Esrarlı yönü bir yana zekâyı üst düzeyde kullanarak oyuna yansıtmaktan dolayı satranç her zaman ilgimi çekmiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse bizim çocukluğumuz zamanındaki kolektif imkânların yetersizliği bizi satranca çok yakınlaştırmamıştı; fakat kişisel isteksizlik en büyük set olmuştu. Mat olmuştuk yani beynimizin böyle egzersizlere aç olduğu dönemde! Bu anlamda MEB’in geç de olsa satrancı seçmeli ders olarak vermesi çok isabetli oldu bana göre. Biz de önemine istinaden büyük azmi ile hedeflerini bir bir gerçekleştiren satranç oyuncusu Betül Cemre Yıldız ile röportaj yaptık. Dünya 3′üncüsü olmuş Milli satranççımız Betül Cemre inanın birçok genç arkadaşlarımıza örnek teşkil ediyor. Kendisini turnuva arası tanımaktan mutluluk duyduğumu ve ileriki zamanlarda da çok büyük başarılar yakalayacağına inanıyorum. Umarım takdir edilecek başarısı ve kişiliği ile okuyucularımızın motivasyonunu sağlayabilmişizdir.
Betül Cemre Yıldız’ı bilmeyenler için tanıtır mısın? Satranca olan tutkun nasıl başladı?
16 Mayıs 1989 Adapazarı doğumluyum. 15 seneden beri İzmir’de yaşıyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf ve aynı zamanda Açıköğretim İktisat Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Satranca başlama hikâyem ise her zaman beni başarıya yönlendirdiğine inandığım hırsım sayesinde oldu. İlkokul 3. sınıfa giderken hafta sonları çeşitli kurslar açılmıştı. Bu kurslardan en çok ilgimi çeken satranç olmuştu. Çünkü ailem özellikle abimler aralarında satranç oynuyorlardı, ben de onları izleyerek öğrenmiştim. Fakat benimle de oynamalarını istediğimde beni küçük bularak oynamıyorlardı. Ben de hırs yaparak satranç kursuna onlara haber vermeden gizlice yazıldım… Daha sonra söyledim tabii.. Bir ay sonra İzmir 10 yaş kızlara katılmamı istemişti rahmetli Abdullah Hocam. Babam da daha yeni başladığım için bu turnuvada yenilip satranç oynama şevkimin kırılmasını istemiyordu; ama Abdullah Hocam çok istediği için sonunda katılmaya karar verildi. Hatta babam ilk tura gelmemişti üzüldüğümü görmek için; ama ilk maçımı kazandığımda babamın mutluluğu görülmeye değerdi. Sonuçta 7 maçın hepsini kazanarak şampiyon olmuştum.
Üst üste hiç yenilmeden şampiyon oldun? Bu başarının sırrı nedir Betül?
Belki de benden önceki şampiyonları örnek alarak böyle bir hedef belirlediğim içindir. Düzenli çalışmam da bu başarıyı yakalamamda etkili oldu.
Sence hayat bir satranç oyunu mu? Rakibini yenmek için kurguladığın plan hayat için de geçerli mi?
Ben satrancı hep hayata benzetmişimdir. Nasıl ki satrançta zor bir durumda kaldığımda bir çıkar yol düşünüyorsam hayat için de böyle değil midir? Sabırla önce sorunu bulup sonra bulduğum çözümlerin en doğrusu uyguluyorum. Satranç bu yönüyle her zaman bana yardımcı olmuştur. Zorluklar karşısında yılmamamı sağladı.
Okullarda seçmeli ders olarak satrancın okutulması sence çok geç bir uygulama mıydı? Okullarda bu konuda neler yapılması gerekli sana göre?
Türkiye’de satrancın birkaç yıl öncesine göre çok yol katetti. Öyle ki satrancın ne olduğu konusunda bilgisi olmayanlar bile vardı ülkemizde. Hatta yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım: Yaşlı bir teyze benim satranç oynadığımı duymuş ve bana satrancın ne olduğunu sormuştu. Ben de tam anlatmaya baslamıştım taşlarla oynanıyor diye.. Bana “Nasıl yani taş mı fırlatıyorsun?” diye sorduğunda ne cevap vereceğimi bilememiştim.. Evet son yıllarda katedilen yol gerçekten gurur verici. Neredeyse satranç oynamayı bilmeyen çocuk kalmayacak. Tabii en önemlisi de küçük yaşta başlamak. İlk adım atıldı ve inanıyorum ki kısa zamanda satranç birçok insanın ilgilendiği bir spor olacaktır. Daha önceden seçmeli ders olarak uygulansaydı şu andaki konumu çok daha üstlerde olurdu; ama bunun için geç değil bence.
Peki satrançta erkekler ve bayanlar arasında stratejik oyun tarzında farklar mı oluyor? Kendini nasıl konumlandırıyorsun karşılaşmalarda?
Turnuvalar genelde bayan erkek ayrımı ile yapılıyor. Fiziksel sporlarda bayan erkek ayrımının nedeni bellidir. Satranç fiziksel bir spor değildir; ama sadece zekâ sporu da değildir. Yeri geldiğinde 4-5 saatlik maçlar yapıyoruz ve bazen günde 2 maç olduğu bile oluyor. Bir sporcu da ilginçtir ki bir insanın günde harcadığı kaloriyi bir satranç maçında harcamakta. Oturarak yapılan bir spor olduğu için fiziksel olmadığı düşünülüyor; fakat oldukça yorucu bir spor. Satranç maçında başladığın zamanki zindelikle saatler geçtikten sonraki performansta önemli farklar var. Bu yorgunluktan oluşan performans düşüklüğü ise bilgiyi satranç tahtasına aktarmayı zorlaştırır. Dolayısıyla beyin yorulmakta ve bu yorgunluk fiziksel güçle doğru orantılıdır. Zaten böyle olmasaydı en bilgili hocalar herkesi yenerdi.
Dünyada iyi yerlere gelmiş oyunculara baktığımızda satranç antrenmanlarında başka fiziksel sporlarla da ilgilendiklerini görüyoruz. Yani direnç açısından kadın erkek arasında farklılıklar olabiliyor. Açıkçası bunun çok büyük bir etken olduğunu düşünmüyorum. Ben genel grupta da çok kere yarıştım. 2006 yılında Türkiye Şampiyonasında finale kalan 14 kişiden biriydim ve tek bayandım. Bayanın erkek karşısında oynaması bazen avantajlı da olabiliyor psikolojik açıdan. :)
Türkiye’de profesyonel satranç oyuncusu olmakla gelişmiş ülkelerde olmak arasında ne gibi farklar var? Eğitim anlamında ciddi yetersizliklerimiz var mı? Keşke dediklerin neler mesela?
Son yıllarda eğitim alanında çok ciddi çalışmalar var. Özellikle Rusya, Ukrayna, Azerbaycan gibi ülkelere baktığımızda satrancın okulları olduğunu görüyoruz. Satranç temellerini küçük yaşta alan sporcuların başarılı olması daha kolay oluyor. Mesela; Türk Milli Takımının antrenörleri de bu okullardan yetişmiş hocalar.
Evvelden biz yabancı oyunculara özenirken şimdi onlar bize özeniyorlar. Çünkü özellikle son 3 yılda satrançta radikal değişiklikler oldu. Birincisi, satranç federasyonu özerkleşti ve faaliyet sahasını genişletti. İkincisi, Milli Eğitim ilköğretim okulları için anlaşmalar yapılmıştır. Anaokulundan itibaren satranç merkezimize gelen öğrencilerin satrançla tanışmış olduklarını görüyoruz. Üçüncüsü, İş Bankası sponsor olarak maddi katkı sağlamıştır. Bunların sonucunda ise önceden yılda bir kere yurtdışında bir turnuvada oynamak gibi bir fırsat varken şu anda bir grup sporcu Singapur’da bir grup
Kanada’da bir grup Afrika’da, Rusya’da Çin’de. Meselâ; bana sayısız turnuvaya gitmem konusunda istekte bulunuluyor ama ben seçerek yurtdışı turnuvalarına gidiyorum.
Bunun yanında satranç federasyonunun merkez binasının mülkü federasyon tarafından satın alındı. Bu gelenek ilk defa satranç ile başlamış oldu. Şu andaki gelişmelere göre inanıyorum ki 10-20 yıl içerisinde Türkiye satrançta Rusya’yı da geçer.
Türk Milli Takımı sporcuları maaş alıyor ve sigortalılar. Bu yönden Türkiye Federasyonunun diğer ülkelere göre farkı var. Başka ülkelerden ülkemizde oynamaya gelmek isteyen sporcular mevcut. Bir dezavantaj var ki ülkemizde; benim de yaşadığım gibi ÖSS nedeniyle bir sene satrancı bırakmam da Türkiye’deki eğitim sorununun bir sonucu maalesef.
Kendi adında satranç merkezinin olması çok büyük başarı bana göre. Peki burada kaç kişi eğitim alıyor? Muhtemelen buradan yeni şampiyonlar çıkacak…
Satranca başladığımdan beri hep böyle bir hayalim vardı ve bu sene bu hayalimi gerçekleştirdim. Özellikle babam bu konuda bana sürpriz yaptı ve geçen yıl istediğimiz gibi bir yer bulduğunu söyledi. Eylülde de açılışını yaptık satranç merkezimizin. Eğitimimiz daha çok küçük çocuklara yönelik; ama büyüklere de eğitimlerimiz oluyor. Yeni şampiyonlar yetiştirmek ilk hedefimiz. Ayrıca turnuvalar düzenleyerek İzmir satrancına özellikle de küçük çocuklara katkıda bulunmak istiyoruz.
İleriye dönük hedeflerini bize paylaşabilir misin Betül Cemre?
Satranca başladığımdan beri bazı hedeflerim vardı. İlki böyle bir satranç merkezine sahip olmaktı. Bunu gerçekleştim. Bir diğeri yaş gruplarında dünyada dereceye girmekti. Yaş gruplarında son senemde 18 yaş bayanlarda Dünya 3.sü olarak bunu da gerçekleştirmiş oldum. Şimdi asıl hedefim olan ‘büyük ustalığa’ ulaşmak hedefim. Birkaç kere kaçırdım; ama gerçekleştirmeme az kaldığını hissediyorum.
Satranç dışında tabii okulum da var. 2 sene sonra avukat olacağım. Hem satranç sporculuğu yapmak hem merkezimde yeni şampiyonları yetiştirmek hem de mesleğime devam edeceğim.
Satranç ile ilgilenen genç arkadaşlarımıza neler tavsiye edeceksin?
Herkesin satranç oynaması gerektiğine inanıyorum. Profesyonel olmasa da hobi olarak insanın hayatına yardımcı olabilecek bir spor. Her ilde satranç merkezleri veya kulüpleri var. Buralarda her dereceden kitaplar bulabilirler. Bunun yanında internetten satranç oynama imkanları da mevcut. Seviyelerini bu şekilde ilerletebilirler. Tabii turnuvalara da katılmaları gerekiyor. Zaten Türkiye’de bu şekilde seviyelerini görebilecekleri ve ilerletebilecekleri çok turnuvalar yapılıyor.
Alanında başarılı bir genç olarak Türk gençliğini nasıl buluyorsun? Önümüzde karamsar bir tablo olduğuna inanıyor musun?
Karamsar bulmak istemiyorum; ama karamsar olmamak için de çalışmalar yapılmalı. Gençler satranç gibi düşünmeye yönlendiren sporlara teşvik edilmeli. Biz satranç öğrencilerimize satrançtan ayrılmayan bir parça olarak şu dört konuyu da özellikle işliyoruz. İlk olarak satrancı öğrenin ve oynayın. İkinci olarak fiziksel bir spor yapın. Üçüncüsü kitap okuyun, ve son olarak da müzikle ilgilenin. Bütün gençler bu şekilde aktivitelere yönlendirilmeli.
Son olarak ‘bir kitap projesi’ sloganıyla başladığımız Başarılı Gençler projesini nasıl buluyorsun?
Bu konuda başlattığınız proje için tebrik ederim. Başarılı gençler ülkemizde bu şekilde tanıtılmalı ki arkadaşlarımıza da örnek olabilelim.
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Merhaba…
Öncelikle Betül hanımı tebrik ediyorum. Genç yaşta güzel bir başarı yakalamış. Umarım devamı gelir.
Ben Türk gençlerinin özellikle yönlendirilme eksikleri olduğunu düşünüyorum. Eminim ki bir çok isim farkedilmeden silinip gitti bir dönem. Eğitimcilerin nelerin sorumluluğunu aldıklarını iyi bilmeleri gerekiyor. Betül Hanım’ı Abdullah Hocası farketmiş ve desteklemiş. Maalesef birçok eğitim kurumunda dehaları farkedecek eğitimci yok. Bu benim fikrim tabii. Ama yavaş yavaş değiştiğini görüyorum..
Saygılarımla.
Okudum.. Güzel röportaj olmuş… Çok teşekkürler.
Tebrik ederim genç kızımızı. Böyle gençlere ihtiyaç var ülkemizde.
Satranç olimpiyatlarında oynayan en küçük milli sporcumuz. Senin gibi karakterli, çalışkan ve başarılı gençler çoğalsın dileğiyle…
Betül Hanım’ı tebrik ediyorum. Ülkemizde satrancın gelişmesini ben de umut ediyorum.
Satrançta büyük başarılar elde etmiş bir arkadaşımız. Tebrikler. Bir de KÜBRA ÖZTÜRK ve MUSTAFA YILMAZ var Ankara’da. Onlar da başarılı isimler.
“Ben satrancı hep hayata benzetmişimdir. Nasıl ki satrançta zor bir durumda kaldığımda bir çıkar yol düşünüyorsam hayat için de böyle değil midir? Sabırla önce sorunu bulup sonra bulduğum çözümlerin en doğrusu uyguluyorum. Satranç bu yönüyle her zaman bana yardımcı olmuştur. Zorluklar karşısında yılmamamı sağladı.” diyor Betül.
Satranç bir bakıma stratejiler savaşı olabilir. Ama bilinmesi gerekiyor ki satrançta pek az yenilik var. Tüm hamleleri yazan kitaplar, programlar var. Ezberden oynanan bir oyun kitapları çalışanlar için. Ama o hamleyi, o oyunu bilmediğimiz, çalışmamış olduğumuz zaman da satranç, hayatta karşımıza çıkan sürprizler gibi oluyor. Afallıyoruz biraz. Düşünüyoruz. Hesaplamaya çalışıyoruz bu durum karşısında ne yapabiliriz diye…
Benim gibi ezberi bozuklar için hayat da satranç da her zaman sürprizlerle dolu. ;)
Satranç eğer bir ezber oyunuysa neden hiçbir oyun hiçbir oyuna benzemiyor peki senede milyonlarca oyun oynanmasına rağmen? Her hamlede sonsuz varyantlar oluşuyor, bunları insan beynini bırakın, saniyede milyonlarca varyant hesaplayan bilgisayarlar bile hesaplayamıyor.
Yürüü bee…
Bu kızımızı da bu siteyi kuran yetkiliyi de tebrik etmek lazım.
Her şeyin en güzeli senin olsun güzel kız!
Ben seninle tanışmak istiyorum; hatta seninle bir kere olsun satranç oynamak isterdim.. :)
Ne kadar ilginç bir motivasyon unsuru değil mi? Abileri satranç oynadığı ve onu küçümsediği için hırs yapıyor; sonra Türkiye’nin en iyi sprocularından oluyor. Kamçılayan bir şey olmalı hayatta bizi… Sizinki nedir?
Hi. I am İlayda from Liverpool. I am interested in to chess very much. I am year 2 in primary school. I like to thank you for being encourage me.
Thanks.
Editörün çevirisi: Merhaba. Ben Liverpol’dan İlayda. Satranç ile çok ilgiliyim. İlkokul 2. sınıfa gidiyorum. Beni cesaretlendirdiği için teşekkür etmek istedim.
Sağolun.
Merhaba, ben ilkokuldan Betül Cemre’nin sınıf arkadaşıyım. 4. sınıfa kadar Türkbirliği- Karşıyaka… Başarılarının devamını diliyorum. Çok mutluyum yıllar sonra bu takdire şayan başarılarıyla onu görmekten ötürü. Beni hatırlamasını ümit ediyorum, hafızasına güveniyorum…
Merhabalar satrançla ilkokul 1′de tanıştım ve insanı geliştirmesi açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
büyük başarıları erken yaşta kazanmak büyük bir avantaj olmalı.tebrik ediyorum devam etmesini diliyorum
ben de izmirli’yim ama satrancın s sini bilmem!
bence satranç gerçekten beyin fonksiyonunu geliştirir. özellikle ağrıda gençler arasında yaygındır. madde bağimlıları özen göstermeli. ben de çok iyi oynarım ama genellikle geri zekalıların oynamasını tavsiye ediyorum. böylece düşünme yeteneği gelişir, dünyaya büyük katkılar olabilir. tavsiye ediyoruz.
satranç yazmasını bile tam beceremediğim bir dal. çok zevkli ama tekniksiz stratejisiz oynamak istemiyorum, oynasam da yeniliyorum. kitap önerisi olan arkadaşlarımdan yorum yazmalarını bekliyorum.