Başarılı Koordinatör Münteha Mangan: Başarmak, gerçekten yaşamaktır!

Kategori:Organizasyon | Tarih:07/08/08

Üniversiteliler için öğrenci kulüpleri vazgeçilmez bir nimettir bana göre. Derslerin ağırlığı ve koşullardan bunalan öğrenciler kulüplerin yaptıkları organizasyonları ile daha güzel bir üniversite hayatı yaşayabiliyorlar çünkü. Kişisel gelişimine katma değer katması da cabası..
Esasında her üniversite kulübü bu imkânları sunacak kadar aktif olmamakla birlikte başarıyla faaliyet gösterenler de mevcut. Bu başarının en önemli sebebi ise kulüp başkanlarının vizyonu, çalışkanlığı v.s… Bu başarılı isimlerden biri ise Münteha Mangan. Şu an İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu Koordinatörlüğünü yürüten Münteha, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi başkanlık divanı üyesi. Lisans öğrenciliği sırasında iken de Marmara Community kulübünde ulusal organizasyon komitesi başkanlığı yapan Münteha Mangan’ı geleceğin lideri olarak görüyorum doğrusu. Tanımaktan çok mutlu olduğum Münteha’ya projemize verdiği/vereceği desteğinden dolayı buradan özel olarak teşekkür eder, genç nesile çok güzel bir örnek olduğuna inanıyorum. Söz sırası sevgili Münteha’nın.

Öncelikle kendini basariligencler.com okuyucularına tanıtır mısın? Nelerle meşgulsun?
1985 İstanbul/Üsküdar doğumluyum. Halen, aşık olduğum yerde; yani Üsküdar’da yaşıyorum. Marmara Üniversitesi İşletme bölümünden bu sene mezun oldum. Ayrıca Anadolu Üniversitesi (AÖF) Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi’nde ikinci sınıfa geçtim. Önümüzdeki sene itibariyle de başvuru sonucuma göre MBA ya da Pazarlama üzerine yüksek lisansa başlıyorum. Kendimi tek bir cümle içinde nitelemem gerekirse Mösyö Pierre Cardin’in o mükemmel sözüne ortak çıkmam gerekir: “Ben iflah olmaz bir hayalperest ve katı bir gerçekçiyim!”
Orta okul üçüncü sınıftan lise üçüncü sınıfa kadar aralıksız olarak farklı sektörlerde “pazarlama-satış” alanında tecrübe sahibi oldum; lise üçten üniversite üçe kadar ise perakende sektöründe odaklandım; halen sektörü yakından takip etmekteyim.
Şu anda bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi’nde başkanlık divanı üyeliğini ve İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu’nun koordinatörlüğünü yürütürken bir yandan da gerek İstanbul içinden gerekse İstanbul dışından üniversiteli topluluklara ‘öğrenci organizasyonları’ düzenleme konusunda danışmanlık yapıyorum. Ayrıca tüm üyelerle birlikte Gençlik Meclisi çatısı altında birbirinden önemli gençlik organizasyonlarına imza atıyoruz; 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul için çeşitli alanlarda projeler hazırlıyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi’nin kurulma amacı nedir? Şu ana kadar kuruluş hangi çalışmalarda bulundu?
İstanbul’un, Dünya’daki diğer metropoller arasında ön plana çıkan bizce en önemli potansiyeli genç nüfusudur. Bu potansiyeli en iyi şekilde geliştirmek ve değerlendirebilmek için yarınlarına bugünden müdahil olan bir gençlik gerekli olduğu tespitiyle Gençlik Meclisi kurulmuştur.
Bir yandan genel kurullarında belediye meclisine tavsiye niteliğinde karar alabilme fonksiyonunu yerine getirirken bir yandan da 22 komisyon halinde yürüttüğü sürekli çalışmalar ile 2005’ten bu yana Türkiye gençliğine başarılı örnek teşkil edebilecek nitelikte organizasyonlar, projeler geliştirmekte ve uygulamaktadır.

İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu’nun koordinatörü olarak kulüplerin aynı çatı altında bulunmasının özgün kulüplerin asimile edilmesi söz konusu oluyor mu? Katılmayan kulüplerin ne kaybı olacak?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir; platform bir çatı değildir! Birlik, federasyon ve benzeri yapılar çatı görevi görür. Platform ise, bir “alan”dır. Bu alanda; düşünce, görüş, strateji, taktik birlikteliği değil, proje bazlı “eylem birlikteliği” vardır. Temel felsefesinde “farklılıkların zenginliği” yatar; hal bu olunca da söylediğiniz gibi bir asimilasyonun söz konusu olması mümkün değildir.
Platforma üye kulüpler, aynı alanda farklı üniversitelerde faaliyet gösteren diğer kulüplerle etkileşimli bir iletişim sağlayabilir.

Farklı bakış açılarıyla kurumsal ufkunu genişletebilir. Platform aracılığıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden   kendi organizasyonlarına destek alabilir. Bulunduğu topluluktaki diğer kulüplerle kolektif çalışma gerçekleştirerek platform organizasyonlarına paydaş olup, platformun desteği ile büyük çalışmalara imza atabilir. AB projeleri için danışmanlık ve eğitim alabilir.  Gerekli talebin ortaya çıkması halinde “kulüpçülük” odağında ekiplerine profesyonel eğitim sağlayabilir.  Platform’un gerçekleştireceği tanıtım kampanyalarından faydalanabilir; bu sayede tanınırlılığını artırabilir… İşte, üye olmayan kulüplerin kaybı; üye olanların bu artılar ile gerçekleştireceği gelişimden uzakta kalmaktır diyebiliriz.

Öğrencilik yıllarında birçok organizasyonda bulunup  başkanlık yaptın. Liderlik vasfının çok üst seviyede olduğunu düşünüyorum. Nedir seni bu görevlere iten sebep?
Bence “Başarmak, gerçekten yaşamaktır!”  Ve kendi yorumumla bir “başarı” vardır; bir de “başarıüstü”.  Beraberinde ve devamında ortak başarılara vesile olan; toplumsal/kitlesel artı doğuran başarının adıdır “başarıüstü”.   Asıl artı da “ortak paydada” meydana getirilecek bu başarıüstündedir…  Yıllardır beni sürükleyen, motive eden de budur.

Şunu samimi olarak sormak istiyorum: Üniversite kulüplerinin belli cemaat, cemiyet veya siyasi gruplarca kurulduğunu ve yönetildiğini görebiliyoruz. Bu durumu sen nasıl yorumluyorsun Münteha?
Doğrudur; söylediğiniz şekilde örgütlenmeler az da olsa söz konusudur. Ürkülecek bir potansiyele de sahip değildir. Son iki yıl içinde İstanbul’daki üniversitelerde faaliyet gösteren 150’den fazla kulüp ile temasa geçip birebir tanıştık. Bu kulüpler arasında bahsettiğiniz tarzda olanları da tanıma şansı bulduk; ve gördük ki gerçekten çok az sayıda olan böyle kulüpler kısır döngü içindedir! Halbuki “farklılıkların zenginliği” avantajına sahip olan ve bu farklılık noktasının dışında bir ortak payda  bulan kulüpler önemli değerler üretebilmekte.
Yalnız şunu da ayırt etmek lazım; bir kulübü kuranların bir cemiyete siyasi gruba vs. mensup olması farklı bir şeydir, o kulübün salt mensup olunan topluluğa hizmet etmesi farklı bir şey. Kurucuları veya yöneticileri “kendi bireysel duruşlarını” göz önüne seriyor diye tümden bir kulübü damgalamak doğru değildir. Zira bu bireysel haklarıdır; yetki ve etki alanlarını kötüye kullanmadıkları sürece de bir sıkıntı yoktur.

Yeni mezun olmuş lisans öğrencisi olarak üniversite gençliğini nasıl buluyorsun?
Şu anda bizim de içinde bulunduğumuz milenyum kuşağı, diğer adıyla Y kuşağı üniversite çağında; veya yeni mezun durumda. Bir çok araştırmaya da konu olan bu kuşağın ortak özellikleri arasında bulunan kendine güven, özgürlük, hız vb özellikleri; edilgen değil etken bir gençliği önümüze serip girişimcilik potansiyelini doğuruyor. Ancak yine bu kuşakta görülen “bireysellik, bencillik” çok büyük bir problem oluşturarak, artılarını zaafa uğratıyor.
Bir nokta da şudur ki: “birlikte yaşam kültürü” pozitif yönde geliştirilemez ise birbirini dinlemeyen; dinlese de anlamayan, farklı bakış açılarının görüş kapsamından yoksun bir kitle oluşabilir. Bunun toplumdan alıp götürecekleri, Dünya’yı mahrum bırakacakları  çok fazladır

Parlak bir geleceğin olacağını şimdiden gösteriyorsun. Peki ileriye dönük hedeflerini ve vizyonunu paylaşabilir misin?
Teşekkür ederim. Ancak parlak bir “geleceğim” olması, röportaj boyunca yeri geldikçe dile getirdiğim “başarıüstü” yaklaşımıyla baktığımda eksik kalır. Parlak bir “geleceğimiz” olursa, işte o zaman tam olur. Bu nedenle, ileriye yönelik olarak iki ayrı kulvarda hedeflerim var. Birincisi, ülkemizde ticari platformda yükselen yıldız olan perakende sektörüne yönelik çalışmalarımı akademik araştırmalarla da destekleyerek önemli bir birikim oluşturup bunu paylaşıma açmak. İkincisi ise, sosyal platformda organizasyonel çalışmalarımı devam ettirerek ortak artı değer potasında başarıüstü yolunda ilerlemek.

Apple kurucusu Steve Jobs üniversite mezuniyetinde kürsüde özel bir konuşma yapmıştı üniversite gençlerine.. Peki sen de kürsüden tüm gençlerimize neler söylemek istersin?
Başarılı olmak isteyen arkadaşlar şu gerçeği hiçbir zaman unutmamalılar: “Kıyıdan yürüyorsan durup dinlenebilirsin. Ortadan koşuyorsan sağa geçip yavaşlayabilirsin. Ama yüksekten uçuyorsan ara veremezsin; yoksa düşer ve bitersin…” Kendilerini hangisine hazır hissediyorlarsa ve nefesleri hangisine yetecek kuvvetteyse önce onu seçmeleri gerekir.

Genel bir gerçektir, “emeklemeden koşulmaz!” Eğer büyük okyanuslara açılmışlarsa hemen kara görünmüyor diye huysuzlanmamaları gerekir; zira önce suyun üstünde kalmayı başarmalıdırlar.
Bir işe, bir yola, bir amaca yüreğini koyan kişiyi durdurabilecek tek güç; o yüreğin gerçek sahibidir! Ancak ucundan, kıyısından, kenarından tutulan bir işte başarı; bir hayalden öteye geçemez. Ayrıca Victor Hugo’nun “Zamanı gelmiş bir düşünceden daha büyük bir güç yoktur.” sözündeki doğru zamanlama da dikkat edilmesi gereken önemli bir tespittir!
Ve son olarak altını çizme ihtiyacı duyuyorum ki bireysel başarıyla yetinilmemeli; asıl değer benim deyişimle başarıüstünde, genel ifadeyle kitlesel/toplumsal başarıda saklıdır. Şüphesiz ki kitlesel/toplumsal başarının yakalanabilmesi için topluluklar halinde, takım çalışması gerçekleştirilmesi gerekir. Bir topluluk, bir takım gündeme geldiğinde de kaçınılmaz olan “liderlik” devreye girer. Kendini lider olarak konumlandıracak arkadaşlara ise teknik bir tavsiyeden önce çok daha değerli olan manevi bir tavsiyede bulunmak istiyorum; Mahatma Gandhi’nin duasını bulup hiç olmazsa bir kez okumalılar.

Peki Münteha, Türkiye’de en başarılı bulduğun ve örnek aldığın kişi var mı?
Bu soruya gönül rahatlığıyla şu cevabı verebilirim: “On saniyeliğine dahi olsa hayatıma girmiş bir çok kişi!”  Son durağa geldiğinde kapıları açarken “herkese hayırlı günler” diye seslenen İETT şoförü de, dünyaca ünlü bir markanın 3 numaralı adamıyken yeni mağaza açılışında en alt kademedeki elemanla birlikte “heyecanla” paspas yapan koordinatör de… Ama illa ki örnek aldığım tanınmış birilerini belirtmem gerekirse, “Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, hedef için amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inararak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin!” diyen Mustafa Kemal Atatürk ve “Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!” diyen Necip Fazıl Kısakürek ilk sıralardadır.

Röportaj: İbrahim Eryiğit

Toplam 23 yorumcu katıldı.

Ayşe:

Teşekkürler Münteha. Çok güzel röportaj olmuş…

Yorumcu:

“tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!”… 3 mayıs 2008 Thinker and Talker 2008 açılış programı.. Münteha Mangan :) Çok başarılı bir röportaj olmuş, İbrahim Bey’i de bu noktada tebrik ediyorum. Emeğinize sağlık…

Yorumcu:

Röportaj güzel; fakat bir noktaya özellikle değinmek istiyorum. Üniversite öğrencileri için topluluklar bulunmaz bir nimet demişsiniz. Fakat buna katılmıyorum kesinlikle. Çünkü bu durum üniversiteden üniversiteye fark ediyor. Mesela ODTÜ Bilişim Topluluğu ile benim okuduğum üniversitenin topluluğu arasında dağlar kadar fark var. ODTÜ bilişim topluluğu yarışmalar düzenlerken, hatta zorlarken öğrencileri ve bir şeyler öğretirken, benim okuduğum üniversitede powerpoint sunularıyla daha vb. net anlatıyorlar ya da muhabbet ediyorlar.

Yorumcu:

Yeniden ümitlendim ülkemizde bu kadar kaliteli arkadaşlar olduğunu ögrendiğim için…

ahmet:

Değerli arkadaşı tanımam ama çok güzel bir röportaj olmuş. Ülkemizde az sayıda böyle insanlar yetişiyor.

Yorumcu:

Örnek teşkil edecek bir arkadaş… Tebrik ederim.

Yorumcu:

Kesinlikle güzel bir röportaj olmuş. Bu yapılan çalışmalar çok güzel; ama böyle kişilerin şartları ve bulunduğu ili de göz önüne almamız gerekir. Üniversite mezunu biri olarak anadolu üniversitelerinde de çok güzel örnek arkadaşlar var. Kısıtlı imkânları ile çok güzel işler yapan onları da dikkate almalısınız!

Editörün notu: Teşekkür ederiz eleştiriniz için. Çok güzel işler yapanları bize bildirmeniz dahilinde dikkate alacağımızdan emin olabilirsiniz…
http://www.basariligencler.com/index.php/haber-ver linkindeki “Haber Ver” sayfamızdaki iletişim bilgilerimizle bizimle irtibata geçmeniz mümkündür. Bilginize…

Ersin Saydam:

Sen ki Atatürk’ün şu sözünde bahsettiği gençlere örnek olacak kişisin…”sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.” Başarıüstüne ulaşılmasına zemin hazırladığın gibi, ulaştırmanı diliyorum.

Yorumcu:

Başarıüstü yaklaşımı olayı oldukça ilgimi çekti! Bireysel başarı ve haliyle bireysel kazanım varken bunun için ter dökmek proje yazmak kurum kurmak vs vs… Gerçekten tebrikler!!!

Ali:

Farklı konulara farklı açılımlar getirmiş değerli arkadaşımız ülkemiz için ümit verici… Böyle arkadaşları bizlerle buluşturan Başarılı Gençler kurucusuna teşekkürler…

Yorumcu:

”İstanbul’un, Dünya’daki diğer metropoller arasında ön plana çıkan bizce en önemli potansiyeli genç nüfusudur.” işte budur.. Münteha Bey’in izlenimleri çok hoşuma gitti. İlerde başarılı olacak bir isim…

Engin:

“Kıyıdan yürüyorsan durup dinlenebilirsin. Ortadan koşuyorsan sağa geçip yavaşlayabilirsin. Ama yüksekten uçuyorsan ara veremezsin; yoksa düşer ve bitersin…”
Mükemmel bir söz! Teşekkürler röportaj için…

SalihaS:

Dolu bir röportaj olmuş. Tebrikler İbrahim Eryiğit.

Yorumcu:

Çevresindekilere karşı hep civanmertçe davranan değerli kardeşim başarılarının devamını diliyorum.

Yorumcu:

Arkadaşın biri Münteha’nın hakkında konuşurken -proje makinesi maşallah- demişti :) Allah vergisi mi sonradan kazanım mı bilemem; ama gerçekten de öyle…

Mesut Kaya:

Kendisiyle 4 yılı aşkın süredir görüşemiyoruz; fakat daha öncesinde azımsanmayacak bir süre birkaç projede birlikte olmuştuk. (lise yıllarımızda) Liderlik vasfı ve girişimci ruhu her zaman vardı. Kendine kattıklarıyla da önemli bir noktada olduğunu görebiliyorum.. Allah yolunu açık etsin!…

Özge:

Organizasyonları ve kulüpleri koordine etmek çok zor bilirim. Münteha bu sitede yer aldığına göre tebriği hak etmiştir. Röportaj için teşekkürler…

Melda Can:

Kötü gün dostu arkadaşıma yolunda başarılar dilerim.

selda:

Ülkemizde böylesine idealist böylesine ufku geniş çalışkan başarılı gençler olduğu için çok gururlandım. Tebrik ediyorum.

Kenan:

Harika sözleri bu röportajda okudum. Çok sağol Münteha Bey

esra güler:

münteha ağabeyciğim bu röportajda kullandığın sözler çok hoşuma gitti… sormadan edemeyeceğim bu kadar önemli sözü nasıl aklında tutabiliyorsun? hayret ettim doğrusu herhalde çok okumanın doğurduğu bir sonuçtur. “Kıyıdan yürüyorsan durup dinlenebilirsin. Ortadan koşuyorsan sağa geçip yavaşlayabilirsin. Ama yüksekten uçuyorsan ara veremezsin; yoksa düşer ve bitersin…” sözü o kadar güzel ki anlatamam… hedeflerimin yüksek olmasından dolayı korkuyorum… daha doğrusu bunlara ulaşamamaktan. ama bir yandan da diyorum ki “hayır bu korku yersiz azimle çalış bunlara ulaşabileceksin” diyorum kendi kendime. herkes türkiye’nin çöküşte olduğunu söylüyor; ama ben buna inanmıyorum. biz kardeşlerinizin önünde sizler gibi ağabeyler ve ablalar olduğu sürece bu devletin sırtı inş. yere gelmeyecek…

esra deniz:

harika bir röpörtaj olmuş. sanırım tekrar tekrar okuyabilirim…

yorumcu:

teşekkür ederim.

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)