Tasarımcılığın bir dalı olan reklam tasarımı tüm sanat dallarından besleniyor dersek pek doğru bir tespit yapmış oluruz. Bu yüzdendir ki, reklama karşı çok büyük bir ilgim olmuştur. Televizyon karşısında, internet başında, İstanbul caddelerinde yolculuk yaparken, gazete/dergi okurken v.b. hep bir dikkat kesilmişimdir reklamlara… Tasarımdaki zekaya hayranlığımı her yerde de anlatır dururum. Bu zekayı üreten kişilere ise imrenirim. Bu kişilerden biri de Murat Süyür. Çalışmalarını titizlikle inceledikten sonra kendisine hayran kalmamak mümkün değil. 26 yaşındaki Murat, Türkiye’nin en iyi reklam tasarımcılarından biri bence. Mühendisliği bırakacak seviyede işine tutkuyla bağlanmış. Ve bu tutku ve aşk işindeki başarıyı doğurmuş doğrusu.Fazla laf etmeden, kendisine bana gösterdiği desteğinden ötürü teşekkür ediyor, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Murat Süyür’ü Başarılı Gençler okuyucuları için tanıtabilir misin?
Murat Süyür, 1984 İstanbul doğumlu ve 2005 yılında başladığı fotoğraf hobisini son 3 senedir mesleki boyutlarda icra eden bir reklam >>>
Tasarım. Her şeyde tasarım. Her bir nesnede değil yani; her şeyde… Nitekim tasarımın fikir süreciyle başlaması, bir objeye dönüşmesi ve gözlemcinin algısındaki tezahürü ile sonlanması onu en ilginç kılan tarafı zira… Özellikle grafik tasarımda beğeni ölçüsü izafi olunca işin içinden çıkılamaz bir sendromu da doğuruyor. Ancak bazı profesyonel kişilerce yapılan işler-sanattan(estetikten) nasibini alamamış kültürsüzlere rağmen-büyük beğeni topluyor. Bu üstadlardan biri de henüz 25 yaşında olan Çağrı Çankaya. Yaptığı çalışmaları birçok yurtiçi ve yurtdışında sergilendi, dergi kapaklarında yer aldı ve çeşitli ödüllerle tescillendi.
Şu an sanat yönetmeni(art director) posizyonunda çalışan Çağrı aynı zamanda Catfight Worldwide adlı bilgisayar oyunu projesi ile ilgileniyor. Kendi oyun projesi ile ileride adını daha fazla duyuracağı kesin. Sözü uzatmadan, kendisine röportaj sürecinde gösterdiği büyük desteği için minnettar olduğumu yeniliyor, sürekli göz zevkimizi okşamasını umuyorum.
Sanatını çok konuşturdun, şimdi sıra sende sayın yönetmenim.:)
Yaptığın işler dikkat çekti; ama Çağrı Çankaya’yı henüz tanımıyoruz. Kısaca kendinden bahsedebilir misin?
1 Ocak 1984 Bursa doğumlu bir oyun, animasyon ve tasarım tutkunuyum. Liseyi Bursa’da Güzel Sanatlar Lisesi resim bölümünde okudum. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde grafik tasarım bölümüne girdim. Okurken yurtiçinde >>>
Oldum olası mesajını sevimli/hoş argümanlarla verenlere imrenmişimdir. Espri yaparken güldürerek düşündürmesi, edebi yazılarında uyguladığı ironik üslupla bizi yakalaması, duruşunu çizgileriyle dile getirmesi örneklerden birkaçı… Bu sebepledir ki kaliteli animasyon filmleri daha fazla yetişkinler tarafından izlenilir oldu.
Özlem Akın bunu başaranlardan biri. Henüz 22 yaşında ve 45′inci Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film ödülünün sahibi oldu. ‘Gemeinschaft’ adlı kısa filmiyle olağandışı kukla animasyonu konseptini tek başına çok başarılı yansıtmasını bilmiş.
Özlem, Bilgi Sineması’ndaki eğitiminden sonra mesleğinde daha da uzmanlaşmak için Çek Cumhuriyeti’nde devam ediyor eğitimine. Eminim bu aldığı eğitimi sonrası farklılaştığı alanda ödüllerini daha da artıracak.
Lafı çok uzatmadan, ‘Gemeinschaft’ filmi için gösterdiği fedakarlıklarını röportaja bırakıyor, kendisiyle tanıştığım için çok mutlu olduğumu tekrar dile getirmek istiyorum. Son olarak bir ricam var ona: Lütfen çocuk ruhluluğunu kaybetme öZlem.*
*Sevgili Özlem’e özel süpriz için ‘ö’yü küçük ‘Z’yi büyük kullandım.
Altın Portakal’daki birinciliğinle ismini duyduk ilk defa. Şimdi kısaca tanımak istiyoruz seni Özlem.
1986 doğumluyum ve İzmir’de büyüdüm. Lise boyunca çocukluk yapıp “hem itfaiyeci olacağım hem süperkahraman hem de başka şeyler” diye dolanıp durdum. Sonunda >>>
Bir sanat eseri ortaya çıkarmak kolay iş değil doğrusu. Türkiye gibi bir ülkede alıcı olmadığı zaman ise bu iş daha da zorlaşıyor. Bazı meslekleri icra etmek için salt yeteneğin yeterli olmadığını, zihnini ve bilgini zorlaman da gerektiğini hepimiz biliriz. Bu mesleklerden biri de animasyon yönetmenliği bana göre. Ben de böyle bir işi en iyi icra edenlerden biri olan Kerem Hünal’la röportaj yapayım istedim. Kendisi kaliteli yapımlara imzasını attığı Stunbull ajansının sahibi. GORA filminde de emeği olan Kerem, animasyon alanında projeleriyle Türkiye’de çok konuşulacağına inanıyorum. Şanslı izleyiciler olarak bir kısmını gördüğümüz ‘Kayıp Armağan’ uzun metrajlı animasyon filmine adamış şu sıralar. Umarım bitirir ve hak ettiği karşılığı bulur.
Meslektaşı Gökhan Okur’la ziyaret ettiğimiz Kerem’e, ortağı olduğu Zazie restoranındaki yemek ve gösterdiği misafirperverlik ve sıcaklığı için özel teşekkürlerimi sunar, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Kerem Sami Hünal’ı kısaca tanıtır mısın Başarılı Gençler okuyuclarına?
1980 İstanbul doğumluyum. Liseye kadar Boğaziçi Lisesi’nde eğitim gördüm. Bu sıralarda derste hep resim çiziyorum diye kovulmamdan sıkılan anne ve babam İskoçya’da derslerde de çizim yapabileceğim, neredeyse askeri bir okul olan Gordonstoun Lisesi’ne yolladı. >>>
Çizgilerin harekete geçmesi zor olduğu kadar, birçok kişinin ilgisini çektiğini düşünüyorum. Zira aksiyon halinde olan bir şeyi takip etme güdümüz mevcut fıtratımızda. İşte tam burada çizgisel tasarımın animasyon gösterimi devreye girmekte günümüz dünyasında. İllüstrasyon ile motion yetilerinin kesişimde hünerlerini sergileyen Gökhan Okur başarılı bir profil oldu bizim için. İllüstratör&motion uzmanı olarak gördüğüm Gökhan’ın Türkiye’de özgün ve kaliteli filmleri fazlasıyla beğeni toplamış. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda aldığı ödüller bu başarısını da kanıtlamış açıkçası. Kendisi askerde iken tanıştığımız dolayısıyla bugüne ertelediğimiz röportajımız umarım birçok gencimize ışık tutacaktır. Gökhan’ın askerlik engelini aştığı için de çok daha büyük başarıları yakalayacağını, Türkiye’nin ismini çeşitli platformlarda duyuracağına inanıyorum.
Kısaca bahseder misin bize kendinden? Nasıl ve ne zaman başladın bu mesleğe?
1981 Eskişehir doğumluyum. Çizmeye lise yıllarında başladım ve o zamanlar arkadaşlar arasında fotokopi mizah dergileri çıkartıyorduk. Ardından üniversiteyi kazandım. Hacettepe Üniversitesi elektrik-elektronik mühendisliğinde okudum. >>>
12. sayısını yayınlayan Bak Dergisi’nin ünü dünyaya açıldığını Finlandiyalı bir arkadaşımdan öğrenmiştim. Kendisi ”mutlaka o dergiyi takip etmelisin” diyerek tavsiye etmişti. Ben de bir Türk dergisinin ismini duyuyarak bu kadar ünlenmesinden onur duymuştum açıkçası.
Ve sahibinin bir genç olması da sitemizde yer alması için yeterli bir sebepti. Ozan Karakoç başarılı bir genç profiliydi bizim için. Kendisi bizi kırmayarak röportaj talebimize olumlu cevap verdi ve gereken kolaylığı da fazlasıyla yaptı. İnanın başarısının yanında mütavazılığı, samimiyeti ve insanlığı beni çok etkiledi. Doğrusu bu röportajımızda genç Karakoç’un sizleri de etki alanına alacağını düşünüyorum.
Ozan Karakoç kimdir? Kendini tanıtır mısın basariligencler.com okuyucularına?
1983 yılının Mayıs ayında İstanbul’da doğdum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde, üniversiteyi ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik bölümünde okudum. Mezun olduktan sonra aynı okulun Sinema Televizyon bölümünde yüksek lisans eğitimime başladım. Şu sıralar üzerinde çalıştığım tez projemi yaz sonuna doğru bitirmeyi planlıyorum. İlk kişisel web sitemi hazırladığımda 14 yaşındaydım. >>>