Bir insanın, hatta ülkenin, kıtanın vb. müzik kültürünü irdelediğinizde bir takım sosyolojik tespitlere varabilmemiz mümkün. Söz gelimi, arabesk ile “rap” türlerinin fanatik dinleyicilerinin kıyaslaması yapıldığında bazı “sosyo” ve “psiko” bulgular ışığında önermelerin daha sağlıklı yapıldığı söylenebilir. İşte kültürümüzün ana damarlarından biri olan türkülerimizin dinlenilmemesi bir yana, popüler kültürün empozesinde “Avrupai” menşeli pop, rock, rap, hip hop v.s. milli kültürümüzün damarlarını tıkadı diyebilir miyiz tartışılır. Lakin, şimdi cinsel objelerle de sanatını(!) konuşturan/çoşturan bu sanatçıları(!) değerli büyük sosyologlarımıza havale ediyorum, ve sevgili Fatih Reyhan’ı ise huzurlarınıza getiriyorum. Sıradışı tarzıyla müzik sektörüne yeni bir nefes getiren Fatih’in albümünü doğrusu farklı buldum. Değişik enstrümanlarla karadeniz ezgilerini, rock kültürüyle harmanlayan Fatih, sesiyle pek çok (özellikle Karadenizlilerin) gençlerin hayranı olduğu bir müzisyen, sanatçı. Evet parantez içinde ünlemi olmayan bir sanatçı o bana göre. Sergilediği performansı ile başarıyı genç yaşında yakalamış. Belki inanmayacaktır; ama şu son klavye vuruşlarımı yaparken bile parçalarını dinliyordum. Sesine, yüreğine sağlık Fatih!
Fatih, öncelikle kendini Başarılı Gençler okuyucularına tanıtabilir misin? Kimdir, nasıl biridir Fatih Reyhan?
1985 yılında İzmir’de doğdum. Hani hep bahsedilen Karadeniz neşesi ve yaşama sevinci bende de var; genlerden kaynaklanmakta. Karadeniz insanın yaşam kaynağı, nefesi gibidir müzik. Küçük yaşlardan itibaren müzikle hep iç içe oldum. Ailem bu konuda bana her zaman >>>
Belgesel izlemeyi bir öğrenme metodu olarak görmüşümdür, bu yüzdendir ki belgeseller ilgimi hemen çekmiştir. Film satışı yapan mağazalardaki video-film raflarında gezinirken özellikle belgesel filmlerine bakmadan geçemiyorum açıkçası. Bunun sebebi hikmeti ise belgesel filmlerin seyir zevki sunmasının yanında öğretici olmasıdır… Bu bağlamda, belgeselcilere hep bir öğretmen gözüyle bakmışımdır. İşte bu öğretmenlerimden biri de sevgili Can Diker. Henüz 24 yaşında olmasına rağmen çalışmaları ödüllere boğulmuş. Yüksek lisans öğrencisi ve öğretim görevlisi de olan Can, çektiği belgesel filmleri takdire şayan bana göre. Kendini her ne kadar belgeselci olarak görmese de bu sıfatı layıkıyla taşıyor doğrusu. Kendisi ile gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaşırken, sevgili Can’a meslek hayatında nice başarılar diliyorum. Umarım başarılı hayatın ileride belgesel olur Can!
Can Diker’i tanımak istiyoruz öncelikle. Kimdir, ve kendini nasıl biri olarak tanımlıyor?
25 Ağustos 1986 yılında İstanbul’da doğdum. Ortaokulu ve liseyi Vefa Lisesi’nde okudum. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nden İletişim Fakültesi birincisi olarak mezun oldum ve bu esnada 2006-2008 yılları arasında üniversitede >>>
Tasarımcılığın bir dalı olan reklam tasarımı tüm sanat dallarından besleniyor dersek pek doğru bir tespit yapmış oluruz. Bu yüzdendir ki, reklama karşı çok büyük bir ilgim olmuştur. Televizyon karşısında, internet başında, İstanbul caddelerinde yolculuk yaparken, gazete/dergi okurken v.b. hep bir dikkat kesilmişimdir reklamlara… Tasarımdaki zekaya hayranlığımı her yerde de anlatır dururum. Bu zekayı üreten kişilere ise imrenirim. Bu kişilerden biri de Murat Süyür. Çalışmalarını titizlikle inceledikten sonra kendisine hayran kalmamak mümkün değil. 26 yaşındaki Murat, Türkiye’nin en iyi reklam tasarımcılarından biri bence. Mühendisliği bırakacak seviyede işine tutkuyla bağlanmış. Ve bu tutku ve aşk işindeki başarıyı doğurmuş doğrusu.Fazla laf etmeden, kendisine bana gösterdiği desteğinden ötürü teşekkür ediyor, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Murat Süyür’ü Başarılı Gençler okuyucuları için tanıtabilir misin?
Murat Süyür, 1984 İstanbul doğumlu ve 2005 yılında başladığı fotoğraf hobisini son 3 senedir mesleki boyutlarda icra eden bir reklam >>>
Fotoğraf, makinenin deklanşörüne basıp nitelikli bir anı ölümsüzleştirme sanatı değil, salt bakış açısını resmetmedir bana göre. Öyle ki kullanılan bilumum argümanlar yerine; zihin koridorlarımızdaki çağrışımlar nitelikleştirir onu. Bu sebepledir ki, direkt komposizyonlardan ziyade -dolaylı- yoruma açık olması ilgimi çeker. Keza, çiçek, böcek fotoğrafçılığı yapan sözüm ona sanatçılar ise hiç ilgimi çekmez. Dolayısıyla sanatın uçsuz sınırlarına yolculuğa çıkaran fotoğraf sanatçılarına imrenmişimdir hep. Bu kişilerden biri de genç sanatçı Elif Sanem Karakoç. Kendisini yaşından ötürü olsa gerek fotoğraf sanatçısı olarak görmüyor; ancak ben bunu mütevazılığına yoruyorum. Henüz gencecik, 19 yaşında. Lakin çalışmaları Elif’i çok daha büyük gösteriyor. Çeşitli sergilerde de sergilenen fotoğrafları tekipçilerinden büyük beğeni topladı. Şimdi ise sıra röportajında…
Kısaca Elif Sanem Karakoç’u tanıtabilir misin? Kendini nasıl tanımlıyorsun?
1990 İstanbul doğumluyum. Genelde kendimi tanıtmakta çok zorlanıyorum. Ressam bir baba, grafiker bir anne ve yine grafiker bir ağabeyden oluşan sanatkar, sanatsever ailem sayesinde resim ve fotoğraf yeteneklerimi keşfettim. Liseyi Avni Akyol Güzel >>>
Bir insanın sanatını meslek haline getirmesi ne büyük bir şans! Hem mesleğini icra ederek yaşamını sürdürüyorsun hem de manevi tatmin içinde oluyorsun. İş yoğunluğu, iş stresi, meslek hastalığı vs. pek az. İşte bu yüzden güzel sanatlarla uğraşan Şifa Toptaş, şanslı kişilerden biri bana göre. Kendisindeki bu sanatkarlığını Allah vergisi olarak görüyor. Bunun yanında büyük üstadların yanında eğitim almış ve mesleğinde başarıyı yakalayan tezhip sanatçılarından biri olmuş. Henüz 28 yaşında ve Şifa Sanatevi’nin sahibi. Kurduğu sanatevinde de eğitmenliğe devam ediyor aynı zamanda. Çok söz etmeden; gerçekleştirdiğimiz röportajda bana olan desteğine çok teşekkür ediyor, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Öncelikle Şifa Toptaş’ı tanımak istiyoruz. Kimdi Şifa Toptaş? Kendini nasıl biri olarak tanımlıyor?
1981 yılında İstanbul Sultanahmet’te dünyaya geldim. Tezhip sanatı ile ilgili eğitimime 1995 yılında Birlik Vakfı’nda Serap Bostancı’yla başladım. 4 yıl burada eğitim >>>