“Erken kalkan yol alır.” demiş atalarımız. Ama birçokları kulak asmaz bu nasihat niteliğindeki değerli söze. Bilmezler ki erken kalkma alışkanlığı, hayal ettiğimiz güzel sonuçlara ulaşırken geçirdiğimiz başarı sürecindeki en önemli destekleyici etkenlerden birisidir bizim için. Şimdi söylerken garip geliyor bana “erken” kelimesi. Zira erken kalkmaya alışabilmiş şanslı kişilere, başkalarının çok erken dediği saatler bile olağan uyanma saatleri haline gelmiştir. Getirileri düşünüldüğünde, bu alışkanlığa sahip olmanın çok da zor bir şey olmadığını düşünüyorum. Erişebildiğimiz her sabah, bize verilmiş çok güzel bir hediyedir. Her günün sabahı, hayatın inişinde olanlar için yeni bir toparlanma fırsatı; çıkışında olanlar için ise vitesi daha da yükseltme fırsatıdır. Bu verimli zaman dilimlerinde zihinsel ve fiziksel kuvvetimiz hayli yerinde olur. Bu sebeple de sabah vakitleri, bence duru bir zihinle düşünebilmek için en uygun zaman dilimleridir.
Kendi geçmişime göz attığımda aklıma gelen güzel fikirlerin birçoğunun sabah saatlerinde geldiğini görüyorum. Daha da dikkat çekici olanı, hayata geçirebildiğim projelerimin neredeyse tamamını sabah saatlerinde planladığım geliyor aklıma. Bazı insanlar güzel sonuçlar elde etmiş kişilerle karşılaştıklarında, hemen o kişilerin olağanüstü ve sıra dışı bazı özellikleri bulunduğu; kendilerininse -peşin bir hüküm olarak- yeteneksiz oldukları düşüncelerine kapılabiliyorlar. Hâlbuki bahsedilen güzel sonuçlara ulaşabilmiş kişilerle ulaşamamış kişiler arasındaki fark, çoğu zaman sadece başkaları gereksiz uzunluktaki uykularla hayatlarının en pahalı şeyi olan zamanlarını boşa harcarlarken; onların “uyanık” olmaları, bir şeyler düşünmeleri veya bir proje üzerinde çalışıyor olmaları sonucu meydana gelir. (Ve tabii “olağan” olarak kabul edilen şeyin ne olduğuna göre böyle faaliyetlerin de “olağanüstü” olarak nitelendirilmesi doğal olabiliyor.)
Bence kendinize bir iyilik yapın. Her gün, gündoğumundan önce uyanın ve sizin için hazırlanmış olan o pahalı hediyeyi alın. Tabii ki niyetiniz, yaşamınızdaki hedeflere doğru emin adımlarla yol almaksa…
Yazı: Sinan Gülebaş
“Kendi geçmişime göz attığımda aklıma gelen güzel fikirlerin birçoğunun sabah saatlerinde geldiğini görüyorum. Daha da dikkat çekici olanı, hayata geçirebildiğim projelerimin neredeyse tamamını sabah saatlerinde planladığım geliyor aklıma.” Yazıyı okurken tam da şu örneği vereyim hayatımdan derken aynısıyla karşılaştım…
evet gerçek “hediye” bu olsa gerek. Çünkü nereden bakarsak bakalım her şeyiyle bize faydalı, iş üretkenliği, zindelik, proje geliştirme, fikir üretme, sağlık vb… bu kadar çok hediyeyle yanında gelirken neden biz “Gerek yok ben almayayım diyelim ki?”
http://girisimcilik.blogspot.com
Çok önemli bir yazı… Biz Türkler çok uyumayı nedense çok seviyoruz. Geç yatıp geç kalkma alışkanlığımız var ne yazık ki. Çok teşekkürler Sinan’a…
Başarılı insanların ortak tek özelliği güne herkesten önce başlamalarıdır. Güneş doğmadan kalkmak kadar dünyada güzel bir şey yoktur. Bir de üstüne sabah güneşin doğuşunu Çengelköy sahilinde bir çay keyfi yaparak seyretmek ve sonra en az 1 saat insanların uyanmasını beklemek. Hergün en az 2 saat ek alırsınız. Yılda 700 saat yapar. Bu da senede 1 ay fazla yaşamaktır. Hesap ortada.. Kim fazla zamanı olsun istemez? Ben de Sinan’a can-ı gönülden katılıyorum.
http://www.hastanehaber.com
Bu atasözünün gerçekte sadece güne erken başlamanın değil de tüm eylemler için geçerli olduğunu gözardı etmemek gerekir.
doğrudur her Türk gibi benimde kazandıgım ve bir türlü kurtulamadıgım bir hastalık oldu erken kalkmamalar gece geç yatmalar.. ne kadar denesem beceremem erken kalkmayı. ama umarım en kısa zamanda banada nasip olur güneşin doğuşunu izlemek..