Bak Dergisi Sahibi Ozan Karakoç: 140′ı aşkın ülkeden okurumuz var

Kategori:Dergi, Grafik Tasarım, Web | Tarih:10/04/08

12. sayısını yayınlayan Bak Dergisi’nin ünü dünyaya açıldığını Finlandiyalı bir arkadaşımdan öğrenmiştim. Kendisi ”mutlaka o dergiyi takip etmelisin” diyerek tavsiye etmişti. Ben de bir Türk dergisinin ismini duyuyarak bu kadar ünlenmesinden onur duymuştum açıkçası.
Ve sahibinin bir genç olması da sitemizde yer alması için yeterli bir sebepti. Ozan Karakoç başarılı bir genç profiliydi bizim için. Kendisi bizi kırmayarak röportaj talebimize olumlu cevap verdi ve gereken kolaylığı da fazlasıyla yaptı. İnanın başarısının yanında mütavazılığı, samimiyeti ve insanlığı beni çok etkiledi. Doğrusu bu röportajımızda genç Karakoç’un sizleri de etki alanına alacağını düşünüyorum.

Ozan Karakoç kimdir? Kendini tanıtır mısın basariligencler.com okuyucularına?
1983 yılının Mayıs ayında İstanbul’da doğdum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde, üniversiteyi ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik bölümünde okudum. Mezun olduktan sonra aynı okulun Sinema Televizyon bölümünde yüksek lisans eğitimime başladım. Şu sıralar üzerinde çalıştığım tez projemi yaz sonuna doğru bitirmeyi planlıyorum. İlk kişisel web sitemi hazırladığımda 14 yaşındaydım. Müzik Kutusu Web Sitesi’ni (www.muzikkutusu.com) açtıktan 3 gün sonra da 16 yaşımı doldurmuştum. Tescilli bir marka ve ödüllü bir site olan Müzik Kutusu’nun yayınını 9 yıldır sürdürüyorum. Ayrıca Bak Dergisi’ni (www.bakdergisi.com) çıkarıyor ve serbest olarak profesyonel grafik tasarım çalışmaları yapıyorum.

Bak Dergisi 12. sayısı çıktı. Uluslararası bilinirliği olan e-derginin çıkış hikayesi nasıl? Misyonunu kısaca özetler misin?
Süreli yayınlar bana her zaman keyif vermiştir. Çocukluk yıllarımda önce kağıt ve kalemle, daha sonra babamın hediye ettiği daktilomla birçok küçük gazete çıkarmıştım. İlkokul yıllarımda da bu tutku sürdü. Arkadaşlarımla birlikte sınıf ve okul gazeteleri hazırlar, öğretmenlerimizle paylaşırdık.
Uzun süredir aklımda olan “görsel sanatlar dergisi” yaratma fikrini hayata geçirme konusunda ne yazık ki biraz geciktim. Yine de hayalimi kısmen de olsa gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bak Dergisi’nin çıkış sebebi için kısaca, “Türkiye’deki görsel sanat yayınlarının yetersizliği” ifadesini kullanabilirim. Bak Dergisi yayınlanmadan önce ülkemizde bir tek grafik tasarım dergisi bile yoktu. Bu üzücü durumun kısmen de olsa bir şekilde önüne geçilmesi gerekiyordu.
Bak Dergisi, 2006 yılının Ocak ayında yayınına başladı. Adı kısa sürede duyuldu ve dünyanın her yerinden yüzbinlerce okura ulaştı. Son verilere göre dergiye en çok ilgi gösteren ülkeler, Türkiye’den sonra sırasıyla Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Brezilya ve Fransa. Bunlar dışında Bak Dergisi’nin; Sri Lanka’dan Filipinler’e, Nikaragua’dan Kuveyt’e kadar 140’ı aşkın ülkeden okuru bulunuyor.

Bak Dergisi ile bu başarıyı yakalayacağını umuyor muydun? Hali hazırdaki durumu hakkında bizi bilgilendirir misin? Bundan sonraki derginin hedefleri var mı, varsa bunlar neler?
Büyük projelerin, büyük hayallerin sonucu olduğunu düşünüyorum. Hayallerinizin üst sınırı olmamalı. 100 okura ulaşmak size yetmemeli, “1000 olursa amacıma ulaşmış olurum” dememelisiniz. Ben yüzbinlercesinden tabii ki çok memnunum, ama asla yeterli görmüyorum. Milyonlara, hatta belki de yüzmilyonlara ulaşması gerekiyor.
Tek hedef okur sayısı da değil kuşkusuz. Bak’ın, burada açıklayıp sürpriz olma özelliklerini kaybetmelerini istemediğim bazı dergi dışı projeleri de var. Onları da yakında hayata geçirebileceğimi umuyorum.

Türkiye’de e-dergi sayısı hiç denecek kadar az. Bu bağlamda e-derginin geleceğini nasıl buluyorsun?
E-dergilerin büyük avantajları ve dezavantajları olduğunu söyleyebiliriz. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, gazete, kitap, dergi gibi basılı yayınları elde tutup okuma keyfinin yerini alabilecek bir şey bulunamıyor. Ne taşınabilir bilgisayarlar, ne elektronik kitap aygıtları, ne dokunmatik oyuncaklar… Hiçbiri sayfa hışırtısının, kitap ayraçlarının ve o eşsiz kokunun verdiği tadı vermiyor. Ayrıca özellikle ülkemizde çok sayıda insan internete ulaşamıyor.
Bu olumsuz yanlarının yanında, son derece yararlı özellikleri de var e-dergilerin. Bak Dergisi üzerinden açıklamak sanırım daha yararlı olacak. Bak Dergisi’nin sayfa sayısı ortalaması 300’ün biraz üzerindedir. Bugün, 300 sayfalık bir sanat dergisini bastırmaya kalksanız, büyük bir maddi külfetle karşı karşıya kalırsınız. Üstelik yine özellikle ülkemizde, konusu “sanat” olan bir yayın için müthiş bir maddi destek bulamayacağınız da açıktır. Baskısını ve dağıtımını büyük ölçüde kendi imkanlarınızla yapmalısınız. Bunu da sorun etmediğimizi ve hepsini karşıladığımızı düşünelim. Bak Dergisi’nin her bir sayısı, yüz binin üzerinde okura ulaşıyor. Ülkemizde en çok satılan üç basılı aktüalite dergisinin toplam net satışı, bu rakamın yarısına ancak erişebiliyor. Yani e-dergilerle, çok sayıda okura, çok uygun koşullarla ulaşabilmek mümkün.
Okur tarafından baktığımızda da yine önemli avantajları görebiliyoruz. Örneğin Bak Dergisi okurlara ücretsiz olarak sunuluyor. Dergide bugüne kadar 4.000 sayfalık görsel sanat içeriği ve 102 röportaj yer buldu. Bütün bu içeriği tümüyle ücretsiz olarak edinmek bana göre önemli bir ayrıcalık.
E-dergilerin avantajları ve dezavantajları uzun süre değişmeden varlığını koruyacak. Etki alanlarını arttıracaklar mı, yoksa sahneyi yeniden basılı dergilere mi bırakacaklar, bunu hep birlikte göreceğiz.

Ülkemizdeki gençlerin durumunu nasıl buluyorsun? Sence başarıyı yakalayabilecek girişimcilik, yetkinlik ve cesaret genç arkadaşlarımızda var mı?
Aslında bu konuyu, çok farklı noktalardan ele alıp her birinin üzerinde saatlerce konuşup tartışabilmek mümkün. Genç insanların; başarıyı yakalayabilecek girişimciliğe, yetkinliğe ve cesarete sahip olması, nasıl mümkün kılınabilir? İyi bir eğitimle, iyi bir iş çevresiyle, mesleki örgütlenmelerle, yüreklendiren yapıcı eleştirilerle, sunulan iyi ve güçlü örneklerle… Türkiye’de bunların hangisinin varlığından söz edebiliyoruz? Ne yazık ki hiçbirinin…
Acı bir gerçek ki, eğitim sistemimiz korkunç durumda. Mesleki örgütlenme bir yana, “örgütlenme” kavramı bile bizim toplumumuza çok uzak. Yakın geçmişimizde, daha iyi bir yaşam ve tam bağımsız bir ülke için mücadele etmek üzere örgütlenen dostlarımızın yaşadıkları tüyler ürpertici tecrübeleri biliyoruz. Ülkemizin kurucu felsefesi olan Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni bile savunurken tedirgin oluyoruz. “Yurtta barış, dünyada barış” diyerek ‘faşist’ (!) damgası yiyor, “Laiklik, demokrasinin ve çağdaş yaşamın teminatıdır” diyerek ‘darbeci’ (!) oluyoruz.
Böylesine ağır bir psikolojik savaşın yaşandığı ülkemizde, gençlerin istekli, azimli, kararlı, cesur ve güçlü olmaları ne yazık ki çok zor. Bu olumsuzlukların üzerine bir de “eleştirememe” hastalığı eklenince her şey daha da güçleşiyor. Çok beğendiğimiz işleri bile “fena olmamış” veya “iyi yoldasın” gibi yarım ifadelerle taçlandırıyoruz (!). Nedense bir şeyi beğenmeyi, ona “harika” demeyi kendimize yediremiyoruz. Beğenmedikçe yükseliyoruz, acımasızca eleştirdikçe değerimiz artıyor… Hayır, böyle bir şey kesinlikle yok. Bu sürekli çekişme ve memnuniyetsizlik halini üzerimizden atmak durumundayız. Kötü ve eksik işleri, sebeplerini değerlendirerek, okuyacak kişiyi hayattan soğutacak değil, motive edecek şekilde, yapıcı eleştirilerle değerlendirmeli, gerçekten iyi olanları da ellerimiz acıyana kadar alkışlayabilmeliyiz.
Evet, tablo malesef biraz karanlık… Ancak yine de şunu unutmamak gerekiyor ki; bir şeyin zor olması, onun gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor. Hayal kurabildiğiniz sürece varsınız ve hayalini kurduğunuz ‘her şeyi’, şartlar ne olursa olsun gerçekleştirebilirsiniz.

Başarıya ulaşmış bir genç olarak gençlerimize ne tavsiye edersin?
Aslında öncelikle “başarıya ulaştım” dememelerini tavsiye ediyorum. Ben de demiyorum. Kendinizi bütün hedeflerinize ulaşmış biri olarak gördüğünüz gün, öldüğünüz gündür. Sürekli yeni projeler, yeni hayaller, yeni yaşam alanları oluşturmalısınız. Daima dürüst çalışmalı ve şeffaf olmalısınız. Yukarıda sözünü etmeye çalıştığım gibi, beğenmediğiniz bir işi yardımseverliğinizi ön plana çıkararak yapıcı şekilde eleştirmeli, beğendiklerinizi de sesli bir şekilde alkışlamalısınız. Ancak bu birlik ve beraberlikle, ülkemizi, çizdiğimiz bu karamsar tablonun içinden kurtarabiliriz.

Basariligencler.com’un ilk röportajı seninle oldu Ozan. Nasıl buldun projemizi?
Beni ‘başarılı bir genç’ olarak görmüş olmanıza çok sevindim. Umarım kısa süre sonra bu sayfalarda onlarca, yüzlerce, binlerce yetenekli genç arkadaşımızın öykülerini ve görüşlerini okuma şansına sahip oluruz. İlginiz için teşekkür ediyor, Başarılı Gençler Web Sitesi’ne yayın hayatında başarılar diliyorum.

Röportaj: İbrahim Eryiğit

Toplam 18 yorumcu katıldı.

YWR = YUGOWORLD.İNFO:

Çok keyifli bir röportaj. Elinize sağlık.. :)

Ayhan Dağ:

Afiş çalışmasını çok beğendim.

Ömer:

Valla dünyanın birçok ülkesine uzanmış. Helal olsun diyorum.

Anıl Ak:

Bence site genel anlamda da içerik anlamında da çok başarılı olmuş, ismine yakışır şekilde hazırlanmış. Yayın hayatında başarılar diliyorum.

Neslihan:

Bu dergiyi ben de takip ediyorum. Gerçekten röportajında da dediği gibi daha çok kişiye ulaşır. Kaliteli dergi.

Yorumcu:

Öyle kolay değil para kazanmadan dergi çıkarmak. Allah kolaylık versin. Ozan kardeşimize teşekkürler…

Ermedas:

Görsel sanatlarla ilgili neredeyse bütün e-dergileri takip ediyorum. Bence Bak Dergisi kendi alanında bir numara. Reklam almadan yayınlanan ender e-dergilerden birisi. Sonsuz başarılar dilerim.

Remzi:

Bak Dergisi’yle tanıdım. Sabırsızlıkla her sayıyı bekliyorum. Kendisini yürekten kutlarım.

yasemin:

Benim için özel bir dergi. Sizi tanımak isterim. Ben de bu konuda eğitim alıyorum.

Şeymanur:

Okudukça gerçekten isteyince oluyormuş; ama ben nasıl yapabilirim diye hayıflanıyorum.. Keşke üniversitelerde ya da farklı toplumsal zeminlerde konferanslarla ya da farklı aktivitelerle uyuyan gençliği de uyandırmaya ilk adım atılsa ne güzel olurdu…

Özge:

Helal olsun sana. Çok büyük bir iş bu ya. Türkiye’nin ismini duyurmak adına çok sevindirici. Gerçekten tebrikler…

Dilek Uygarlı:

“Başarıya ulaştım dememeleri” diyerek bizi uyarması manidar geldi bana. Çok sağol röportaj için Ozan Bey… Güzel bir röportaj olmuş.. Başarılı Gençler ekibine teşekkür ederim.

Vadi Efe:

Ozan’ı ilk gördüğümde tanımadım, tıkladım röportaj’ı okuyunca hatırladım.
Sene 1999, internet o zamanlar şu anki kadar yaygın değildi (klişe evet :) ) Ozan söylediği gibi muzikkutusu.com adlı siteyi hazırlamaya başlamıştı, Kadıköy Anadolu’dan birkaç arkadaşıyla. Ben de muzisyen.net diye bir site yapıyordum, müzik kutusunu hep takip ederdim. O yaşlarda üretken olmak çok güzel bir şey. En iyi hatırladığım şey, Ozan’ın sitesinde çok güzel tasarımlar yaptığıydı. Ve şimdi çalışmalarını bir üst seviyeye taşımış, tebrik ederim.

özgür uyanık:

şu an 03 ekim 2008 şu an saat 11.20 şu an halanız ve sermet abi oturuyoruz.muhabbet ederken söz sizden geçti ailemin,sermet abinin ve halanızın slmı var ii bayramlar…::=))))

fatmanur:

gerçekten çok güzel bi site ve adına yakışır röportajlara sahip…türkiyede elinde imkanları olduğu halde hiç bir girişimde bulunmayarak tabiri caizse uyuyan gençler kadar elinde imkanları bulunmadığı için böyle girişimlerde bulunamayan gençlerde çok fazla…onlar için üzülüyorum…sizede elinde imkanları olanlara örnek olduğunuz için teşekkür ediyorum.

kübra:

bencede başarıya ulaştım demek başarıyı sınırlamak gelecek başarıları engellemek demektir.başarıya ulaştım yerine başarıyı yakaladım birdaha bırakmıyacağım demek daha mantıklı olur…

mücahit:

ozan abiyi burdan tanıdım 140 ülkeye ihraç olan bir derginin fikir babalığını yapmak her halde aramızda çok az kişiye nasip olur derginin içeriğine bakmadım herhalde çok şey kaçırmışım bakacağım bundan sonra.

murat cavusoglu:

bak dergisini keyifle takip ediyorum. ve sayenizde renklere ve resimlere bakıs acımı her gecen gun biraz daha genisletiyorum. boyle birgirisimden dolayı sizlere gercekten cok tesekkur ederim. ayrıca derginin ilk baskısınıda sabırsızlıkla bekliyorum. her sayısının arsivimde bulunması gerektigini dusunuyourum. basarılarınızın devamını dilerim. hersey gonlunuzce olsun.

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)