Genç yönetmen Mehmet Bahadır Er: Film çekmeyi kağıt üzerinde öğrenemezsin

Kategori:Sinema | Tarih:19/05/08

Son dönemde Türk sinemasının atakta olmasına o kadar seviniyorum ki… Hollywood yapımlarının dayatmasına karşın, kendi öz kültürümüzün yansımasını beyaz perdede Türk yapımı filmlerimizde görmek… İşte tam burada bu meselenin herkesin sorumluluğunda olduğunu düşünüyorum. Ne var ki herkes birilerini suçluyor ve yükümlülüğünü üzerinden atmaya çalışıyor maalesef. Bu bakımdan başarılı genç bir yönetmen ile sinema üzerinden röportaj yapmamız çok anlamlı oldu bana göre. Bu zamana kadar imza attığı kısa filmlerinin ödüllerle taçlandırılması ileride çok başarılı bir yönetmen öngörüsünü yapmamızı sağlıyor. Mehmet şu an “Kara Köpekler Havlarken” isimli ilk uzun metrajlı filminin çalışmalarını sürdürürken, kendisine buradan başarılı bir meslek hayatı diliyor ve teşekkür ediyorum.

Yönetmenliğini yaptığın kısa filmlerin ödül yağmuruna tutuldu. Nedir diğer yönetmenlerden farkı Mehmet Bahadır Er’in?
Farkım ne bilemiyorum, ben elimden geldiği kadar sade ve genel geçer konularda gerçekçi filmler yapmaya çalışıyorum. Bu süreçte bir şekilde bir ulusal ve uluslararası izleyici ve beğenen kitle oluştu. Ödüller de sanırım bunun sonucu olarak geldi.

Türkiye’de uzun metrajlı filmlere ilgi duyulmasına rağmen kısa filmlere neden ilgisizlik var? Verdiğimiz paranın karşılığını zaman olarak da almak istememizden mi kaynaklanıyor bu? Nedir sebepleri?
Kısa filmin festival harici bir gösterim alanı yok ve kendisine bir sektör oluşturamamış durumda. Bu sebeple ödev ya da amatör çaba olarak kalıyor. Zaten kısa film parayla izlenen bir dağıtım ağında değil ve bu gibi problemlerle senede ancak bir iki özgün film oluyor ki onlar da bir şekilde sivriliyorlar. Bu genel nitelik problemi seyirciyi bir yerde filmlere küstürüyor ya da kısa film seyirciyle temasında biraz “meraklısına” durumunda kalıyor. Ama her geçen gün daha fazla ilgilenen yetişiyor; ben konuya iyimser bakıyorum.
Sinema yönetmenliği yapmak isteyen herkesin, ilk önce kısa filmleriyle olgunlaşması gerekli bana göre.

Senin de uzun metrajlı film hazırlığında olduğunu biliyorum. Artık zamanı geldi mi diyorsun yoksa planladığın bir şey değil miydi?
Ben sinema eğitimi görüyorum bu sebeple de üretimimi sürekli tutmak durumundayım. Kısa ve uzun film diye bir ayrımım sadece dramanın kendi içinde barındırdığı üslupla alakalı bir durum. Daha geniş kitlelere derdimizi anlatmak ve bir ticari döngüye girmek  için uzun metrajlı film yapmak isteğindeyim. Gerekli ortaklıkları yaptım ve geçen günlerde de bakanlıktan maddi destek aldım. Evet artık zamanı geldi! “Kara Köpekler Havlarken” isimli filmimi çekmeye başlıyorum. Umarım kısa filmlerdeki samimiyeti buraya da taşıyabilir ve izlemesi gereken kitleye ulaştırabiliriz.
Umarım.

Peki Türkiye’deki sinema sektörünü ABD başta olmak üzere diğer ülkelerle kıyasladığımızda neler söyleyebiliriz Mehmet?
Türkiye’de talep büyük. Seyirci sayısı ve film oranında bir problem yok. Sadece dağıtım ağı problemleri var. Pay TV, DVD, uluslararası dağıtım gibi kavramlar yeni alışmaya başladığımız işler. Bunlar ekonomik anlamda projeleri büyüten ve besleyen kaynaklar. Bu kaynaklarla daha başarılı, vizyonu geniş projeler de gelecektir. Kaldı ki 80′ler sonrası Türkiye’de stüdyo ve star sistemi bitmiş, yönetmen sineması ağırlık kazanmıştır. Bu sebeple ABD sineması ile kıyaslamak çok da doğru olmaz. Fakat film bazında düşündüğümüzde Avrupa’da önemli sineması olan ülkelerden birisiyiz. Seyirci de alım gücü dolayısı ile biraz TV’ye yöneldi, sektör de buraya kaydı. Fakat iyi işi algılamakta Türk izleyicisinin bir problemi olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Her geçen gün daha iyiye gidiyor.

Üniversitelerimizin sinema yönetmenliği eğitimi yeterli mi sence? Akademik eğitimini yurtdışında sürdürmeyi planlıyor musun bu arada?
Ben Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisiyim. Okulumuzda eğitim kendini geliştiren bir öğrenci için yeterli, Y.Ö.K. tarafından her sene öğrenci sayısının arttırılması, ödenek azlığı, eğitim kadrolarının yenilenememesi ve yaş sınırlandırmaları sebebiyle zorluklar yaşanıyor. Bu konularda uzlaşmaya varılmazsa eğitim kangren olacak. Çünkü sinema kitle eğitimi yapılacak bir fakülte değil. Film kağıt üstünde değil sette öğrenilen bir zanaat, sanat ya da meslek. Bu sebeple her dönemde bir film çekmesi gereken öğrencileri, teknik imkânsızlıklar zor durumda bırakıyor.
Yurt dışı meselesinde de ilk iki sene teorik eğitimi aldıktan sonra gitmekte fayda var. Ben bunun yerine kısa film çekerek  kendimi geliştirmeyi tercih ettim. Süreç içerisinde katıldığım yurt dışı festivallerden birisinde önemli bir okuldan burslu eğitim için teklif de aldım; fakat bir şeylere yeniden başlamak zor geldi ve üretim içinde evrilmeyi tercih ettim. Belki çalışmak olabilir ama eğitim için yurt dışına şu anda gitmeyi düşünmüyorum.

İleride sinema alanında kariyer sahibi olmak isteyen genç arkadaşlarımıza neler tavsiye edeceksin?
Çok çalışmalarını, durmadan, yorulmadan, usanmadan tekrar tekrar deneyerek, yöntem bilim çerçevesi içinde istediklerinden hiç sapmadan çok çalışmalarını tavsiye ederim. Çünkü ben de bunu sürekli kendime tekrar ediyorum.

Alanında başarılı olmuş bir genç arkadaşımız olarak sence gençlerimizin en büyük eksiklikleri nelerdir? Bir gencin başarılı olabilmesi için hangi donanımlara sahip olması gerekiyor?
Başarı görece bir şey; zaman içinde genel geçer ve hatırlanan etkili bir şey yapmışsanız başarılı olmuşsunuzdur. Bu manada başarı vizyonlarını arkadaş çevreleri, okul, sektör ve hatta ülke ile sınırlandırmamamız, yaptığımız şeylerin yanında daha neler yapmaya devam etmek zorunda olduğumuzu bize sürekli hatırlatacaktır. Bu yoldaki bilinç ve yöntem kişinin kendi bulması gereken sistemlerdir.

Kitaplaşma hedefiyle başladığımız projemizi nasıl buldun? Projenin web yayını olan basariligencler.com için neler söyleyebilirsin?
Her zaman inandıklarını başaran insanları görmek aynı yoldaki insanlar için  motivasyon ve direnç sağlar. Bu manada gerekli kişilere ve daha geniş kitlelere ulaşacağını umuyorum.

Mehmet Bahadır Er:
1982 Kocaeli doğumludur. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Bölümü öğrencisi olan Er, yönetmen, senarist ve görüntü yönetmeni olarak çalışmaktadır. Karakırmızı Film şirketi sahibi ve Grubu üyesidir. Goygoy, Zilzal, Umut ve Araf adlı yazıp yönettiği kısa filmleriyle birçok ödül alarak ismini duyurmuştur. Hâlen “ Kara Köpekler Havlarken” adlı uzun metrajlı filmi üstünde çalışmaktadır.

Aldığı Ödülleri
GOYGOY – 2004
- 4. BİL’S Kısa Film Yarışması – En İyi Kısa Film
- 16. Ankara Uluslararası Film Festivali – En iyi 3. Kısa Film
- İnsanlık Öldü mü? (Senaryo) 2005
- Kısafilmciler Derneği ve Kültür Bakanlığı 4.Kısa Film Senaryo Yarışması Jüri Özel Ödülü
ZİLZAL – 2005
- 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali – Jüri Özel Ödülü
- 2. Sony Entertaintment Kısa Film Yarışması  – En İyi Film
- 5. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali – En İyi Kısa Film
- 5. Audiovisuel Bakü Film Festivali – En İyi Öğrenci Filmi
- 2. Videologia Volga-Moskova Film Festivali – En İyi Film
- 5. Bil’s Kısa Film Yarışması –En İyi Film
- 2. Akbank Kısa Film Festivali – En İyi Film
- 27. IFSAK Kısa Film Yarışması –Jüri Özel
- 8. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 8. Kısa Film Yarışması – En İyi Film – Jüri Özel
- 1. Hilâl TV Kısa Film Yarışması- En İyi İkinci Film
- 3. İstanbul Çevre Filmleri Festivali – En İyi 3. Film
UMUT – 2006
- 14. Adana Altın Koza Film Festivali – En iyi Kurmaca Kısa Film
- 6. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali – Seyirci Özel Ödülü
- 4. Yıldız Kısa Film Yarışması– En İyi Kurmaca Film
- 1. Kısa Çek Uzun Olsun – En İyi Yönetmen
- 3. Ankara Kültürlerarası Film Festivali -En İyi Türk Filmi
- 3. Apple i-can Film Yarışması – En İyi Profesyonel Film Muziği
- 1. Sinepark Film Festivali – En İyi Drama Filmi Jüri Özel + Canon En İyi Görüntü Yönetmeni
- 1. Kristal Klaket Kısa Film Yarışması- Jury Özel Özel Ödülü
ARAF – 2007
-2. Kısadevre Film Festivali – En İyi İkinci Film

Röportaj: İbrahim Eryiğit

  • Facebook
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • email

Toplam 17 yorumcu katıldı.

Derya Demirci:

Çok doğru bir söz. Aslında çoğu şey kağıt üstünde öğrenilmez. Tecrübe o işi yaparak, o ortamda bulunarak kazanılır. Öğrenilecek şey varsa işe vermelisin kendini.

Serdar:

Aldığı ödüllere bakarsan geleceğin iyi yönetmenleri arasında olacak. Röportaj için teşekkür.

Tuğçe:

Türkiye’de aslında çok iyi yönetmenler çıkacaktır. Mehmet’in dediği gibi okullarımız yeterli eğitimi sunmuyor. Ben o kadar ödül alan Mehmet’i buradan tanıdığıma çok sevindim. Uzun metrajlı filmini bekleyeceğim. Teşekkür ederim.

Yorumcu:

Güzel röportaj.

Yorumcu:

Açık olmak gerekirse pek fazla türk sineması izlemiyorum. Türk dizileri hiç bilmem bile… Ama bana göre Türk sinemasında kâğıt üzerinde sinema olmadığını ıspatlayan Beyaz Melek filmi gerçekten yürek verilen bir film olarak karşımıza çıktı. Yönetmeni Mahsum Kırmızıgül, hiç inanmazdım ilk çıktığı günü hatırlıyorumda hani ”alem buysa kral benim” insanın inanası gelmiyor onun böyle bir film yapacağı.. Kendisini takdir ettim. Demek ki film yapmak yürek işi…

Yorumcu:

Süper!

Ata:

Senin büyük adam olacağın tee lisedeyken belliydi be Bahadır…

Your Small uncle :):

umarım her şey gönlünce olur…

ferhat güneş:

tebrik ederim. gelecekte ismini çok daha fazla duyacağımıza eminim.. başarılar…

mücahit:

bu kadar ödüle layık biri maşallah.

mirberitan:

yetinmek tükenmektir der yılmaz güney sanırım sinemayla ilgilenenelerin hiçbir zaman yetinmemesi ve tükenmemesi gerekir öyle umuyorum ki türk sineması daha olgun yapıtlar üretsin bu konuda önemli yönetmenlere ve oyunculara herzaman ihtiyaç vardır

cezmi kara:

arkadasimiz
zilzal filmi ile hem deneysel kategori de hem de kurmaca kategoro de
(tabi ki farkli festivallerde) odul almis(yani kendisi ayni filmle hem deneysel hem kurmaca
dallara basvurmustur)ve bu odulleri icine sindirmistir
gelecegin basarili yonetmenine sevgilerle
(ayrintili bilgi icin kendisiyle gorusunuz)

emın:

benımde bır senaryom var yarısı gercek yasanmıs yarısı kurgu ama guzel bır fılm cıkacagına ınanıyorum ılgılenırsenız beklerım… o544 322 15 28 nodan ulasabılırsınız

kousinek:

eğitim yetersizliği…sınırlı imkanlar…kapasite yokluğu vesaire…başarının anahtarı ne yazıkki yakınmaktan geçmiyor, 80 kişilik sınıfta uygulamasız biçimde öğrendiğimiz ve adı dahi saçmalanmış olan ışık ve aydınlatma teknikleri dersimizi farz-ı misal öğrenememekten yakınıyoruz…neyse eldeki, imkan varsa değil yaratılmışsa imkanlar olmicak şey yok…heleki iş sinemaysa sen çekmeyi öğrenmek istersen nitekim öğrenirsin potansiyelin de varsa yaparsın başarırsın…yakınmak zayıflıktan öte hiç bişey…

gado:

çektiginiz filimler çok başarılı sizi taktir ediyorum.dogru söylemem gerekirse ben de filmlerinizde oynama isterim.

kousinek:

Kara köpekler havlarken isimli filmin çekildiği mekanlardan olan Çeliktepede oturuyorum…Radyo Sinema tv 3.sınıftayım ve tez olarak vermeyi seçtiğim kuşlar kuşçular…metropol arkasındaki ara sokaklar ve levent çeliktepe ayrımını yapan o büyük cadde çekmeyi yıllardır tasarladığım konuyken kafamda kurguladığım her sahne bu filmde…sevinirken yakınıyorumda hayalim başkalarının elinde profosyenelleşti…hayırlısı…Nice başarılı gerçek yaşam ve ara sokak filmlerini tarafnızdan izlemek dileğiyle…

ayşe batur:

ben çok seviniyom başarılarınla övünüyorum bravo sana canım yeğenim.
halan ayşe batur

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)

E-posta (isteğe bağlı)