Bir sanat eseri ortaya çıkarmak kolay iş değil doğrusu. Türkiye gibi bir ülkede alıcı olmadığı zaman ise bu iş daha da zorlaşıyor. Bazı meslekleri icra etmek için salt yeteneğin yeterli olmadığını, zihnini ve bilgini zorlaman da gerektiğini hepimiz biliriz. Bu mesleklerden biri de animasyon yönetmenliği bana göre. Ben de böyle bir işi en iyi icra edenlerden biri olan Kerem Hünal’la röportaj yapayım istedim. Kendisi kaliteli yapımlara imzasını attığı Stunbull ajansının sahibi. GORA filminde de emeği olan Kerem, animasyon alanında projeleriyle Türkiye’de çok konuşulacağına inanıyorum. Şanslı izleyiciler olarak bir kısmını gördüğümüz ‘Kayıp Armağan’ uzun metrajlı animasyon filmine adamış şu sıralar. Umarım bitirir ve hak ettiği karşılığı bulur.
Meslektaşı Gökhan Okur’la ziyaret ettiğimiz Kerem’e, ortağı olduğu Zazie restoranındaki yemek ve gösterdiği misafirperverlik ve sıcaklığı için özel teşekkürlerimi sunar, meslek hayatında nice başarılar diliyorum.
Kerem Sami Hünal’ı kısaca tanıtır mısın Başarılı Gençler okuyuclarına?
1980 İstanbul doğumluyum. Liseye kadar Boğaziçi Lisesi’nde eğitim gördüm. Bu sıralarda derste hep resim çiziyorum diye kovulmamdan sıkılan anne ve babam İskoçya’da derslerde de çizim yapabileceğim, neredeyse askeri bir okul olan Gordonstoun Lisesi’ne yolladı. Bu sürgünden sonra ufkumu genişleten bir Afrika turu ve ardından bu kadar baskın bir okuldan sonra fazlasıyla özgür kalabilmiş olduğum Kaliforniya‘da Santa Monica Koleji’ne girdim. İngiltere’nin baskın otoritesi beni tekrar çağırıyordu nedense… Bir şekilde -ki o nasıl oldu pek hatırlamıyorum- apar topar Bournemouth Arts İnstitute‘e başvurdum ve görüşmeye çağırıldım. Burada 3 sene kalarak animasyon bölümünü tamamladım…
Döndüğümde İstanbul değişmemişti; ama benim burada değiştirmek istediğim bir şey vardı.. O da trafik problemi değildi… Animasyon yaparak çizgi film dünyasının içinde hikaye anlatma isteği
o kadar baskındı ki bende, ve hâlâ öyle… Zavallı annem kendi iş yerinin alt katını komple bana ayırdı ve ben daha ne yapacağımı bilmeden harıl hurul çalışmaya başladım. Kısa süre sonra bu işle ilgilenen insanlar olmaya başladı çevremde. Güzel işler çıktı; sponsorlar geldi gitti, yeni ofisler, logolar, şirketleşme derken kendimizi vergi borçları, parası bitmiş sponsorlar ve kira giderleri içinde bulduk… Kendi yoluna giden arkadaşlar, dostlar… Stunbull şirketi dimdik, her zaman zamanında iş yapan ve yaptığı şeyden mutluluk duyan bir yer olmayı asla kaybetmedi… Çünkü ben Stunbull‘um ve Stunbull da tabii ki ben.
Ajansınız Stunbull imzalı işlerinizi gözlemleyince kaliteden ödün vermediğinizi görüyorum. Çok erken bir soru oldu ama bu başarınızın sırrını paylaşabilir misin bize?
Bu işe olan tutku tabii ki… Babam’ın profesyonellikle ilgili çok güzel bir dersi olmuştu bana: “Siz eğer bir iş almışsanız ve bu işi yapmak istememenize rağmen iyi yapmışsanız, profesyonelliğe doğru çok büyük bir adım atmışsınız demektir.”. Yaratmak benim en büyük takıntım. Hele yarattığım şey hareket edince, canlanınca çok büyük bir haz alıyorum. Bunun yanında, hava durumu, psikoloji ve her türlü düşünebildiğiniz element ve obje sizin kontrolünüz altındadır. Madem bir dünya yaratılıyor; içindeki yaratıkların objelerin o dünya ile olan bütünlüğü korunduğu zaman ortaya göze dolgun gelen bir görüntü çıkıyor ve sizler de kendinizi bir saniye bile olsa ona kaptırabiliyorsanız, başarılı oldum demektir.
Animasyon yönetmeni olmana rağmen işin her türlü aşamasında imzan var. Bir animasyon filminin yapımı nasıl gerçekleşiyor?
Animasyon filmi, kısa film, uzun metraj bunların hepsinin tek bir başlangıcı vardır: Neyi nasıl istediğimizi bilmekle başlar. Bizim en sevdiğimiz müşteri, ne istediğini bilen müşteridir. Çünkü o zaman filmin yarısı zaten bitmiştir.
Şunu merak ediyorum: Acaba animasyon filmi yapmak, diğer tür film yapmaktan daha mı zor? Daha fazla teknik ve formasyonel bilgi gerekiyor sanırım. Öyle değil mi Kerem?
Kamera tıkır tıkır film kareleri yakalarken biz ise harıl hurul o kareleri çiziyoruz. Şimdi ben daha ne diyeyim? :)
Yurtdışında animasyon eğitimi alan birisi olarak, neden Türkiye’ye geri döndün ve burada işini icra etmeyi tercih ettin? Yurtdışında ülkemizi başarı ile temsil edebilirdin oysa…
Yurtdışında bir tane daha olsa ne olur, olmasa ne olur. Ülkemde, ülkemin kültür kaleminde, ülkemin insanlarına hikâye anlatmayı istiyorum. Bunun bir açıklaması yok; içimdeki ses bunu bağırıyor bana. Zaten bu tür işler yaparken beyinden çok kalbinizin ve duygularınızın sizi yönlendirmesi lâzım. Neden bilmiyorum ama öyle işte.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, ‘animasyon’ kültürü çok ilerlemeler katededursun, Türkiye’de ise kullanım alanı çok dar veya arz çok az. Örneğin; ithal çizgi filmlerle büyüme sendromunu yenemedik ne yazık ki. Bunun sebepleri hakkında neler ifade edeceksin merak ediyorum.
Yatırım korkusu ve yatırım yapmaya değmeyecek senaryolar, tasarımlar ve belli başlı projeler… Fakat yol kat etmeye başladık artık. Türkiye’deki yatırımcılar ve sanatçılar… Dünya’yı arkadan takip ettik evet; ama artık bu sektörde yavaşladı gelişim. Aynı şeyleri izliyoruz farkındaysanız… yakalarız yakında… Daha korkusuz yatırımcılar olmadan, ne istediğini bilen sanatçılar olmadan da işimiz zor tabii.
Şu an ‘Kayıp Armağan’ uzun metrajlı animasyon filmini bitirmeye çalıştığını biliyorum. Tek başına uğraştığın bu proje ile neyi başarmak istiyorsun? Karşılık bulamazsan hayıflanır mısın?
Kayıp Armağan 40 dakikalık yarım metraj bir festival filmi. Tarihe dokunan karakterleri ile biz olan bir hikâye. Şu anda Topkapı Sarayı’nda bulunan bir objenin hikâyesi diyelim.
Karşılık aramıyorum projemde… Kayıp Armağan’ın amacı bir hikâye anlatmak; dinleyen olmasa da bozulmam. Festival filmlerine katılıp sektörümdeki insanlarla tanışmak, onlarla daha güzel büyük projelere koşturmak asıl amaç.
Kerem yılların bilgi ve tecrübe birikimiyle, animasyona ilgi duyan genç arkadaşlarımıza neler paylaşacaksın buradan? Çizimlerinin iyi olması ve teknolojiyi çok iyi kullanabilmesi yeterli mi sence?
Çizimleri berbat olan bir arkadaşım vardı. Harbi kötüydü yani… Ama bu adamın öyle bir gücü vardı ki; bir müzik seçimi, bir açılar, bir kadrajlama, emin olun işlerini izleseniz ağlarsınız. Önemli olan da budur. Sanatçı dediğin iyi çizen, iyi çalan değildir; iyi duygu verendir bana göre.
Bu mesleğini ne zamana kadar sürdüreceksin? Hedeflerini gerçekleştirene kadar mı, yoksa bel fıtığı olana kadar mı?
Bu mesleği tabii ki hep sürdüreceğim. Sonu yok. Benim asıl hedefim, Kayıp Armağan bittikten sonra başlıyor.
Başarılı bir genç olarak, genç arkadaşlarımıza genel olarak ne gibi tavsiye ve önerilerde bulunabilirsin?
Maalesef yaşadığımız ülkenin şartlarında sizlerden ‘hayallerinizi hep takip edin’ diyerek sizleri üzmek istemem.
Ama ne olursa olsun bu yaşamda insan kendi yolunu çiziyor ve içten içe bağırdığı şeyler kozmik bir şekilde geri geliyor. Hayalperest olun, mutlu olun.
Son olarak eklemek istediklerini alabilir miyim Kerem?
Kendi içimi bu şekilde dökme şansı verdiğiniz için Başarılı Gençler’e teşekkür ederim. İnanın bu işi yaparken insan bazen o kadar yalnız hissedebiliyor ki kendini… Ve içinizde, dışarıdaki insanlara dokunmak, onlara kendini anlatmak isteği o kadar ağır bastırıyor ki bu işin en güzel tarafı yaptıklarınızın paylaşılması… Yapılan kısa filmden tutun animasyona…
Çekingen değil tam tersine içtenlikle işlerinizi yapıp sunarsanız sizin enerjiniz o filmin bir parçası olur ve bu da işinizle sizi bütünleştirir. İnsanın içinde hep karanlık, siyah pis bir kendisi daha vardır… Çok zor ama onu bir zahmet dinlemeyin, çünkü hep yalan söylüyor.
Stunbull Ajansı’nın web sitesi: http://www.stunbull.com
Röportaj: İbrahim Eryiğit
bende animasyonla ilgileniyorum, izlemeyi daha çok seviyorum. bir animasyon film yapmak çok zor. ne kadar zor bir işi yürüttüğünü tahmin edebiliyorum. kolay gelsin kerem bey
hakikaten iyi bir röportaj olmuş. Kerem abimize de başarılar diliyorum (çünkü hayalerinin peşinden gitmesini bilen bir kişi) animasyon filmleri çok zevk alarak izlerim… (ama kerem abinin işi anlaşılan daha zevkli):))
kerem abime başarılar diliyorum.. kim bilir belki iş gereği bir gün bir araya geliriz :)
tebrik ediyorum sizi. röportajıda beğendim güzel olmuş.
çizimleri beğendim.
gerçekten çok güzel olmuş. ben de yazmakla çok ilgilenen biriyim, umarım bir gün ben de onun gibi hayallerimin peşinden gitmeyi başarırım.
istekleri peşinden gidenler çektikleri sıkıntıları keşke dememeye değişirler.
Kerem sami hunal,
merhaba ben sinan.. derın bı anket uzerındeyım ve alanında ısını bılır ınsanlarla anket yapıp sorularımı sormak ıstıyorum.. eger ulasırsanız sevınırım ya da ulasabılecegım bır adres verebılırsenız cok mutlu olurum(siteyle ılgılenen abılerım ablalarım her turlu yardıma acım. yardımcı olrsanız sevınırım) msn adresım: sinan_mrc61@hotmail.com
keremcim çizimlerini taaa senin çocukluk dönemlerinden bilirim. gerçekten bir harikasın. başarılarının devamını dilerim.
basarılarınızın devamını ve icinizdeki azmin hic bitmemesi dilegiyle. eminim bizim gibilerin azmi hic bitmedikce turkiyedeki animasyon ve cg sektoru hızla gelisecek ve dunyada sozu gecer bir topluluk olacagız. ilerde ortak projelerde yer alma umidiyle tekrar basarılarınızın devamını dilerim.
elimde iyi bir hikaye var ve animasyon şeklinde çekilmesini istiyorum bu işle ilgilenen biri varsa mutlaka bana ulaşın (Redtid_17@hotmail.com)