Genç Köşe


Oyunlar online, hayatlar offline

Kategori:Genç Köşe | Tarih:05/05/10

Hep hayıflanıp durmuşumdur, çocukken oynadığımız oyunların son emanetçileri olduğumuza… Ne acıdır ki, bizden sonraki kuşağa emaneti teslim edememenin, yaşatamamışlığın mahcupluğunu yaşıyorum her daim. Zamanın şartlarından/olanaklarından ötürü olsa gerek, bilimum sokak oyunlarının nesili olmanın bana kattığı çok şey olduğuna inanır ve bu sebeple kendimi şanslı kuşaklardan biri hissederim. Lakin şimdiki çocukların ise çocukluk çağını doyasıya yaşayamadığını düşünür ve hüzünlerim.

Malesef saklambaç, seksek, körebe, yakar topu, misket, çelik çomak, bilyeli v.b. gibi sokak oyunlarıyla vakit geçirdiğimiz çocukluk günleri evrim değiştirdi, ve hepimizin az ya da çok oynadığı bu sokak oyunları elektronik cihazlara yenik düştü. Nihayet ADSL >>>


Taraf olmak mı, taraftar olmak mı?

Kategori:Genç Köşe | Tarih:02/04/10

ismail_e_aydin_gk[Dosya Konusu-3] Bu dosya konusunda çerçevesini çizmeye çalıştığımız tartışmanın mihenk taşı “aidiyetlerimiz”dir. Bir genç olarak aidiyetlerimiz. Bu doğrultuda sormamız gereken, “Biz neye aidiz?” ya da “Bana ait olan şeyler nelerdir?” sorusudur.
Elbette, bu gibi soruların tek bir cevabı olmasa gerekir. Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler’inde incelediği gibi, insan kimliğini oluşturan ögeler hiçbir zaman tek’e indirgenemez, indirgenmemelidir. Bunun da ötesinde, aslında bir genç aidiyetlerini nereye/neye göre belirler?

Bunun gibi sorular sadece otokritik yapmak için değil, aynı zamanda “çevre”yi de anlamlandırmak için gereklidir. Çünkü her şey insanın kendi doğası içinde gerçek-leş-mektedir. Çoğu kadim öğreti de bu, veciz bir ifade ile “kendini bilme” ilkesi içinde >>>


Başarılı Gençler projesi One Dergisi’nde…

Kategori:Genç Köşe | Tarih:25/01/10

One Dergisi, Başarılı Gençler proje editörü İbrahim Eryiğit ile yaptığı röportajı yayınladı. Başarılı Gençler projesi ve gençliğe ilişkin samimi söyleşiyi okumak için tıklayın:
http://www.onedergi.com/2010/01/basariligencler-com-editoru-ibrahim-eryigit/


Gençlik ideolojinin neresinde?

Kategori:Genç Köşe | Tarih:14/01/10

[DOSYA KONUSU-2] İnsan, neden üretmeye(tohum ve hayvan evcilleştirmeye, yerleşikleşmeye) başlamış bilmiyoruz! Doğal olarak, olasılıklar yelpazesinin elinden çıktığı bir dünyaya adım attığınaysa eminiz. Olasılıkların elinden çıkması sebebiyledir ki, hep “düzenleme” uğraşı ile meşguldür.
Ancak bu meşguliyet bazen öyle bir hâl alır ki -ideal düzen- arayışı bir yeryüzü cenneti arayışına dönüşüverir. İdeal düzen, çarkların doğal akışın girdabına karşı kürek çekmeye yeltendiği bir beyhudeliktir. Aliya’nın tabiri ile söylersek, insanlık tarihinde “dram” içkindir.

Bu bağlamda en önemli yer, her çağda olduğu gibi yine “devlet”e aittir. İnsanlık tarihinin köşe taşı olarak, devlet. İdeolojilerin yeri de “devlet” kavramını anlamaktan >>>


Sanma ki bu üç saatte ya hepsiyim, ya hiçbiriyim

Kategori:Genç Köşe | Tarih:27/12/09

dicle_basturkÖSS’ye girişte katsayı problemi belki belli bir oranda çözüldü ama asıl mesele geçmişten bu yana devam ediyor. Üniversiteleşme  olgusu… Arkasında koca bir dünya taşıyor. Ne hikayeler barındırıyor içinde. Girişinde ise ana bir soru: Aşağıdakilerden hangisini seçiyorsunuz?
A) Hayata devam B) Benden bu kadar

Sonrasında bir şarkı çalıyor. Nil Karaibrahimgil “Yaş 18”.  “Ben daha 18’im. Sanma ki bu üç saatte ya hepsiyim, ya hiçbiriyim”. Bu şarkı aslında durumu açıkça ortaya koyuyor. Ya hepsi olacağız ya da hiçbiri. ÖSS hayatımızın ana noktası gibi. Bize dayatılan bu. Ama hayat bu kadar kesin çizgilere gebe değil. Başka seçenekler de >>>


Siyaset, gençliğin şahsiyetini yozlaştırır mı?

Kategori:Genç Köşe | Tarih:06/12/09

ismail_e_aydin_gkİnsan denilen mefhum, varlık içindeki en kompleks olgu olsa gerekir. Öyle ki hangi tarafından -hatta küçük parçasından- vazgeçseniz sonucu aynı ölçüde etkiliyor, yani sonuçsuzluğa götürüyor.

Tıpkı siyasal tarihe mal olduğu “genel kabul görmüş” gibi görünen sağ-sol parçalarının tarihi seyri gibi.. Siyaset teorisyenleri çoğu zaman bu ikiye böldükleri dünyanın karşılıklı titreşimleri arasında kalmışlardır.

Siyaset bilimcilerinin neden bölünmüş bir dünya profili çizdiği tartışması bu yazının konusu değil. Ancak şunu sorgulayabiliriz; neden geriye kalan bazı insanlar bu bölünmüşlüğe adapte olma eğilimi içindedirler? Burada elbette en dinamik ve yıkıcı etkiyi barındıran gençliği >>>