Çizgilerin harekete geçmesi zor olduğu kadar, birçok kişinin ilgisini çektiğini düşünüyorum. Zira aksiyon halinde olan bir şeyi takip etme güdümüz mevcut fıtratımızda. İşte tam burada çizgisel tasarımın animasyon gösterimi devreye girmekte günümüz dünyasında. İllüstrasyon ile motion yetilerinin kesişimde hünerlerini sergileyen Gökhan Okur başarılı bir profil oldu bizim için. İllüstratör&motion uzmanı olarak gördüğüm Gökhan’ın Türkiye’de özgün ve kaliteli filmleri fazlasıyla beğeni toplamış. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda aldığı ödüller bu başarısını da kanıtlamış açıkçası. Kendisi askerde iken tanıştığımız dolayısıyla bugüne ertelediğimiz röportajımız umarım birçok gencimize ışık tutacaktır. Gökhan’ın askerlik engelini aştığı için de çok daha büyük başarıları yakalayacağını, Türkiye’nin ismini çeşitli platformlarda duyuracağına inanıyorum.
Kısaca bahseder misin bize kendinden? Nasıl ve ne zaman başladın bu mesleğe?
1981 Eskişehir doğumluyum. Çizmeye lise yıllarında başladım ve o zamanlar arkadaşlar arasında fotokopi mizah dergileri çıkartıyorduk. Ardından üniversiteyi kazandım. Hacettepe Üniversitesi elektrik-elektronik mühendisliğinde okudum. Okurken pek vakit bulamıyordum çizim yapmaya.. Master için Sabancı Üniversitesi görsel iletişim ve tasarımı bölümüne girdiğim zamandan sonra çizim ve animasyon işleri hız kazandı ve mühendislik yapmama kararı aldım. Masterımı bitirdikten sonra da yine illustrasyon ve animasyon konusunda çalışmaya devam ediyorum. Mesleği zor da olsa değiştirdim diyebilirim.
Türkiye’de ismini pek duymadığımız illustration & motion’un kısa filmin konseptinden çok daha zor olduğunu söyleyebilir miyiz? Kurgunun mesajını iletebilmek zor olsa gerek.
İllüstrasyonun pek pazarı yok. Web tasarımcılarla ya da reklamcılarla çalışmak zorundasınız. Kitap-dergi illüstrasyonu (editorial, çocuk kitapları, çizgi roman) pek benim hakim olduğum bir alan değil, belki de orası daha hareketlidir.
Kendi başına illüstrasyon pek kâr etmiyor. Ama motion sektörü epey geniş. O da çoğunlukla reklam çatısı altında, yine de sonuç ürün yapan kişiye ait oluyor. İllüstrasyonda ise hep projelerin bir kısmı sizin elinizden geçiyor. Sektör anlamında durum bu ancak kişisel işlere bakarsak kısa filmin zemini daha geniş. Sinema-TV bölümlerinden mezun olan çoğu öğrenci kısa film çekiyor. Kısa film festivalleri, yarışmaları, televizyon programları her yeri sarmış durumda. Konsept olarak birbirlerinden zor ya da kolay diyemem, sadece tüketici ve üretici kitleleri farklı.
Avrupa’da bu mesleğin çok ilerleme kat ettiğini biliyorum. Türkiye’de ise kullanım alanı çok kısır veya talebin ve ilginin az olması engel teşkil ediyor sanırım. Öyle değil mi?
İllüstrasyona talep kısıtlı, motion ise daha geniş bir zeminde ancak bu durum üretmek isteyene bir engel teşkil etmiyor.
Birçok ulusal ve uluslararası ödüller alan Gökhan Okur’un diğer meslektaşlarından farkı nedir?
Sanırım mühendislik eğitiminin getirdiği bir disiplin var. Bu disiplin işlerin tamamlanmasını sağlıyor. Bitmemiş projelerim, yarım eskizlerim pek yoktur. Bitirene kadar, ürün istediğim şekli alana kadar çalışırım.
Mutlaka beslendiğin sanatçılar, alanlar veya kaynaklar vardır. Bunlar kimler ve neler?
Takip ettiğim bloglar var. Her gün 1-2 saatimi o bloglardaki yeni haberleri okumakla geçiriyorum. Deviant Art’ta başka insanların favorilerini tarıyorum. Diğer çizer arkadaşlarımın tavsiye ettiği filmleri, animasyonları, illüstratörleri inceliyorum.
Çizim yaparken nasıl bir metot uyguluyorsun? Bu süreç ani ve hızlı mı gelişiyor?
Her şey eskiz ile başlıyor. Eskiz süreci içerisinde yeni fikirler beliriyor. Eskiz iyice şekillendikten sonra temiz çizgileri atıyorum ardından renklendirme geliyor. Süreç bazen çok hızlıdır bazen de canınızı sıkacak kadar yavaştır. Bu çoğunlukla o iş ile ilgili ne kadar heyecanlı olduğuma göre değişiyor. Heyecanım yüksekse, işe inanıyorsam çok çabuk ve eğlenerek çalışırım.
Gelecek hedeflerin ve projelerin neler? Bu arada mesleğini Avrupa’da icra etmeyi düşünüyor musun?
Gelecek hedefleri pek şekillenmedi. Biraz daha freelance(serbest) illüstratör olarak çalışmayı planlıyorum. Bunu yanında kişisel projelere devam edeceğim. Her yeni yaptığım film bir sonraki için başka fikirler doğuruyor. Yapmak istediğim bir iki animasyon film daha var.
Türk gençliğini genel anlamda başarılı buluyor musun? Yoksa karamsar tablo mu var karşımızda?
Bir sürü başarılı gencimiz var. Ancak onlardan haberimiz yok. Basariligencler.com bu konuda güzel bir adım. Karamsar değilim; çünkü her sene çıkan işler beni daha iyi film yapmaya zorluyor. Çıta gittikçe yükseliyor.
Alanında başarılı bir genç olarak bu mesleğe ilgi duyan gençlerimize neler tavsiye edeceksin Gökhan?
Sadece sevdikleri işi yapsınlar o zaman başarı arkasından geliyor.
Son olarak kitap projemiz Başarılı Gençler’i nasıl buluyorsun?
Tamamlandığında enteresan bir kaynak olacak. Merakla bekliyorum.
Yönetmenliğini yaptığı kısa filmleri
2 hit combo - 2008
Kırmızı başlıklı kız - 2008
Mobilizasyon egzersizleri - 2007
Lutrilisona - 2006
Son tren - 2005
Noci - 2004
Gökhan Okur’un kişisel web sitesi: http://www.kofti.com/
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Gökhan Okur’u bu vesile ile tanımış olduk. İşlerini inceledim, güzel işler çıkarmış.. Hadi bakalım daha neler yapacak.. Teşekkür ederim.
İNSANIN SEVDİĞİ İŞİ YAPMASI ÇOK ZOR. HELE DE BU ZAMANDA… GÖKHAN OKUR’U TEBRİK EDİYORUM, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM.
Ben de grafikerim, ben de güzel tasarımlar yapıyorum; ama üniversite okumadığım için dışlanıyorum her yerde. Nasıl bir tasarım yapıldığına değil de kimin yaptığına bakılıyor. Bu etiketçi zihniyet, bu kalıpçı zihniyet, bu ülkenin önünde en büyük engel.
ozan sana kesinlikle katılıyorum. ben de aynen o durumdayım. şimdi güzel işler çıkarmaya hakikaten bakmıyor bu iş.:(
bugün itibariyle işten çıkarıldım. Sebebi ise büyük bütçeli işler olan “kurumsal kaynak planlaması” projelerinin müşteriler tarafından iptal edilmesi. Henüz 1 ay olmuşken daha bır projeye bile katılamadım. Bu ülkede yasamak istemiyorum. Aslında orman endüstri mühendisiyim. Ama yazılım işine girdim. Asıl istediğim ise müzikle ilgili bir şeyler yapmak.. şu durumuma bakın; çok kötüyüm :((((((
Editörün notu: Sevgili ‘kakılmıs’ rumuzlu okuyucumuz, öncelikle büyük geçmiş olsun… İşten çıkarılmak üzüntü verici bir olay; fakat sadece size özel bir olgu olmadığını hatırlatmak isteriz.. Yaşadığınız durum esef verici, burada paylaşmanız ise mutluluk… Nitekim üzüntüler paylaşarak azalır.
Esasında bu olumsuz tabloyu lehinize çevirecek fırsatları kollarsanız en isabetli ve en doğru şeyi yapmış olursunuz. Umuyorum, en kısa zamanda güzel şeyler olacak hayatınızda… Sevgiler…