elektrik Fakültesi öğrencisi oldukları için çalışmaları belirli bir noktaya getirdikten sonra Makine Mühendisliğinden arkadaşlara ihtiyaç duydular ve ekibi genişlettiler.
Daha sonra katılan Uçak Müh. vb. bölümlerle ekip büyüdü ve 2005 senesinde yaklaşık 30 kişilik bir büyüklüğe ulaştı. O günden beri de mezun olanların yerini yeni arkadaşlarla doldurarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bu kadar kalabalık bir ekipte düzen sağlanamazsa her şey karmaşaya dönüşür. Dolayısıyla biz de çalışmalarımızı Elektrik, Mekanik ve Organizasyon olmak üzere 3 ana grupta sürdürüyoruz. Bu ekipler kendi içlerinde düzenli olarak toplanıp çalışmalarını devam ettirdikleri gibi, belirli periyotlarla da tüm ekip olarak toplanıp geldiğimiz noktayı ve bu noktadan sonra yapmamız gerekenleri tartışıyoruz.
Güneş arabasını nasıl tanımlamalıyız? Sadece güneşten aldığı enerjiyle hareket eden bir araç olarak mı görmeliyiz? Arabayı sürmek için ‘güneş nöbeti’ tutmayacağız herhalde? :)
Yusuf Adıgüzel: Güneş Arabası güneşten elde ettiği enerji ile hareket eden otomobil türüdür. Güneşten alınan enerji de diğer enerjiler gibi depolanıyor, istenildiği zaman kullanılıyor. Panellerden aldığımız enerjiyi akülerimizde depoluyoruz. Bizim araçlarımızda yarış kuralları gereği 1 kwh’lik akü var. Yarış sınırları olmasaydı bu akülerin kapasitesini arttırarak, menzil normal araçların üzerinde değerlere çıkartılabilir. Bu akülerle güneş olmazsa yaklaşık menzil 50 km. Güneşli bir günde ilerliyorsanız hiç şarjınız olmasa bile 35km/saat hızla sonsuza kadar gidebilirsiniz.
“Güneş olmayınca ne olduğu” çok sorulan bir soru. Benzinli araçlar ile karşılaştırıldığında, “Kuyudan petrol gelmeyince de benzinli araba ilerleyebiliyor mu?” sorusuna denk geliyor. Güneş arabasının farkı aracın giderken de deposunu(akülerini) doldurabilmesi.
Projenize İTÜ’nün ne gibi katkıları oldu acaba? Yeterli sponsor desteği bulamamınızın sebebi, klasik deyişle ‘Türkiye gerçeği’ mi?
Burak Aliefendioğlu: İTÜ sanılanın aksine ekibimize bir miktar maddi destek sağlasa da bu bir güneş arabasının yapılması için gereken maliyetlerin yanında çok düşük bir rakam kalıyor. Zaten ekibin amacı da üniversiteye yüklenmektense, finansmanını kendi bulabilmesidir. Bu yüzden çok ciddi çalışan bir organizasyon ekibine sahibiz. Bunun yanında İTÜ bize gerekli laboratuvar ve ekipmanı sağlıyor. İTÜ’nün bize sağladığı en büyük katkı nedir diye soracak olursak bu kesinlikle Türkiye’nin en başarılı akademik kadrosuna sahip olması ve İTÜ’nün kendi adıdır derim. Öğrencilerin çoğu bunu fark edemese de dışarı çıkıp firmaları biraz dolaştığınız zaman çaldığınız her kapının arkasında illa ki bir İTÜ’lü çıkıyor ve bu insana çok gurur veren bir durum.
Yine de sponsor arayışlarında da çok ciddi sıkıntılarımız oluyor. Çünkü böyle bir projeye destek tamamen gönül işi olduğu için ülkede çıkan ekonomik krizlerden veya riskli dönemlerden doğrudan etkileniyoruz. Son 3-4 senedir gittiğimiz firmaların çoğu gelecek kaygılarından dolayı bizi geri çeviriyor. Sonuçta bunu da bir “Türkiye gerçeği” olarak kabul edebiliriz.
Tubitak’ın düzenlediği Formula G yarışmalarında Türkiye birincilikleri elde ettiniz. Bunun sizin için ayrı bir önemi olsa gerek? ‘Türkiye’nin vizyonu’ olduğunuzu gösteriyorsunuz.
Yusuf Adıgüzel: Formula G yarışlarına üç senedir iki araçla katılıyoruz. Üç senedir yarışlarda hem birinci hem ikinciyiz. Bu başarıların ekibin motivasyonunda önemli yeri var. Kazanılan 15 kupa ekiptekilerin işlerini iyi yaptığının bir göstergesi. Türkiye’de kazanılan başarılar göğüs kabartıcı ancak Arıba’nın asıl amacı
Türkiye’de geleceğe yönelik önemli işler yapıldığını ülkemize ve dünyaya anlatmak. Arıbacıların hepsi “yapabiliyorlarsa daha iyisini yaparız” inancındadır.
Güneş arabaları eninde sonunda seri üretime geçecek. Projelerde yapılan Ar-Ge dünyada büyük otomotiv firmalarının dikkatini çekiyor ve yatırımlarını bu yönlere kaydırıyorlar. Bizim amacımız ülkemizde de teknolojiye önderlik yapabileceğimizi göstererek, yatırımların insana ve teknolojiye olması gerektiğine dikkat çekmek.
Kullandığınız materyal ve ekipmanların yurtdışından satın almanız güneş arabanızın maliyetini yükseltiyor sanırım. Memleketimiz kıt kaynaklı mı, yoksa üretimsizliğimize mi yanalım sizce?
Burak Aliefendioğlu: Aracın maliyetinin yarısını sadece 2 önemli parça tutuyor: İleri teknoloji aküler ve güneş pilleri. Maalesef bu ürünler ülkemizde üretilmiyor, hatta satılmıyor bile. Dolayısıyla yurtdışında getirmeye mecbur kalıyoruz.
Buradaki sıkıntı kaynak sıkıntısı mı üretimsizlik mi diye sorarsanız güneş pillerinin ana maddesi çeşitli ileri teknoloji işlemlerden geçirilse de yine de bildiğimiz “kum” cevabı yeterli olur sanırım.
Dünya çapında rakipleriniz ne durumda? İTÜ ekibinin onlardan eksik kalan yanı var mı? Projelerine maddi destek ne durumda onlarda mesela…
Yusuf Adıgüzel: Gözümüzü diktiğimiz dünya ligindeki rekabet ciddi boyutlarda. Örneğin Honda’nın kendi arabası var, MIT’nin ayrı bir proje grubu ve ekibi var. Amerika’da neredeyse bütün üniversitelerin büyük bütçeli bir ekibi var. En son World Solar Challange (WSC) (Dünya Güneş Arabası Yarışı) şampiyonu Hollanda ekibinin bütçesi milyon dolarların üzerinde.
Dünyada durum böyleyken bizim ekip olarak girişimimiz çoğu ekibe göre ufak kalıyor ancak bu durum bizi yıldırmıyor; aksine ateşliyor. Kendi bütçesinin ufak bir bölümü bütçeyle yarışa katılan bir Türk ekibinin bu yarışta iddalı olması dünya liginde beklenmedik bir durum olsa bile daha önce dediğim gibi “biz inanıyoruz”. Ekim 2009’da WSC’ye gidip bayrağımızla bu yarışta olduğumuzu dünyaya göstereceğiz.
Çok kişinin merak ettiği bir soru: Kaç yıl sonra güneş enerjisiyle çalışan arabalara bineceğiz?
Burak Aliefendioğlu: Son birkaç senede teknolojinin ve otomotiv endüstrisinin gittiği yön, son kullanıcı tarafından da rahatlıkla fark edilebilir bir durum aldı. 30 sene önce araçların ana pazarlanma stratejileri ne kadar güçlü ve güzel olduklarıydı. Son 15 senedir ne kadar tutumlu oldukları ön plana çıkarılıyor. Son 3-4 senedir ise bu tutumluluk bir adım daha öne çıkarıldı. Ülkemizde fazla bilinmese de ABD’de şu an 30’un üzerinde hibrid(gücünün belirli bir miktarını elektrik motorundan sağlayarak çok ciddi miktarda yakıt tasarrufu sağlayan teknoloji) araç modeli bulunuyor. Ülkemizdeyse bir. Bu trendin bu yönde artarak gideceği ise yadsınamaz. Enerjisini sadece güneşten alan bir araç birkaç model dışında belki hiçbir zaman olmayacak ama enerjisinin bir kısmını güneşten sağlayan bu sayede yakıt tasarrufu sağlayan ve aracın menzilini arttıran araçları belki 10 sene içerisinde bile görebiliriz.
Çok şükür ki sizin ekip sayesinde Türkiye ufkunu görüyor. Peki neden alternatif enerji konusunda yeterli çalışmalar yürütülemedi şu zamana kadar? Güneş arabası projesi daha evvel başlayamaz mıydı?
Yusuf Adıgüzel: Başlamış olsaydı keşke. Belki de şu anda evimize güneş arabasıyla havayı kirletmeden bedavaya dönüyor olacaktık. Böylece ülkemizin kaynaklarının önemli bir kısmı da petrol için dışarıya çıkmayacaktı ve daha az insan petrol için ölmüş olacaktı. Petrol savaşları neredeyse endüstri devrimi kadar eski bir kavram; ancak alternatif çözümler çabuk çıkmıyor diyebiliriz. Maalesef devletler savaşmayı ilk çözüm olarak görüyorlar. Ancak son yıllarda dünyada ve ülkemizde bu alanlardaki gelişmeler umut verici. Dünya insanın ve enerjinin önemini anlamış gibi gözüküyor. Biz de bu önemi kavrayabilmiş yeni nesil olarak elimizden geleni insanlık adına yapma çabasındayız.
Ekip olarak amaç ve hedeflerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Burak Aliefendioğlu: Ekibimizin esas amacı lider güneş arabası ekibi olabilmekti. Bunu Türkiye içerisinde fazlasıyla başardığımıza inanıyorum. Şimdi sırada yurtdışında kendimizi kanıtlamak ve söz sahibi bir üniversite olabilmek var. Bunun için de şimdiden çalışmalara başladık ve 2009 yılında Avustralya’ya gitmek üzere hazırlanıyoruz.
Alanında başarılı gençler olarak genç arkadaşlarımıza genel olarak neler söylemek istersiniz buradan?
Yusuf Adıgüzel: İnanmak gerekiyor. Bindiğimiz araçları tasarlayanlar bizden daha zeki, daha çalışkan değiller. Yapmaktan keyif aldığınız işi seçin ve inanarak iyisini yapın. Siz de göreceksiniz ki başarı mutlaka arkasından geliyor. Yaptığınız işi sevmek beraberinde yılmamayı ve yorulmamayı getiriyor. Kendinize inandıktan sonra kapı aşındırmaktan çekinmemek gerekiyor; size inanan birileri mutlaka olacaktır.
Burak Aliefendioğlu:Bana göre en önemlisi yaptığın işi sevmek ve kendine güvenmek. Böyle bir projede çalışmak insana çok şey öğretiyor ve gördüm ki insan yaptığı işi sevdiği zaman yerde de yatsa, güneşin altında da kavrulsa yorgunluk hissetmiyor, hatta zevk alıyor. Zaten yaptığın işi sevmiyorsan ortaya başarılı bir iş çıkması da söz konusu değil. Bu yüzden özellikle üniversiteye giren arkadaşlar, bölümleri ne olursa olsun kendi dallarıyla, kendi meslekleriyle ilgili bir projeye katılsınlar. Yoksa kendileri öncülük etsinler. Böylece hem okudukları mesleği sevme şansı yakalıyorlar hem de dallarıyla ilgili pratik ve tecrübe kazanıyorlar. Bu ikisi de yaptığın işte kendine güvenin temellerini oluşturuyor. Çünkü ne yaptığını bilmeden kendine güvenemezsin. Bu ülkenin esas ihtiyacı da zaten işini bilen, kendine güvenen ve mesleğini seven mühendisler, mimarlar, ekonomistler, işletmeciler vs. değil mi?
İTÜ Güneş Arabası Ekibi web sitesi: www.itugae.com
Ekibin aldığı başarıları ve ödülleri:
2006 — İzmir Yarışı:
ARIBA-> Birincilik Ödülü
ARIBA II-> Üçüncülük Ödülü
İstanbul Yarışı:
ARIBA->Birincilik Ödülü
ARIBA II-> İkincilik Ödülü
İTÜ GAE -> Özgün Katkı Ödülü
2007 — Ankara Yarışı:
İTÜRA->Birincilik Ödülü
ARIBA II-> İkincilik Ödülü,
ANOK Kupası Birincilik Ödülü
İTÜ GAE -> Özgün Katkı Ödülü
2008 – İzmir Yarışı:
İTÜRA -Birincilik Ödülü
ARIBA II -İkincilik Ödülü
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Türkiyenin gururu.. Allah yolunuzu açık etsin gençler…
güzel sürpriz olmuş ibrahimcim. hem ekip olarak tanıtılmaları ekip ruhunun da başarılı çizgide ilerleyebileceğini göstermiş..
itü farkı :)
süper bir şey. formula1 gibi… bundan sonra güneş yakacağız; mazot yok demekki :D
alternatif enerjinin öneminin arttığı şu günlerde güneş enerjisinin kullanılabilirliğine dikkat çeken İTÜ’lü arkadaşlarımıza başarılarının devamını diliyorum. inşaallah yurtdışındaki yarışlara da katılarak orada da bu şekilde dereceler alırsınız. saygılarımla.
arıbacılardan birisiyle odayı paylşmanın haklı gururunu taşıyorum. tebrikler…
İnşallah yakında güneş arabalarına bineriz ve BU DA Sizin başarılarınızla olur.
Hepinizi tebrik ederim..
valla beni de gaza getirdiniz gençler, teşekkürler : )
güzel başarılarınızın devamını beklerim. kib.
itünün parlak gençlerine alkış tutmak lazım.
gerçekten çok başarılar. çok beğendim, son gaz devam…
Ekonomide son nokta. Kendi ülkemizde daha Türk yapımı bir araba yapamadık ama İTÜ’den arkadaşlar otomotiv sektöründe son noktayı koyacak gibi. ama sonuçta bizim ülkemizde bu araba satışa çıktığında ülkemiz insanlarından %1′inin bile alamayabileceği bir fiyata çıkacaktır. Bu gelişim bana göre bize değil dış ülkelere ve devlet ekonomisine kazanç sağlayacktır. Gene de arkadaşlara başarılar dilerim. Türkiye’de böyle bir başarıya seçkin insanlar imza atabilirler. Bu yüzden arkadaşların seçkin olduğunu düşünüyorum. Yeni nesil einsteinlar
bence çok güzel; ama ben de böyle değilde kolay bir şey yapmak istiyorum. nasıl yaparım acaba yardım eder misiniz?
Editörün notu: Bu isteğinizi direkt yetkili kişilere iletirseniz daha sağlıklı yanıt almanızı sağlayacaktır. Ekibin web sitesinden ulaşabilirsiniz.
Arkadaşları bu uzun enerji maratonunda desteklemeyen ve kapıdan geri gönderen kurumların(başta tubitak olduğunu biliyorum) ve kişilerin önce kendi insanlarına inanmaları gerektiğini biliyorum. Türk mantalitesi artık bazı tabuları aşmalı. bir ekip üst üste yaptığı 2 güneş arabası ile hem 1., hem 2. olabiliyorsa övgüden daha fazlasını hak ediyor olmalı. Arkadaşları bu yapmış oldukları büyük işten dolayı gönülden tebrik ediyorum.