Geleceğin en parlak meslekleri arasında gösterilen ‘yazılım/program’ uzmanlığı günümüzde de gençler(özellikle erkekler) arasında cazibesini artırıyor. Web tabanlı bir projenin gerçekleşmesi/ortaya çıkması/başarı göstermesi yazılımcının(programcının) hüneriyle oluyor örneğin. Varlığını salt web projesi ile değil, lokal yazılım projelerinde de gösteriyor aynı zamanda bu mesleği icra edenler. İşte web dünyasında muhtelif projeleriyle ismini duyuran 26 yaşındaki Daron Yöndem de bunlardan birisi. Kazandığı unvanları burada sıralamak uzun sürebilir; fakat Daron ’10 parmağında 10 marifet’ bir genç. Beyaz’ın repliği gibi “O bir programcı(yazılımcı), dernek başkanı, şirket sahibi, eğitimci, yazar v.s.”. Sempatik ve çok kişinin sevdiği bir arkadaşcanlısı keza..
Web yayınımızı takip eden okuyucularımızın da talep ettiği sevgili Daron’la nihayet röportajımızı gerçekleştirdik. İçten ve mesajlarla dolu cevaplarıyla çok güzel bir röportaj verdiğine inanıyor, kendisine ömür boyu başarılar diliyorum. Hep böyle sevecen kal Daron!
Öncelikle kendini Başarılı Gençler okuyucularına tanıtır mısın? Kimdir, nasıl biridir Daron Yöndem?
Kendimi tanımlarken özellikle “bir programcı” demeyi çok seviyorum. Tanım olarak basit gözükse de bazen gerçekten de bu kadar basit olabiliyor. Kod yazan ve bu kodun çalışmasından zevk alan bir insandır Daron Yöndem. Tabii bu tanımı detaylandırmak mümkün. Bir şirket sahibi, sadece Türkiye’de 250.000 kişiden çok üyeye sahip uluslararası bir derneğin Türkiye başkanı, bir yazar, bir hoca, bir konuşmacı şeklinde bu liste uzayıp gidebilir. Özetle; yapmayı sevdiğim şeylerin sayısı epey çok diyebiliriz ve bunların hepsini yapmaktan büyük zevk alıyorum.
Çoğu kişiye göre teknik bir alanda mesleğini icra ettiğini düşünüyorum. Şirket sahibi bir gencin nasıl bir süreçten geçtiğini öğrenebilir miyiz? Bilgisayarla tanışman, yazılım dünyasındaki gelişimin… vs.
Bilgisayarla tanışmam üç yaşımdaydı. İlginç bir şekilde tüm detayları ile çok net hatırlıyorum babamın ofisinde PW kullandığımı. O zamanların Word’üydü PW. Sonrasında Lotus vardı araba yarışı ve Prince of Persia da unutulmazlar arasında. Yazılımla tanışmam ise orta 2’ye denk geliyor. Bir kitap fuarında kapağında oyun resimleri olan ve üzerinde “Basic” yazan bir kitaba vuruldum diyebilirim. Kitap incecik bir kitaptı ve bende “gerçekten bu iş bu kadar kolaysa öğrenmeliyim” duygusunu yarattı. Kitabı satın almam benim bugünkü yolculuğumu başlattı diyebiliriz. O kitabı bitirdiğimde hiçbir şey yapamıyordum; ama bir süre sonra okulumun kütüphanesinde bulduğum eski yabancı dergilerin arkasındaki Basic programlama bölümleri ile epey ilerlettim ve ilk Bowling oyunumu yazdım. Oradan buralara kadar geldik.
İnternet teknolojisinin akıl almaz gelişmelerini yaşıyoruz. Bir yazılımcının sürekli kendini geliştirmesi kaçınılmaz. Bu bağlamda, çok nankör bir meslek olduğunu söyleyebilir miyiz? Örneğin; geleceğin mesleği olarak addedilen bilgisayar programcılığı kimilerine göre çok erken yaşlandırıyor..
Nankör demek nankörlük olur. Bugün çok şükür ekmeğimizi bu işten kazanıyorsak eğer, sadece bu işin gerekleri farklı niteliklere sahip diye çıkıp ta bir mesleğe nankör demek garip olur. Bu mesleği yapıp ta nankör olduğunu düşünenler varsa, yanlış meslek seçmişler demektir.
Dediğiniz çok doğru; tabii ki sürekli kendini yenileyen bir meslek, ortalama olarak öğrendiğiniz bir teknolojinin ömrü iki sene. Fakat bu mesleğinizi kaybettiğiniz anlamına gelmiyor; çünkü bir programcının mesleği hiçbir zaman teknolojiye bağımlı değildir. Bunu farklı bir örnek ile tanımlayalım.
Örneğin, mesleğiniz şoförlük olsun ve bugün normal vitesli bir araba kullanıyorsunuz. Yarın yeni bir teknoloji geliyor ve vites kalkıyor, direksiyon kalkıyor, sesli komutlarla arabayı yönetmeniz gerekiyor. Bu sizin hâlâ iyi bir şoför olamayacağınız anlamına gelmez ki! Sadece işin şekli ve niteliği değişti; fakat sonuç aynı. Programcılığın da şekli ve niteliği sürekli değişiyor. Aslında bu her meslekte var; fakat bizde biraz hızlı ilerliyor işler. Bu da benim mesleğimi sevmemin en büyük nedenlerindendir biridir aslında.
Erken yaşlandırdığı konusuna gelince, daha yorum yapmak için gencim sanırım. Ama anlayamıyorum ben insanları. Maden ocağında taş taşısak daha mı genç kalacağız? Şikâyet edilecek bir meslek olarak görmüyorum açıkçası. Bugün “Ben programcıyım” diyenlerin çoğunun mesai olarak “taksi şoför”lerinden daha az çalıştığını söyleyebilirim. Ben hiç taksicilerin ayaklanıp “yaşlanıyoruz” veya “yorgunuz” dediklerini duymadım.
Bir taraftan “Microsoft olmasaydı şu an bilgisayar kullanmıyor olacaktık” diyenler var, diğer taraftan Microsoft’tan nefret eden, açık kaynak kodlu kullanıcı sempatizanları var. Microsoft tarafındasın, tabloyu nasıl değerlendiriyorsun bakalım?
Kendi açımdan baktığımda konu tamamen duygusal, yani maddi.(gülümsüyor) İşime gelen taraftayım. Bugün benim için şirket tarafında önemli olan şey müşterilere en uygun çözümü en uygun fiyat ile ulaştırabiliyor olmaktır. Bu konuda Microsoft çözümlerini genelde tercih ettiğimi söyleyebilirim. Microsoft dışı ürünler de kullanıyoruz, örneğin Adobe ürünleri kullanıyoruz. Benim hem Adobe hem IBM tarafında da sertifikasyon programlarına katılmışlığım var. Fakat bizde toplum olarak “ezilene” karşı duygusal davranma gibi bir alışkanlık var. “Mazlumun yanında olma” psikolojisi de diyebiliriz belki buna. Ben yazılım üretimini bir iş olarak yapan insanların sempatizan olamayacaklarını düşünüyorum. Düşünebiliyor musunuz örneğin ben Linux kullanarak yazılım geliştirdiğimde daha çok para kazanacağımı bile bile gidip .NET ile yazılım geliştirir miyim? Hani derler ya “babamın oğlu mu Microsoft?” Yıllardır Microsoft’ün ürettiği ürünler kötü ve anlamsızdı ve bu kadar insan da gidip onları kullandı? Hayal görmeye gerek yok. Tabii ki her şey pespembe değil, fakat ortada bir gerçek var “Adamlar yapıyor” (gülümsüyor) Burada fanatik olmadan akıllıca kararlar verebiliyor olmak önemli.
Son olarak açık kaynak kod konusuna da değinmeden edemeyeceğim. Açık kaynak kod denildiğinde sanki Microsoft karşıtı bir şeyden bahsediliyormuş gibi havalar esiyor sektörde. Oysa Microsoft’un açık kaynak portalı var. Daha geçenlerde Silverlight 2’nin tüm kontrollerinin kodlarını açık olarak paylaştı Microsoft. Bunun gibi daha bir sürü örnek verilebilir. Açık kaynak kod farklı bir konsepttir diyebiliriz; ama kimsenin tekelinde falan değil.
Peki, şu konuda herkes dertli, sormadan geçemem: Nedir bu Microsoft’un veya diğer şirketlerin lisanslı ürünlerinin(CD-DVD) pahalılığı? Sayelerinde bu uygulanan istismarın ‘crack’lenmesi alanında ihtisaslaşıyoruz…
Pahalı mı? Gelin beraber bir hesap yapalım. Vista ile XP arasında ortalama 4 yıl zaman geçti. Bu sürede bilgisayarınıza ne kadar para harcadınız? Varsayalım ki dört yıl boyunca sadece tek bir yeni bilgisayar aldınız ve hiç yeni donanım eklemediniz. Hiçbir donanımınız bozulmadı ve yeni bilgisayarınızı da 500 $ gibi çok ucuz bir fiyata aldınız. Söz konusu dört yıl boyunca o bilgisayarı kullanmanızda işletim sisteminin katkısı bir 200 $ veremeyecek kadar az mı? Dört yılda 200 $ vermek bir işletim sistemine eğer fazla geliyorsa emin olun harcanan emeğe saygınız yok demektir.
Ben bunu bir yazılımcı, kod yazıp satan bir insan olarak biraz farklı değerlendiriyorum. Maalesef ki mağazaların vitrininden laptop veya farklı donanımları çalamıyoruz! Hırsızlık günahtır değil mi? Ama aslında olanağımız olsa çalacağız! Çünkü işletim sisteminde olanağımız var ve çalıyoruz. Kaçak bir ‘key’ girdiğinizde veya bir ‘keygen’ çalıştırdığınızda bundan utanmıyorsanız ve çekinmiyorsanız aslında bu bizim kültürümüz ve eğitimimiz ile alakalı bir konu. Eğer doğru eğitimi almış olsak o ‘keygen’i çalıştırırken de işlediğimiz suçun farkında olurduk ve o yazılımı yazmak için yıllarını harcayan insanların emeğine saygımız olurdu.
‘Crack’ meselesi o kadar doğal bir proses haline gelmiş ki, artık belki de ücretsiz bir program ile işini görebilecek kullanıcılar bile ‘crack’ var diye gidip binlerce dolarlık programları bilgisayarlarına yüklüyorlar. Sadece bir resmin boyutunu değiştirmek için 1000 $ lık program kurup bilgisayarına kullanan insanlar biliyorum. Oysa bunun için ücretsiz yazılımlar var. Bu anlamda da bir “tüketici bilinci” eksiği var diyebilirim. “Ne de olsa beleş” diyerek tükettiğimiz yazılımın niteliğini değerlendirme gibi bir derde girmiyoruz. Maalesef bu gidişat sürdükçe Türkiye’deki yazılım sektörü iç satış ile bir yerlere gelemeyecek.
Web 2.0’dan sonra Web 3.0 dalgasının geldiği/geleceği söyleniyor. Böyle bir platform bize ne vaad ediyor Daron?
Web 2.0 trendi pazarlama anlamında çok tuttu ve sattı. Sonrasında hemen Web 3.0 ile yeni bir pazarlama trendi yaratılmak istendi; fakat bu tip gelişmeler
pazarlama iteklemeleri ile yaşanmıyor. Elimizdeki teknolojinin olgunlaşması gerekiyor. Web 1.0, 2.0 vs. diye bahsettiğimiz şey aslında webin bir anlamda çağ atlamasını tanımlar ve çağ atladığınızı ancak atladıktan sonra bilebilirsiniz. Ne zamandan beridir insanlar ne zaman çağ atlayacaklarını önceden bilir oldular ki? Tamamen pazarlama taktikleri bunlar. Web 3.0 olarak zorla tanımlanmaya çalışılan şey “semantic web” gerçekten işleyecek mi? Olacak mı? Nasıl olacak? Bu sorulara cevap aramak fala bakmaktan farklı değil. Belki de Web 3.0 başka bir şey olacak?
Bugün baktığımda ben Web 3.0 yönünde teknik açıdan Microformatlar ve HTML5 dışında hiçbir şey görmüyorum. Bu çerçevede bile değerlendirsek HTML5’in tamamlanması için tahmin edilen tarih 2012. Geleceği yakalamak önemlidir, fakat illa yakalayacağız diye kendi kendimize hayali gelecekler üretmek de anlamsız.
Çeşitli seminer ve organizasyonlara konuşmacı olarak katılıyor, onlarca makale yayınlıyor ve kitaplarınla da paylaşım yapıyorsun takipçilerine. Zannediyorum senin yapın eğitmenliğe çok müsait. Peki senin hocaların kim, teknik eleştirmenlerin yani?
Teknik açıdan herhangi bir hocam maalesef yok. Keşke olsa. Çoğunlukla kendi kendime öğrenmek durumunda kalıyorum.
Nasıl geliştiriyorsun kendini o zaman? Mutlaka vardır bir şeyleri öğrenmek için yolların…
Mesleğimle ilgili teknik anlamda yabancı kaynakları takip ediyorum ve çok fazla oturup Ar-Ge yapıyorum diyebilirim. Ar-Ge tam bizim mesleğe göre. Araştırıyorum ve geliştiriyorum diyebiliriz. Öğrenme süreci bende böyle ilerliyor. Internet çok büyük bir kaynak, öğrenecek çok şey var orada. Başka kaynağa gerek yok gibi.
INETA adında uluslararası bir derneğin Türkiye başkanlığını yürütüyorsun. Dernek olarak neler yapıyorsunuz peki?
INETA tarafında hedefimiz teknik bilginin dağılımını genişletmek ve hızlandırmak. Bu kapsamda Türkiye’de 30’un üstünde sosyal topluluğumuz var ve onlara hem kaynak, hem maddi anlamda destek oluyoruz. Sosyal toplulukların yaptıkları aktivitelerde yer almanın yanı sıra konuşmacıya ihtiyacı olan topluluklara da uzmanlık alanına göre konuşmacılar sağlıyoruz.
Yazılım ve programlama alanında kendini geliştirmek isteyen genç arkadaşlarımızın hangi yolları izlemeleri gerekli sence? Tavsiye ve önerilerini alabilir miyiz?
Bence proje yaparak öğrensinler. Bol bol proje yapsınlar. Maddi getirisini düşünmeden proje yapmaları çok önemli, çünkü bu iş salt para için yapılacak bir iş değil. Zevk almanız gerekiyor, eğer zevk almıyorsanız kesinlikle başka meslek seçin. İkinci tavsiyem ise İngilizce öğrenmeleri olacak. Eğer yazılım sektöründe kariyer yapacaksanız kesinlikle İngilizce öğrenmelisiniz. Programlama dillerinden çok daha önemlidir bildiğiniz yabancı diller. Bir İngilizce size birçok programlama dilini öğrenebileceğiniz kaynakların kapısını açabilir.
Genç yaşında çeşitli unvanların sahibisin ve başarılı bir girişimci olduğun tartışılmaz. Vardır genel anlamda gençlere paylaşmak istediğin şeyler?
Çoğu için genç olmanın anlamı yaşlılıkta yapamayacakları şeyleri yapmaktır. Maalesef ki bu şeyler arasında genelde “üretkenlik” gelmez. Yani kimse yaşlandığımda bu kadar üretken olamam, şimdi çok çalışmalıyım demiyor. Herkes “Eh yaşlanınca gidip gezip tozamam, en iyisi gençliğin tadını çıkarıyım” şeklinde düşünceler içerisinde. Tabii her ikisi de doğru; fakat sanki birine gereğinden çok ağırlık veriliyor gibi. Çoğu zaman özellikle üniversite öğrencilerini görüyorum Standard öğrenci psikolojisi içerisinde, günü atlatmanın ötesinde zamanlarını meslekleri ile ilgili çalışarak değerlendirmiyorlar. Özünde üretmekten zevk almayı öğrenen bir gençliğe ihtiyacımız var, oysa şu anda tüketmekten zevk alan tembeller modundayız. Lütfen kendinize gelin gençler (gülümsüyor) diyerek sözümü noktalıyorum. Geleceğin bizim ellerimizde olduğunu bilerek büyüdük bizler.
Daron Yöndem Kimdir?
1983 İstanbul doğumlu Daron, İstanbul Erkek Lisesi’nden 2003 yılında mezun oldu ve DEVELOAD Yazılım ve Tasarım (www.deveload.com) şirketini kurdu. Daron Yöndem şu an Portsmouth Üniversitesi’nde Strategic Business Information Technologies alanında yüksek lisans eğitimine devam ediyor. MVP, MCT, MCPD, MCITP, MCTS, MCSD, MCAD, MCDBA, MCP, ACP ve ICSD unvanlarına sahip olan Daron Yöndem Türkiye’nin ilk Silverlight ve Expression Studio eğitimini Microsoft Türkiye organizasyonu ile verdikten sonra yurtdışında da farklı ülkelerde Microsoft iş ortaklarına eğitimler verdi. INETA adında uluslararası bir derneğin Türkiye başkanlığını yürüten Daron Yöndem’in Microsoft ASP.NET resmi sitesi, Microsoft Coding4fun, yazgelistir.com, PC World Türkiye, PC Magazine ve PC Extra Türkiye’de çok sayıda makalesi yayınlanmıştır. En geniş Türkçe kaynak olma özelliği taşıyan Pusula Yayıncılık’tan çıkan ASP.NET AJAX kitabının yazarı Daron Yöndem halihazırda yazgelistir.com Silverlight Editörlüğü, nedirtv?com WPF/Silverlight ve VB.NET editörlüğü yapmaktadır. Kişisel bloğu http://daron.yondem.com adresi üzerinden İngilizce ve Türkçe makaleler yayınlamaktadır.
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Çok güzel bir röportaj olmuş. Genel olarak 2 nokta dikkatimi çekti.
Birincisi yazının ilk başında “‘yazılım/program’ uzmanlığı günümüzde de gençler(özellikle erkekler) arasında cazibesini artırıyor.” kullanılması. Maalesef böyle bir durum var. Pek fazla programcı bayana rastlamıyoruz. Aslında genel olarak bilgisayar ile uğraşan bayanlara da rastlamıyoruz.
Programlama öğrenmeye çalışan bir kız öğrenci olarak bu durumu kızlar açısından eleştiriyorum. :)
İkinci olarak ta gençlerin günü atlatma çabasıyla yaşaması. Bir üniversite öğrencisi olarak böyle arkadaşlarımızı gördüğümüzde üzülüyoruz tabiki. Gençlik demek sadece gezmek, tozmak ve eğlenmeyi kapsamamalı. Yaşlandığınızda geri dönüp baktığınızda başarılarınızı görebilmelisiniz. Bir şeyleri başardıkça yaşanan mutluluğu, sürekli gezip tozmaya tercih edeceğinize eminim.
OK
oldukça hoş bir röportaj.tebrikler ikinizede
daron hoca birtanedir. kendisini ayakta alkışlamak gerekir. Lise bire giderken editörlük yapması ve liseden mezun olduktan 7ay sonra kendi şirketini kurması ve hala o şirketi yönetmesi takdire şayan bir olaydır.
daron yöndem’i kendi blogundan olsun başka kaynaklardan olsun sıklıkla takip ediyordum zaten, bu röportajın yapılmasıda beni çok mutlu etti. daron yöndem sadece mesleki başarısı ile değil o sıcak kanlılığı, sevecenliği ilede öne çıkıyor. Ayrıca daron yöndem’in ingilizce konuşması çok güzel, çok düzgün konuşuyor.
güzelmiş gerçekten..
gercekten cok guzel ve bir o kadarda basarılı bır röportaj olmuş.herkezin isteyipte yapamadığı bir cok basarıyı daron yöndem basarmış tebrık ederım.
ricamı kırmayıp daron hocayla röpörtaj yaptığınız için çok teşekkür ederim.gerçketen söyledikleriyle özdeşleşen bir yaşam tarzı var daron hocanın.biz gençlere yardımı küçümsenmeyecek kadar fazla.herşey için çok teşekkür ederiz hocam…
tonton ve sevecen sempatik..valla çok da zeki bir röportaj vermiş :)
tebrik ederim seni daron yöndem.bu yaşta şirket sahibisin.diğer özelliklerini görünce şaşırıp kaldım.tebrikler
Kendisi örnek alıncak bir insanmış gerçekten.Şahsen ben imrendim ve örnekte almaya başladım sanırım :) , takdir-i şayan bi insan gerçekten…
Kocaman bir yüreği var, bizler kendisini çok seviyoruz… Başarıları’nın devamını diliyorum… harikasın ;)
lisanslı ürünler sorusuna çok tatminkar cevap vermediğini düşünüyorum. 200 $ veremeyecek kadar az mı? cevabı hiç hoş bir cevap değil kanaatimce.
röportaj sağlam olmuş,tebrikler…
aslinda bir cok lisansli programin acik kaynak (open source) versiyonu var. eger profesyonel bir is yapmiyorsaniz onlari kullanmak yetiyor. mesela Microsoft office yerine sun microsystem’in openoffice.org diye bir yazilim paketi var. caniniz istedigi kadar bagis yapip yukleyebiliyorsunuz. hic bagis yapmasaniz bile oluyor.
Lisanslı ürünlerde 200$ vermeyecek kadar az mı? ne güzel bir soru aslında değil mi. Aslıda suan vitrinden bana bakan dizüstüye de 2000 lira verilmez, ne yapsam da çalsam acaba? gece gelip camı kırıpi alıp kaçsam mı?
bir ara DVD’ler söyle bir kısa film ile başlıyordu;
“Araba çalmazsınız, çanta çalmazsınız, cep telefonu çalmazsınız, korsan ürün de çalmaktır. suça ortak olmayın…”
acaba, bakkala 5 kr borcu kalsın istemeyen bizler, üç dört saniye süren bir işlemle birilerinin yüzlerce dolarını ve daha önemlisi, emeğini çaldığımızın farkında mıyız?
Gerçekten güzel bir röportaj olmuş, teşekkürler.
Ben inanmıyorum.bir çok kişi lisanslı ürün yapıyor ama o kadar pahalı değil.ben hiç 200$ verip cd alanı gormedim açıkcası[kendim hariç].Belki 200$ az para değil bazıları için ama kısmen askari ücretle geçinen birinin 1 aylık maaşı hiç boyle düşündünüz mü ?
Tamam korsan üretmek iyi birşey değil ama insanlar neden korsan üretiyor? bunu microsoft şirketi kendisine sorması lazım.cd 50$ olsa kimse yeltenip alcağını düşünmüyorum ve 200$ ken 5 kişi alıyosa 50$ ken 20 kişi alır.ticari yönden böledir.diceksiniz ki bir emek var.emeği tabikide es geçmiyorum ama bir cdnin maliyeti ne kadar arkadaşlar? 10krş? 20krş? hadi 30krş?
Microsoft gibi bir şirket bunun hesabını yapmaz k.bakmayın insanların parası olsa alırlardı.1 kerede olsa 1000 kerede olsa bence bu sömürmekdir.kıyafetide 1 kere alıyoruz ama gidipde 1000tl verip almıyoruz.Neden ? 1 kere almıcakmıyız ?
çok yanlış bir mantık…Fiyatlar düşmesi lazım benim kanaatim budur… tşk. ederim
anlamıyan arkadaşlar için daha kapsamlı şekilde anlatabilirim…
200$lik programlar var, 1000$lik programlar da var. bunlar genelde profesyonel office programlari veya arastirmaya yonelik araclar. benim bu konuda ki onyargim asgari ucret odeyen bir iste calisan insanin bu tip profesyonel programlara ihtiyacinin, hayati bir mesele olmadigi yonunde. maasi olmayan veya bir yandan calisan bir universite ogrenci iseniz ve bu tip profesyonel programlara ihtiyaciniz var ise bunu okulun coklu lisans sistemi seklinde halletmeniz veya okuldaki bilgisayarlari kullanmaniz mantikli olabilir.
Daron’un “Sadece bir resmin boyutunu değiştirmek için 1000 $ lık program kurup bilgisayarına kullanan insanlar biliyorum” seklindeki sitemi de sanirim bunun icin.
gerci satis yapan sirketin fiyatlarini dusurerek surumden kazanmasi olayi tabi ki de bir olasilik. bu sekilde korsanin onune gecmek muhtemel. ama anladigim kadariyla parasini verip bu yazilimlari satin alan musteri kapasitesi zaten belli. market belli olunca da surumu cok cok arttiramayacaklarini dusunuyor da olabilirler.
gerci ben nerden biliyim ya gene ne sacmaliyorum.
samet beye katılıyorum.sürümden para kazanılabilir,insanları korsana yöneltmez,bunlar inadına yok 200dolar yok 500dolar yok 1000 dolar gibi fahiş fiyatlarla adam kazıklıyorlar bence.soruyourm ozaman neden bilişim firmaları çok zengin…
EVET TURKİYEDEKİ COMMUNity kulturunun geldigi noktayi cok guzel anlatiyor aslinda maalesef bu makale.
sonuc olarak bakarsaniz, daron’un yazilarinin ciktigi veya hakkinda bir yerin yayinlandigi yerlerdeki insanlara bakarsaniz, karsiniza bir daron + microsoft disinda teknoloji kullanamayan universite ogrencisi cemiyeti cikiyor.
microsoft’un super yeniliklerine bakacak olursak:
a) ASP.NET MVC FRAMEWORK HALLA BETA –> STRUTS SENE 2001 JAVA MVC FRAMEWORKİ
B) ASP.NET –> sERVLET JSP –> SENE 2000
sON DONEMDE CİKARDİKLARİ SERVİS PACKLER VE BUNLARDA Cikan buglarda cabasi.
Kesinlikle microsoft karsiti degilim,
yukarıda daron bey belirtmiş, microsoft open source portal acti diye benim buradaki sorum su olacak
a) INETA BUNYESİNDEKİ insanlarin ve sevgili mvp’lerimizin niye codeplex’te bir tane adam gibi kullanilan projesi bulunmuyor?
b) niye ulkemizdeki mvp’lerin %80′i bilge adam isimli firmanın çalışanı, yurtdışındakilerin çoğu gerçekten danışman olan insanlarken ( nunit , ncover’i yazan insanlar gibi.)
c) niye ineta etkinliklerine scott guthrie veya yurtdisindaki mix konferans konusmacilari getirilmiyor.
d) niye yazılım güvenliği kimsenin umrunda değil.
niye niye niye????
Bence bu ulkedeki tek basarili genc bu gibi sitelerde isimlerini goremedigimiz ve ineta baskani olamamis bireylerden olusuyor.
genel anlamda faydalandığım iyi bir röportaj.saolun
gerçekten çok başarılı daron yöntem örnek nadir insanlardan birisidir…=)
Gerçekten Daron hocanın deneyimlerine bilgi birikimine ve onun gibilerin kültürüne çok ihtiyacımız var.neymişsin be daron hoca :d bak kaç yorum var :d
Mert severcan’a ben de katılıyorum. Java veya Microsoft karşılaştırılmasına değil tabi. Gerçekten TR’deki mvpler hangi projeleri üretmişler, Bilge adam, netron gibi yerlerde sadece microsofta ait pdf ve sunumlarla bu işi teorik olarak öğretmeye çalışan insanlar başkası değil. o eğitmenlerin kaçı kaç proje geliştirmiş. asp.net tabanlı birkaç site yapmak proje mi onu da tartışamk gerekir. bence mvp veya msp gibi ünvanlar en çok microsoft ürün pazarlaması yapan reklam insanlara veriliyor. yoksa piyasada tüm mvpleri cebinden çıkaracak o akdar çok iyi insanlar tanıyorum. bunu 13 yıldır piyasada çalışan biri olarak söylüyorum. Nuri cankaya adam en çok ürün pazarlaması yaptı diye sonuçta mste pazarlama yöneticisi oldu. bence popüler olmak yerine üretken olalım.
Yazılım üretmek kolay iş değil. Maden her türlü işinizi görebileceğiniz yazılıma her ne kadar para olursa olsun vermek istemiyorsunuz çalmak yerine bedavalarını kullanın… madem çok biliyosunuz oturup da kendiniz yazın kolaysa. Kimse size zorla korsan yazılım kullandırtmıyor ki… İnşallah bsa türkiye’deki çalışmalarına ağırlık verir de herkes hem yaptığı suçun bedelini öder hem de üretimi yapan emeğinin karşılığını alır.
tesekkurler pelin,
Sektorde 10 senedir calisiyorum, benimde tanidigim turkiyedeki bir suru mvp’yi cebinden cikartabilecek bir suru arkadas var.
mesela daron’u daha detaylı olarak incelersen:
ilk once bir web tasarım egitmeni olarak ise basliyor ve bence oop + programlama bilgisi tartışma goturmez derecede kotu. Sunumlarini izlersen daha cok flash kokenli bir tasarımcı gibi davranıyor, yazdigi kod miktari cok az, uretilen kodda buyuk projede calismamish oldugu , programci olarak tecrubesinin cok az oldugu direkt olarak ortaya cikiyor.
Nuri konusunda dediklerinin yaninda , daron nuri’nin tırnagı dahi olamaz.
ilk turk asp.net sitesi
ilk turk mvp’si
neredeyse arena doneminde turkiyedeki ilk sap + microsoft entegrasyonlarından birini yaptı, aynı zamanda proje danışmanlığı bazında sap .net connector’u turkiyede ilk kullanan insanlardan biridir.
Daron kendi halinde bir blog yazarı ve egitmenken, birazda microsoft’un gazı ile expression serisinin egitimlerini alip, universitelerde verdigi microsoft expression tanitimlariyla emea bolgesi ineta baskani oldu ( normalde inanilmaz bir olay , mesela performans yorumlari , vb.net’te option strict off calisma modunu dusununce).
bu da bence microsoft turkiye’nin maalesef yazilim pazarina yaklasimini ve bizim gibi ucuncu DUNYA ULKESİ BİR ULKEYİ MSP PROGRAMİ ALTİNDA TAMAMEN KENDİ TEKELİNE NASİL ALDİGİNİ ACİKCA GOSTERİYOR.
CUNKU MİCROSOFT’UN MVP STRATEJİSİ BU BOLGEDE BU KADAR İYİ İSLEYEMEZ, OGRENCİLERİN HİCBİRİ PİYASADAKİ DİGER ALTERNATİFLERLE TANİSMADAN , KORLESTİRİLİP KENDİ URUNLERİNİ KULLANMALARİNA YONLENDİRİLİYOR, VE DAHA ONCEDEN YAPİLMİS PEKCOK SEYİ İLK KEZ MİCROSOFT YAPMİS GİBİ BUYULENİYOR.
OZELLİKLE MİCROSOFT’UN ANTİTRÖST DAVALARİYLA AVRUPA’DA BU KADAR BOGULDUGU BİR SİRADA BURADA BU KADAR PAZARLAMA FAALİYETİ YAPMASİNİN ALTINDADA ASLİNDA BU YATİYOR.
SONUC OLARAK DİL YOKTUR, PROJE VARDİR, URUNLER SADECE ARACTİR , SONUC OLAMAZLAR.
AYRİCA BSA TURKİYEDE NEREDEYSE SADECE ULUSLARARASİ HOLDİNGLERİN KORUMACİLİGİNİ YAPİYOR, BİR DONEM UZERİNDE İSLETİM SİSTEMİ OLMAYAN BİLGİSAYAR SATİSİNİ YASAKLAYACAKLARDI
aYRICA ACİK KAYNAK KODU KONUSUNDADA DARON’UN MİCROSOFT LİSANSLAMA MODELLERİNİ BİRAZ DAHA İYİ OKUYUP KONUSMASİ GEREKİYOR SANİRİM.
mESELA .NET FRAMEWORK’UN SOURCE CODE’UNU ACAN LİSANS, SİZE SADECE DEBUGGİNG VE MAİNTANCE AMAC KULLANİM HAKKİ VERİR, BU KONUDA SUN DOGRU YOLU GORUP JAVA’yİ TAMAMEN GPL ALTİNDA YAYİNLADİ VE BUNDAN TAM 3 SENE ONCE.
aYRİCA SUN JAVANİN SOURCE CODELARİNİ İLK BASİNDA BERİ DAGİTTİMİ İLE BİRLİKTE SUNUYORDU.
Bildiğim kadarı ile Daron yöndem 6 senedir kendi yazılım şirketini yönetiyor ve şirketinin sitesine girdiğimde adidas, schwarzkopf, ezcasıbaşı, enka gibi referanslar bulunuyor. Sanki biraz haksızlık edilmiş gibime geldi. Zaten adam her yerde VB developer olduğunu söylüyor o nedenle OOP deneyimi ancak .net ile başlamış olabilir. aksini söylediğini de görmedim. Yanlış hatırlamıyorsam pcextra zamanında türkiyenin ilk DVD arayüzünü de daron programlamıştı o zamanlar editördü dergide. sektöre eğitmen olarak girdiği ise yanlış bir bilgi olmuş ilk web tasarım eğitimini şirketini kurduktan 2 sene sonra vermiş. tüm bunları sadece blogunu inceleyerek öğrenebildim.
mvplik meselesi konusunda herkese katılıyorum ama yine bildiğim kadarıyla mvp lik teknik gurulara verilmiyor… paylaşımcı gurulara veriliyor. eğer paylaşmıyorsa allahı olsa mvp yapmıyorlar. konsept buysa paylaşım miktarlarını incelemek gerek diye düşünüyorum.
bir de nurinin ilk asp.net sitesini söylemişsiniz daronun da ilk silverlight sitesi var türkiyede hatta ilk WPF DVD arayüzü falan var blogundan takip ettiğim kadarıyla. flash kökenli bir tasarımcı olduğunu da düşünmüyorum çünkü tasarımları kötü, her seminerde bunu dile getiriyor. hatta son bir seminerde kod yazma konusunda da kendini TRTdeki ressama benzetmişti. hızlıca sonuç olma konusunda… adamın belli ki deneyim alanı farklı ve açıkçası yazılım üretimi dediğimizde herşey Sap falan da değil. ben de sektörde çalışıyorum ve 50k$ altı yapılan projelerin miktarı yadsınamaz.
asp.net mvc framework hala beta çünkü gerek de yok! release olsa da şu anki hiçbir asp.net developerı onu kullanmaz! asp.net in getirdiği kolaylıkları götüren bir yapısı var. şu an sadece “bu da var” denilsin diye yapılıyor bence… mvc isteyen gitsin java yazsın. dediğiniz gibi zaten yıllardır var orada.
allah için jsp ile asp.net i karşılaştırmayın ya.. çok yüzeysel karşılaştırmalar bunlar… küçümsemeyi geçelim de neden bu kadar insan asp.net kullanıyor ona bakalım.
türkiyeden kerem vardı codeplexte çok sağlam projesi olan sonra blogsa var bildiğim kadarıyla hatta bir ineta topluluğunda da yazıyorlardı. sanki elinizde liste varmış gibi sorgulayıp çamır atıyorsunuz ya komik yani…
mvplerin çoğu bilgeadam ve netrondan çünkü bu adamlar paylaşım için mesai ayırabiliyorlar… keşke ülkenin maddi durumu iyi olsa da herkes yurt dışındaki gibi boş zaman ayırıp paylaşım yapabilse… ayrıca bildiğim kadarı ile daron bilgeadam veya netronda hiç eğitim vermedi ücretsiz verdikleri hariç! blogunda öyle yazıyor.
scott falan türkiyeye zor gelir ayrıca gerek de yok! scott ın anlatacağını türkiyede anlatabilecek çok adam var. öyle pazarlama kokan hareketlerle yurt dışından adam getirdik demeye hiç gerek yok bence.
INETA pro hit de dinlemeliydiniz daronu… normal seminerler gibi değildi cidden… sonuçta adamı dinleyenlerin çoğunun oop bırakın kod yazmaktan haberleri yok adam da buna göre anlatıyor. arz talep meselesi.. nurinin voltran gösterdiği videoları da hatırlıyorum.
open source olayına gelince hala open source un kodların sadece açık olması anlamına geldiğini anlayamamışsınız. kod açık olabilir ama bu kod ile neler yapabileceğiniz ayrıca lisanslarda belirtilir. adam aksi birşey söylememiş ki. codeplex te de fakrlı lisans yöntemleri var.. örneğin mspl var ki kodu istediğini yapabiliyorsun.
daron emea bölgesi ineta başkanı değil… sadece türkiye başkanı. daron türkiyedeki ilk silverlight ve expression studio eğitimlerini vermiştir ayrıca mısır, dubai ve qatar da da eğitimler verdi blogundakiler yalan değilse.
biri nuri ile ilgili bilgisi olmadigi icin onu yermis digeri nuriyi taniyip daronu tanimadigi icin bu sefer daronu yermis digeri ise daronu taniyor oda onu ovmus buradan cikardigim sonuc her ikisinin de roportajla alakasiz bir sekilde konusulmaya deger adamlar olduklari bence guzel bir roportaj olmus merak ettim de daronun bloguna girdim cok guzel birsey demis “
Süper biridir daron hocamız! bugüne kadar ne zaman mail attıysam anında cevap aldım. seminerlerini sıkılmadan izleyebildiğim ve samimiyeti ile bu sektörde bir değişimi tanımlayan tek hocamızdır. burnu kalkık diğer sözde uzmanlara benzemez. ayrıca bir seminerde “sorduğunuz sorunun cevabını bilmiyorum” diyebilen nadir hocalardandır.
http://www.oguzyagmur.com/PermaLink,guid,651575ac-3df5-4b39-af91-9fd5e892828a.aspx
Bu benimde dusundugum herseyi cok guzel ifade ediyor. denecek baska laf yok.
Daron hakkında dusunduklerim:
a) COMMUNity kurma ve iletisim becerileri yuksek bir arkadasimiz.
b) insan iletisimi gercekten iyi.
c) son konusmamdan sonra iletisim kurup birlikte birseyler yapmak istiyorsaniz feedback donuyor.
bunlarda bana yeterli geliyor.
Merhabalar,
bende scott konusunda birkac yorum eklemek istedim MERTe.scott falan türkiyeye zor gelir ayrıca gerek de yok! scott ın anlatacağını türkiyede anlatabilecek çok adam var. öyle pazarlama kokan hareketlerle yurt dışından adam getirdik demeye hiç gerek yok bence.
sanirim buna pek katilmiyorum, onlarin gelmesi pazarlama kokan hareketler değil bence, sadece vizyon acisindan iyi olacagini dusundugum hamleler. Bana kalsa bir john robins’ten power debugging’i istanbul’da dinlemek isterim, okuduğum debugging konusunda en iyi kitaplardan biri olan Debugging applications in .Net kitabinin yazarı kendisi ve bir open source projede ortak çalışma fırsatım oldu, taniyabileceginiz en mutEvazi insanlardan biridir.
MERTE YINE COK CIKISMISIN ABI DEMEKTEN KENDIMI PEKTE ALAMIYORUM.
ben daron ile ilgili dusunduklerimi yukarida ifade ettim, ama bir taraftanda bu konularla ilgili son donemlerdeki en güzel yazının Oguz YAGMUR TARAFINDAN YAZILDIGINI DUSUNUYORUM.
net benim deneyimimle hatirladigim bir ornek mesela, surekli asp.net ile gelistirme yapmish bir arkadasimiza bir asp projesi vermistik, adam bu dropdown’da secilenler niye postback’te secili gelmiyor demishti.
benim gorusumce birseyleri gelistirmek ne kadar kolay olsada ( ve ilginc bir sekilde calisir olarak ) bir yapinin altindaki protokolu tanimak size gelistirme esnasinda veya problem cozumunde diger kisilere karsi ciddi anlamda avantaj saglayacaktır.
bundan network programming veya web development yapiyorsaniz , lutfen ama lutfen bir tarafta http://www.rfc-editor.org acik dursun.
Yorumları okudum da… bazı arkadaşlarlar yapılan tüm güzellikleri göremeyecek kadar kör mü ? anlayamıyorum… :(
Çok çalışmalıyız çokk :))))
bende daha yeni basladım yaşım biraz geçti ama
olsun neresinden dönsem kar 23 yaşını geçtik :(((
Çok başarılı tebrikler.
guzel roportaj..fakat roportaj biraz microsoft yanlisi olmus..bazi sorularda tatminkar cevaplar alamadim malesef.ayrica daron crack li bir program kullanmadimi mi hic?!!!!!!!
Bazı kimselerin; “para yok, onlarda pahalı satıyor; e bizde ‘crack’lemek zorunda kalıyoruz” tarzında yorumlarını görmek biraz üzücü; bu kişilerin kaliteli bir programın nasıl yazıldığını bilmediğini düşündürdü bana; programcılığa yeni yeni başlamış biri olsam da. kaliteli bir program için Harcanan emek; karşılığını almayı hakediyor bence. Bunlar bir kişinin bilgisayarın karşına geçip, iki satır kodu şıkır şıkır yazması ile ortaya çıkmıyor. Ki söylenildiği üzere; neredeyse her ücretli programın; artık freeware ya da farklı farklı lisans çeşitleri ile temini mevcut, sadece internet üzerinde biraz aramak yeterli. Bilgisayar alabilecek kadar paranız varsa, program alabilecek bütçeninde düşünülmesi lazım mantıken. Neyse bu başka konu…
Daron yöndem blogu ile takip ettiğim; ve yeni yeni programlamaya başlayan biri için çalışkanlığı ve aktifliği ile örnek aldığım bir insan. başarılarının devamı dilerim kendisinin. “ne yapmış da mvp olmuş; onu cebinden çıkaracak adamlar tanıyorum” yorumlarından ziyade… evet bu işte çok daha iyi işler çıkaranlar mutlaka vardır ama; genç yaşı,paylaşma cömertliği, çalışkanlık ve canayakınlık gibi hasletleri üzerinde barındırması ile örnek bir insan Daron yöndem. bence…
çok iyi
çok beğendim ve taktir ettim.. lisede kendine meslek olarak programcılığı seçmiş ve bu meslekten hiç haz alamayan biride olsam (-ki bunu üzülerek söylüyorum . bu konuda benim bir hatam olduğunu düşünmesemde, yinede 4 sene boyunca emek verdiği , karşılığında bu işi yapmayacak olması ve hiçbir getirisinin olmayacağını bilmek[ yalnızca maddiyat söz konusu değil elbette] insanın içini acıtıyor =) söylediklerinde çok haklı olduğunun altını çizmek isterim.
Daron Hocam helal olsun sana.
Yardımların için çok sağol.
Sizi çok seviyorum Daron hocam çok güzel konuşmuşsunuz. özellikle microsoft’u yanlış tanıyanlar,kötüleyenler ve şu açık kaynak meselesini hâla sürdürüpte sanki microsoft’un böyle bir projesi yokmuş gibi microsoft’u görmemezlikten gelmeye çalışanlar bu röportajı kesinlikle okumalı. gerçi bu röportajı okuyupta görmemezlikten gelecekler elbette olacak ama ne demişler anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az ;)
AHHH AHHH 16 YAŞINDAYIM 11 YAŞIMDA HTML İLE BAŞLADIM ŞİMDİ ŞİMDİ ASP.NET ÖĞRENMEYE ÇALŞIYORM… 2 senem var bakalım liseden sonra kendi şirketimi kurabilcekmiyim :)
[...] iki hafta önce sevgili basariligencler.com projesinin editörü İbrahim Eryiğit benimle iletişime geçti ve bir röportaj talebinde [...]
çok güzel
ortalık programcı dolu 1000 tl ye sabahlara kadar calısıo, size tavsiyem kendinize başka meslek secin gencliginizi kodların karsısında heder etmeyin. BAKMAYIN BIZ GIRDIK BU ISE ARTIK CIKAMIYORUZDA BU YASTAN SONRADA BASKA IS YAPAMAYIZ. MALESEF TURKİYEDE DURUM BU
Bilmem ama bilişim alanında kısıtlı imkanlara sahip bir anadolu şehirinde kendini bilişim alanında geliştirmek bir yere kadar…
diger şehirler bu oranda daha şanslı diye düşünüyorum. fırsatları değerlendirin…