[DOSYA KONUSU-2] İnsan, neden üretmeye(tohum ve hayvan evcilleştirmeye, yerleşikleşmeye) başlamış bilmiyoruz! Doğal olarak, olasılıklar yelpazesinin elinden çıktığı bir dünyaya adım attığınaysa eminiz. Olasılıkların elinden çıkması sebebiyledir ki, hep “düzenleme” uğraşı ile meşguldür.
Ancak bu meşguliyet bazen öyle bir hâl alır ki -ideal düzen- arayışı bir yeryüzü cenneti arayışına dönüşüverir. İdeal düzen, çarkların doğal akışın girdabına karşı kürek çekmeye yeltendiği bir beyhudeliktir. Aliya’nın tabiri ile söylersek, insanlık tarihinde “dram” içkindir.
Bu bağlamda en önemli yer, her çağda olduğu gibi yine “devlet”e aittir. İnsanlık tarihinin köşe taşı olarak, devlet. İdeolojilerin yeri de “devlet” kavramını anlamaktan geçiyor kanaatindeyim.
Devletin, özellikle -Avrupa özelinde seyrettiği gibi- bilimsel gelişmelerin etkisiyle birlikte eski otoriteryen konumu birey ve toplum karşısında tartışılır hale gelmiş ve bunun neticesinde de ideolog ve ideolojistler yeni bir düzenleme uğraşı içine girmişlerdir. Öyle ki liberalizm ve marksizm bu otoriteye isyan, faşizm ise bu isyanı bastırma düşüncesidir. Elbette bu ikisi de insan doğasının tabii meyilleridir.
Peki bu kısa “yorum”da gençliği ideolojinin neresine koymalıyız? Eğer ideoloji eskiden olduğu gibi sosyal ve siyasal alanın örgütlenişine ilişkin ahlaki bir çerçeve çizme uğraşı ise, burada gençler olarak unutmamamız gereken şey, toplumsal/düzenlenmiş ahlaktan çok o düzenin anlamlı bir parçası olan bireyin ahlakını göz ardı etmememiz gerektiğidir. Zira burada da -insan- söz konusu olduğu için “bilgi” aşılır ve yine (ya hemen anlaşılan ya da hiç anlaşılamayan) “bireysel ahlak” kendi yerini bulur. Bu da -sınırları belli- örgütlenmelerin erişemeyeceği bir toplumsal olgunluğu beraberinde getirecektir. Bizim kim olduğumuzdan öte, özellikle bir genç olarak “ben”in kim olduğunu anlayabilmek önemlidir.
Bilgi, bayraktarlığını yapamayacağımız kadar karmaşık ve her anlamda gelişime açık bir olgudur. Yani, ideolojinin ona yekpare sahip olduğunu iddia etmek abesle iştigaldir. Çünkü hayat -bir- şeyin içine yüklenemeyecek kadar bilgi yüklüdür. Dolayısıyla soruyu tersine çevirerek şöyle sormalıydık aslında: İdeolojiler genç bireyin zihninin neresinde olmalıdır?
Yazı: İsmail E. Aydın
zihnine sağlık çok güzel bir makale olmuş, konunun devamı gelecek inşallah, yoksa sadece bu yazı soyut ve anlaşılmaz olabilir
teşekkürler ismail e. aydın. her makalenizde olduğu gibi, bu sefer de çok doğru tespitler üzerine düşünce çeşitlemeleriniz kanımca çok başarılı ve düşünmeye itici.
tebrik ederim.kaliteli bir köşe yazısı olmuş
ide=değer. Yaşamın merkezi. İdeoloji degerler bütünü yani referansınız. işte sorun burda başlıyor bence . Toplumu oluşturan bireylerin referansı farklı olunca yönetim fazla yoruluyor(olsun np degilmi:) buda zaman kaybı demek.
Cennet fikri hepimizde var. Ben merkezli, bulanık bir zihniyete sahip olanların yönetimini kesinlikle beğenmedik. Daha hala hayal kuruyorlar ben ona kızıyorum yazık enerjilerini boşa harcıyorlar :)
Düz mantık= tek olanı memnun edersek zannederim herkesi memnun etmiş yani gercek cenneti kazanmış olacagız her iki cihanda. 3 kişilik bir toplulukta bile 2 lider olursa mekan 3. Kişiye yani ufacık bir cocuğa kalır her ikisinide yönetir.ne kadar cok karışık beyin, ruh varsa ilerlemesi o kadar güctür o topluluğun . Tabii bu artık türkiye lcin gecerli degil inşallah.
Selamlar
tebrik ederim konuyu çok güzel ifade etmişsin.