Altın Portakal birincisi yönetmen Özlem Akın: Kısa film sert bir tokat olmalı

Kategori:Grafik Tasarım,Sinema | Tarih:28/01/09

ozlem_akin_1Oldum olası mesajını sevimli/hoş argümanlarla verenlere imrenmişimdir. Espri yaparken güldürerek düşündürmesi, edebi yazılarında uyguladığı ironik üslupla bizi yakalaması, duruşunu çizgileriyle dile getirmesi örneklerden birkaçı… Bu sebepledir ki kaliteli animasyon filmleri daha fazla yetişkinler tarafından izlenilir oldu.
Özlem Akın bunu başaranlardan biri. Henüz 22 yaşında ve 45′inci Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film ödülünün sahibi oldu. ‘Gemeinschaft’ adlı kısa filmiyle olağandışı kukla animasyonu konseptini tek başına çok başarılı yansıtmasını bilmiş.
Özlem, Bilgi Sineması’ndaki eğitiminden sonra mesleğinde daha da uzmanlaşmak için Çek Cumhuriyeti’nde devam ediyor eğitimine. Eminim bu aldığı eğitimi sonrası farklılaştığı alanda ödüllerini daha da artıracak.
Lafı çok uzatmadan, ‘Gemeinschaft’ filmi için gösterdiği fedakarlıklarını röportaja bırakıyor, kendisiyle tanıştığım için çok mutlu olduğumu tekrar dile getirmek istiyorum. Son olarak bir ricam var ona: Lütfen çocuk ruhluluğunu kaybetme öZlem.*
*Sevgili Özlem’e özel süpriz için ‘ö’yü küçük ‘Z’yi büyük kullandım.

Altın Portakal’daki birinciliğinle ismini duyduk ilk defa. Şimdi kısaca tanımak istiyoruz seni Özlem.
1986 doğumluyum ve İzmir’de büyüdüm. Lise boyunca çocukluk yapıp “hem itfaiyeci olacağım hem süperkahraman hem de başka şeyler” diye dolanıp durdum. Sonunda Gemeinschaft’la D alarak Bilgi Sinema’dan mezun oldum.(gülüyor) Şimdi de stop-motion’i ve özellikle kukla animasyonunu geleneği ve Karel Zeman’in çalıştığı tarihi animasyon atölyelerinde, yani yerinde öğrenmek için geldiğim Çek Cumhuriyeti’nde bir çeşit öğrenciliğe devam ediyorum.

ozlem_akin_altin_portakalÜlkemizde hemen hemen hiç rastlanmayan çok farklı bir alanda(kukla animasyonu) hünerini gösterdin. Bu sinema türüne nasıl merakın başladı? Şu zamana kadarki seyrini öğrenebilir miyiz?
Susam Sokağı’na bayılırdım, şimdi olsa yine izlerim. Ama en çok hamurlardan yapılmış olan solucanları izlemeyi severdim. Sonra ortaokulda, Nickelodeon geldi, yani daha fazla stop-motion. O zamanlar tabii hiç fikrim yoktu, sadece beni daha çok çekiyordu. Lise zamanında “Çizgi filmci olayım bari” demeye başladım; ama kastettiğim çizim animasyondu, Miyazaki izliyorduk. Güzel sanatlar olmadı.-en azından Mimar Sinan, ve benim için güzel sanatlar sadece Mimar Sinan demekti- Ben de ÖSS formundaki tek tercihim olan Bilgi Sinema’ya başladım ve Tim Burton’la yeniden tanıştım. Nightmare Before Christmas’a aşık oldum. Ardından bir festivalde Svankmajer’in filmleriyle tanışıp iyice büyülendim. Ama dediğim gibi, hepsi hep hayranlık boyutundaydı. Ta ki bir aksilikler zincirinin sonunda kendimi stop-motion dersi alırken bulana kadar. O zamana dek hiç o izlediğim, bayıldığım filmlerden yapabileceğim düşüncesi yoktu. Ama işte o andan sonra kopamadım, her işimde, ödevimde, projemde mutlaka bir animasyon, bir stop-motion, bir analogluk hakim oldu. Ve sonunda kendimi tez projem için ilk kukla filmimi yaparken buldum.. Ve sonra bir arkadaşım sordu “Neden stop-motion ille” diye. Düşündüm, sanırım birkaç nedeni var bunun: Öncelikle, kuklada tüm dünyayı sen yaratıyorsun. Her şeyi: Kuklalardan, evlere, saksılardan çay takımına. Her şey senin yaratın. Sonra kuklaların ne yapacağından nasıl yapacağına kadar her şey tamamen ve kelime anlamıyla senin elinde.
Öte yandan, sanki hepsi oyuncakların ve canlanmış hareket ediyorlar. Hayallerin gerçek olması gibi sanki. Sanırım bilmeden beni çeken yanı bunlardı hep kukla ve stop-motion’in.

Son ödüllü filmin ‘Gemeinschaft’ ile farklı teknik ve uygulamaların zorluğu seni yormuş olmalı. Emek olmadan ödül olmaz, nasıl bir süreç geçirdin?
gemeinschaft_ozlem_akinÇok yoğun bir 7 aydı. Tabii bunda tek başıma çalışmak zorunda kalmış olmamın da etkisi büyük. Neredeyse kimseyle görüşemediğim, bayramlarda annemlerin yanıma gelip arnavut kaldırımı yapmama yardım ettiği, evden dışarı “elektrik kesildi, birkaç saat gelmeyecek” denilen durumlarda çıktığım acayip bir süreçti. Çokça hata yaparak öğrendiğim, kendimi yaralayıp sakatladığım; fakat bir yandan da bir şekilde kendimi bulmama yarayan bir şey oldu. Bu nedenle hayatımın en keyifli zamanlarıydı. Her şey bittikten hemen sonra sürekli yakınıyordum; “45 derecede çekim yaptım, şıp şıp ter damladı hep sete, sauna gibiydi” diye… Set biterken “bütün parmaklarımı tek tek kestim uhuu” diyordum. Çekime başladığımda uzun bir süre sıcak silikonla mücadele ettim, bir çözüm bulamasaydım 2 kare fotoğrafın çekimi en az 30-40 dakika sürecekti zira. Fakat şimdi bakıyorum da, o olumsuzlukların hepsi silinmiş kafamda. “Evet, hayatımda ne yapmak istediğimi öğrendiğim, karar verdiğim bir süreçti.” diyebiliyorum rahatlıkla.

Filmlerini izlediğimde ve çizimlerine baktığımda çocuk ruhlu bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Zannederim, hayallerini çizgi filmlerle büyütmeye devam edeceksin…
Çocuk ruhu, yani o anlamsız hevesler, anlık gazlar, bitmeyen merak olmadan animasyon yapmak çok kolay olmasa gerek. Çocukluk bir anlamda da tutku demek aslında. Tutku olmadan yapılacak bir iş değil stop-motion. Ama açıkçası halen çok cahilim animasyon tarihi konusunda. Çizgi film denildiğinde halen ilk aklıma gelen zamanında her çocuk gibi pazar sabahları sırf çizgi film izlemek için erkenden kalkmışlıklarım.

İyi bir kısa film, bir şiir veya kısa öykü tadı vermeli ve politik duruş sergilemeli bana göre.. Senin cevabını merak ediyorum, iyi bir kısa film nasıl olmalı?
Doğrusu politik duruşla ilgili farklı bir düşüncem var. Şu mesaj kaygısı olayı… Hiçbir zaman sevemedim mesaj kaygılı işleri. Bilmiyorum belki de “Olacak O Kadar”la büyümüş olmanın sonucudur bu. Bence iyi bir kısa film sıkı bir yumruk, sert bir tokat gibi olmalı. Bir duygu/durum/hissi o kadar yoğun, konsantre bir şekilde taşımalı ki izleyenin midesine oturmalı bir şekilde.

ozlem_akin_calismaÜlkemizde animasyon sinemasının çok kısır bir alan olduğu relalite. Bu mesleği icra edenlerin yaşadığı olumsuz tabloyu göz önüne alırsak, senin yaptığın gibi eğitimine yurtdışında devam etmek zaruri mi? Bu bağlamda en azından Türkiye ile Çek Cumhuriyeti’ni kıyaslayabilir miyiz?
Aslında kıyaslayamayız: Çek Cumhuriyeti’nde sayısız animasyon stüdyosu var ve neredeyse hemen hepsi de iş yapıyor. TRT’nin Çek versiyonu sayılabilecek olan Çek kanalında her akşam “İyi geceler” bölümü var, her gün bir başka Çek animasyonunu yayınlanıyor. Çoğu reklam, tanıtım vs. için insanlar sadece animasyonda değil, özellikle stop-motion işler istiyor. Hatta buraya ilk geldiğimde, bir dükkana girmiştim. Şaşkın şaşkın etrafa bakınırken tezgahtaki kadın ve daha sonra onun ablası olduğunu ögrendiğim bir başkası kek ikram etti bana. Güç bela anlaştığımızda Film School’da animasyon okuduğumu söyledim ve verdikleri ilk tepki “Aa kukla mı” oldu. Hemen bana kadın kukla filmi yönetmenlerini anlatmaya başladılar. Açıkçası çok şaşırmıştım.
Türkiye’de ise eğitimli, kültürlü veya bilgili sandığınız insanlar bile çok tuhaftır ki animasyon okuduğumu söylediğimde “Ha şu otellerle eğlence yapanlardan mı, okula ne gerek var canım?” şeklinde tepkiler verebiliyorlar. Türkiye’deki animasyon eğitimiyle ilgili bir şey söylemem doğru olmaz, çünkü hiç bilgim yok. Tek bildiğim geleneksel, yani çizim animasyonu temelli olduğu. Zaten burada olmamım(Çek Cumhuriyeti) nedenim de bu; kukla ve stop-motion’i okul aracılığıyla öğrenebileceğim kadar öğrenmek.

gemeinschaft_film_setiKısa filmler yaptıktan sonra ‘siyah kuşağa’ terfi ederek uzun metrajlı filmler yapma düşüncen vardır sanırım. İlerideki amaçlarını, hedeflerini öğrenebilir miyiz?
Halen uzun metraj düşüncesi korkutmaya yetiyor beni. Sanırım ‘Bir ekiple çalışmak nasıl olur’a alışmam lazım ilk etapta. Açıkçası şimdilik “daha bir buçuk senem var” diye yaklaşıyorum geleceğe ama, sanırım bir animasyon stüdyosu açma hayalim var. Ne zaman, ne koşullarda, nerede olur hiç bilmiyorum. Hayal işte…

Alanında eğitim gören veya başarı göstermek isteyen genç arkadaşlarımıza ne gibi tavsiye ve önerilerde bulunacaksın?
Çok çalışmalarını tavsiye ederim. Çok çalışıp, işlerini tutkuyla ve sadece kendilerini sınır/hedef alarak yapmalarını…
 
Özlem Akın’ın web sitesi: www.ozlemakin.com

Röportaj: İbrahim Eryiğit

  • Facebook
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • email

Toplam 15 yorumcu katıldı.

yorumcu:

Bu yolda başarılar.

düsünüyorum öyleyse varim...:

bence gerçek bir basari…alaninda öncü ve idol…tebrikler…

jale_cik:

her emek zayi olmayacaktır.özlem ise tek başına kısa filmiyle ödül alması onun işinde ne kadar kaliteye önem veridiği görülmüştür.tebrik ederim gerçekten.filmini görmek istiyorum.merak ettim

gokhan okur:

özlem enerjik yogun biri, yeni işlerini bekliyorum. bir iki portakal daha kazanip , uzun metraji patlatmasini istiyorum

KÜBRA CEYAN:

teşekkürler üstad ..bu yazıyı okuduktan sonra idollerime bir yenisi daha eklendi.belkide türkiye de çok çok çok büyük bir kesimin anlamadığı hatta kısa gelecekte de anlamayacağı bir kategoride söylenen her söze rağmen yoluna devam edip başarılara imza atıyorsun ..helal çektim tekrardan…

bilal:

çok güzel röportaj olmuş ibrahim…
Bu kadar samimi röportajları nasıl yapıyosun çok merak ediyorum…

ipek:

Kendisine başarılar diliyorum.çok şeker bir sanatla uğraştığını gördüm,umarım yanılmıyorudumdur

filiz:

sevdiği iş için( belki de hobi olarak başladı) herşeyi göze alması ve sonunda altın portakal gibi bi ödüle sahip olması gercekten takdire değer. hem bu basarı için hem de bu denli azmin için kutluyorum seni.ibrahimi de basarılı röportajdan dolayı tebrik ediyorum:)

yorumcu:

kendisine başarılar diliyorum. bu kadar şeyi tek başına yapmış olmak çok zor birşey olsa gerek. bundan sonraki işlerinde de başarılar diliyorum…

sinemasever:

tokat olmalı konusunda hem fikirim,tebrik ederim

Asli eratac:

Cok guzel calismalar yapiyor, kendisini takip ediyorum, basarilarinin devamini diliyorum.

samet çatak:

Kendisini tebrik ediyorum ve eklemek istiyorum “azmin elinden hiçbirşey kurtulmaz.istek,azim ve hırs” başarılarının devamını dilerim…

cem kongur:

başarılar, tebrikler

isimsiz:

çok iyi
http://www.kesinbilgi.tr.gg

esin özel:

sizi tebrik ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum

Sizi de bekliyoruz...

İsim (isteğe bağlı)

E-posta (isteğe bağlı)