Bir dergi düşünün. Gençlerin emek vererek çıkardığı bu dergi içerik anlamında kurumsal dergilerden eksik kalan tarafı olmasın. Hatta açık söyleyeyim; yayın politikasıyla “siz dergicilik mi yapıyorsunuz” desin rakip dergilere. Son sayısında en ünlü ve prestijli 30 kişiyle röportaj yapsın. Ve bunun yanında mizanpajı ve baskı kalitesiyle de şaşırtsın herkesi. v.b. Evet bu söz konusu dergi One Dergisi. İlk sayısını incelediğim an yüksek kalite anlayışıyla dumura uğradığımı ve ikinci sayısındaki 30 röportajıyla ise şimşekleriyle beni çarptıklarını söylemeliyim. İnanın röportaj yapmanın zorluğunu bildiğim için hemen ‘maşallah’ dedim bu başarılı dergi ekibine. Tabii derginin yeni imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeni olan Ömer Üner’in vizyonu ve kalite anlayışının birinci derece etkili olduğunu düşünüyorum. Kendisinin edebi dilinin takipçisi olduğumu ve entelektüel kimliğinin ben de hayranlık uyandırdığını bahsetmeden geçemeyeceğim. Evet, şimdi röportaj verme sırası onda..
(Ufak bir not: İki sayısını da dergiden talep edin(ücretsizdir) ve inceleyin derim.)
Başarılı Gençler okuyucularına Ömer Üner’i kısaca tanıtabilir misin?
Genlerim 80’li yıllarda Antalya’da kotarılmış ama Antalya’yı ikliminden ötürü olsa gerek pek sevmem. Bu yüzden nerelisin sorusuna çoklukla İstanbulluyum yanıtını veriyorum. Çünkü 10 yıldır bu akla sezâ kentin havasını, suyunu sömürüyorum. Kaousundan, estetiğinden, gelmişinden geçmişinden, aydınlığından karanlığından besleniyorum. >>>
Ülkemizde dergi yayını sürdürmek kolay iş değil. Özellikle muhteviyatı edebiyat olunca iş o kadar zorlaşıyor ki… Arz talep teorisine girerek konuyu edebiyatın dairesinden çıkarmak istemiyorum. Neden gençlerin edebiyata ilgisi yok bilemiyorum; fakat “sevdirebilme sendromunu” yaşadığımız bir gerçek. Suçluları teşhir etmeye de gerek duymuyorum edebiyat aşkına… Ama çok şükür genç dimağlar için bu misyonu üstlenen bir dergi var: Adı Yok. Naçizane sorumluğumla, dergiye uzun yıllar emektarlıktan sonra derginin editörlüğünü üstlenen Ezgi Harmancı ile röportaj yapayım istedim. Sevgili Ezgi 21 yaşında ve gençlik ve edebiyat dergisi olan Adı Yok’a gerçekten gönül vermiş bir genç. Sorumluluğun bilincinde ve entelektüel. Aradan çekilmeden, sevgili Ezgi ve ekibine böylesine şirin edebiyat dergisi ile tüm gençlere kapı araladıkları için çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Başarılı Gençler okuyucuları için Ezgi Harmancı’yı tanıtır mısın? Kendini nasıl birisi olarak görüyorsun?
1987 yılında doğdum, Sakarya’da büyüdüm. Üniversiteyi kazanana kadar orada yaşadım ailemle. Şu an Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyorum. Hukuk dernekleri ve edebiyat kulübümüz arasında bir denge kurdum. Yazıyorum bunun dışında >>>
Genç neslin teknoloji ve bilişim konularına ilgisi oldukça fazla. Bu yüzdendir ki ÖSS dershanelerinden sonra bilişim kurslarının her geçen gün sayılarının artıyor. Hatta Türkçe’den nefret eden, okumayla bir türlü arası olmayan gençlerimizin teknoloji yazılarını büyük iştahla okumalarını anlamak çok güç değil. Zira bu konulara çoğunlukla erkeklerin ilgisi var. Söz konusu durum olduğunda ise ilgili yazıları okumak çok daha zevkli hale geliyor. Bu kaynaklardan biri ise bilgisayar ve internet dergisi PCnet. Röportajımıza konu olan başarılı genç Selim Şumlu bu derginin en genç yazarı konumunda. Kendisi gönüllü çalışmalarıyla takdiri hak ederken birçok kişinin de gönlünü kazandı. Sempatik, sevecen ve temiz kalpli bir insan olduğunu farkettiğim Selim çalışkanlığı ile başarılara koşuyor. Eminim ki kafasındaki projeleri gerçekleştirerek çok daha büyük başarılara imza atacaktır. Okumayan nesilden ise dert yanan Selim’in röportajını okumanızı temenni ediyorum.
Selim Şumlu’yu basariligencler.com okuyucularına kısaca tanıtır mısın? Kimdir, nasıl biridir ve neler yapar?
1986 Bulgaristan doğumluyum. 1989’da ailemle birlikte Türkiye’ye göç etmişiz ve kendimi bildim bileli de İstanbul’da yaşıyoruz. Şimdilik asıl mesleğim öğrencilik olarak görünüyor: İstanbul Üniversitesi’nde çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri okuyorum. Onun dışında, epey küçük yaştan beri bilgisayarlarla haşır neşirim ve bilişimle alakalı çeşitli işler yapmaya çalışıyorum: PCnet, LINUXnet ve OYUNCU dergilerinde >>>
12. sayısını yayınlayan Bak Dergisi’nin ünü dünyaya açıldığını Finlandiyalı bir arkadaşımdan öğrenmiştim. Kendisi ”mutlaka o dergiyi takip etmelisin” diyerek tavsiye etmişti. Ben de bir Türk dergisinin ismini duyuyarak bu kadar ünlenmesinden onur duymuştum açıkçası.
Ve sahibinin bir genç olması da sitemizde yer alması için yeterli bir sebepti. Ozan Karakoç başarılı bir genç profiliydi bizim için. Kendisi bizi kırmayarak röportaj talebimize olumlu cevap verdi ve gereken kolaylığı da fazlasıyla yaptı. İnanın başarısının yanında mütavazılığı, samimiyeti ve insanlığı beni çok etkiledi. Doğrusu bu röportajımızda genç Karakoç’un sizleri de etki alanına alacağını düşünüyorum.
Ozan Karakoç kimdir? Kendini tanıtır mısın basariligencler.com okuyucularına?
1983 yılının Mayıs ayında İstanbul’da doğdum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde, üniversiteyi ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik bölümünde okudum. Mezun olduktan sonra aynı okulun Sinema Televizyon bölümünde yüksek lisans eğitimime başladım. Şu sıralar üzerinde çalıştığım tez projemi yaz sonuna doğru bitirmeyi planlıyorum. İlk kişisel web sitemi hazırladığımda 14 yaşındaydım. >>>