Ülkemizde dergi yayını sürdürmek kolay iş değil. Özellikle muhteviyatı edebiyat olunca iş o kadar zorlaşıyor ki… Arz talep teorisine girerek konuyu edebiyatın dairesinden çıkarmak istemiyorum. Neden gençlerin edebiyata ilgisi yok bilemiyorum; fakat “sevdirebilme sendromunu” yaşadığımız bir gerçek. Suçluları teşhir etmeye de gerek duymuyorum edebiyat aşkına… Ama çok şükür genç dimağlar için bu misyonu üstlenen bir dergi var: Adı Yok. Naçizane sorumluğumla, dergiye uzun yıllar emektarlıktan sonra derginin editörlüğünü üstlenen Ezgi Harmancı ile röportaj yapayım istedim. Sevgili Ezgi 21 yaşında ve gençlik ve edebiyat dergisi olan Adı Yok’a gerçekten gönül vermiş bir genç. Sorumluluğun bilincinde ve entelektüel. Aradan çekilmeden, sevgili Ezgi ve ekibine böylesine şirin edebiyat dergisi ile tüm gençlere kapı araladıkları için çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Başarılı Gençler okuyucuları için Ezgi Harmancı’yı tanıtır mısın? Kendini nasıl birisi olarak görüyorsun?
1987 yılında doğdum, Sakarya’da büyüdüm. Üniversiteyi kazanana kadar orada yaşadım ailemle. Şu an Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyorum. Hukuk dernekleri ve edebiyat kulübümüz arasında bir denge kurdum. Yazıyorum bunun dışında yazılarımı kişisel blog sitemde yayınlıyorum.
İstediğim şeyi yapmak için gerekirse çok çabalıyorum. En iyisi olsun istiyorum hep. Sosyal hayatıma da yansıyor ister istemez bu durum. Anlamsız hırslarım yok. Ve her şeyin başında “insanı” seviyorum. Okuyan insan, düşünen insan, umutsuz insan, eğlenceli insan… Hepsini…
12 yıllık Adı Yok Dergisi’ni bilmeyen çok kişi olduğunu düşünüyorum. Hem dergi hakkında bilgi, hem de kuruluşundan bugüne kadar derginin yayın seyrini kısaca özetlemeyebilir misin bize?
Adı Yok Sakarya merkezli bir dergiydi. Yıllarca belli sınırlarda yaşadı denebilir. Merkezi İstanbul’a taşındıktan sonra Türkiye’nin hemen her iline dağılmaya başladı. Ama son yıllarda okur ve yeni yazar kitlesine daha fazla ulaşma imkânımız oldu. İnternetin faydaları diyebiliriz büyük ölçüde. Derginin adı yok; çünkü baştan beri istedik ki isimler olmadan ilerleyelim. Genç insana ulaşmak istedik. Kendimize bir amaç edindik ve ilerliyoruz. Ekibimizde devridaim oluyor sürekli. Yeni insanlar geliyor, birileri gidiyor… Küçük bir dünya düşünmedik.
Diğer gençlik dergileri ile kıyasladığım zaman muhteva, ifade ve tasarımı yönüyle çok farklı Adı Yok. Neden böylesiniz? Ticari kaygınızın olmadığını gözlemliyorum, peki maliyetleri nasıl karşılıyorsunuz?
Ticari kaygımız yok evet. Bizim için yazı yazmaktan başka çare yok bu yüzden yazıyoruz. Bunun maddi bir karşılığı olamaz ki, gönül işidir yazmak. Beş bin insana ulaşan bir dergi var elimizde. Her sayfasında emeğimiz oluyor.
Şöyle para kazanalım böyle reklâm alalım diye bir çabamız yok, insana ulaşsın yeter. Yani dergi kendini çeviriyor. Zamanla daha da gelişecek içi çünkü dışarıdan birine para verip bir şey yaptırmak istemiyoruz. Her şey içimizden çıksın. Bu daha samimi oluyor.
Derginin içeriğini genç kalemler oluşturuyor ve tüm gençlerin yazılarıyla aranıza katılmasını istiyorsunuz. Edebiyata sığınarak kendilerini ifade etmelerini sağlamak mı amacınız ya da yazarlığa başlamak için ilk adımı atmalarını mı?
Ömer Sevinçgül, ya da bizim tabirimizle Ömer Abi bunu bize çok anlattı. Büyük yazarlar dergilerde yetişir derdi bize. Zamanla okur kitleleri oluşur ve ancak böyle kalıcılık sağlarlar derdi. Genç insanlar yetişsin, kendilerini anlatabilsin, binlerce insana ulaşabilsin diye çıktılar bu yola, bizde zincirin bir halkası olduk zamanla. Neden içinde böyle bir aşk taşıyan insanlara bir kapı olmayalım ki?
Uzun bir emektarlıktan sonra Adı Yok Dergisi’nin editörü oldun. Bu sana ne katacak? Hiyerarşi var mı, yoksa bunun da mı “adı yok”!
7 senelik bir Adı Yok geçmişim var. Bunca sene hep içindeydim, yazılarım yayınlandı ama mutfak kısmına girmek daha farklı işin. Editörlüğün hiyerarşik bir üstünlüğü yok bizde. Daha doğrusu bizde sıfatlar yok. Sen editörsün ben daha yeni katıldım diye bir şey yok. Benim için tek farkı sorumluluk. Ciddi sorumluluklar yükleniyor. Yazılar toplanacak, yazışmalar yapılacak, site, mailler derken ciddi bir düzen oturuyor zamanla. Bana kattığı en önemli şey sanırım düzen ve ekip çalışması yapabilmek. Çok fazla insanla muhatap olmak gerekiyor ve iyi ilişkiler kurduğunda dergini sahipleniyorlar. Bunlar önemli ayrıntılar…
Dergi ekibi olarak gençler için yaptığınız organizasyon veya aktiviteler oluyor mu? Örneğin; edebiyat bölümü öğrencilerinin derginize kanalize olacağı projeleriniz var mı?
Organizasyon demek olmaz sanırım, her hafta taksim ofisimizde toplanıyoruz. Yazılarımızı konuşuyoruz, havadan sudan konuşuyoruz, okuyoruz, tartışıyoruz…
İçinde aşk olmayan birine yaz demek yetmez. Bir şekilde şevk vermeye çalışıyoruz birbirimize yazmak adına. Konu koyuyoruz, cümle seçiyoruz vs.
Gelecek adına projeler üretmeyi düşünüyoruz elbette. Elimizde imkânlarımız oldukça geniş bu noktada. Ofisimiz var süreli bir yayınımız var. Ekip ruhu da eklenince önünde ne durabilir ki istedikten sonra.
Dergi yayıncılığının geleceğini nasıl buluyorsun Ezgi? Özellikle internetin sağladığı olanakların artmasıyla, baskılı yayıncılığın talep göreceğini düşünüyor musun? Yani “Adı Yok” e-dergi olarak yayınlansa daha doğru bir tercih olabilir mi?
Ben bu konuda somutluğa inanıyorum. Elle tutulur şeyler daha cazip geliyor. Gazeteyi sayfalarını çevire çevire okumayı seviyorum mesela. İnternetten okumak bana aynı lezzeti vermiyor. Eski sayılarımızı sitemizde yayımlıyoruz e-dergi noktasında yaptığımız sadece bu. Tamamen döneceğini sanmıyorum.
Bir edebiyatsever genç olarak; ‘gençlerin hali’ hakkında neler dile getirmek istersin? Sence de ‘edebiyatsavar’ mıyız?
Bence genç yazar nüfusu giderek artıyor ve gelişiyor. Blog siteleri kuruluyor artık, kişisel siteler kuruluyor. Ancak bu yolun dergiden geçtiğinin bilinci yüklenmeli insanlara. Eskisi gibi büyük ve kalıcı yazar yetiştirmekte artık bu nedenle zorlaşıyor. Edebiyat alanında farklı tarzlar doğuyor, gelişiyor vs. Bence insanların yakındığı gibi vahim değil durum.
Tecrübelerin doğrultusunda genel olarak bizlere neler önerecek ve tavsiye edeceksin?
Yazmak için birikim gerekli. Çok okumak, insanı anlamak, düşünmek, hissetmek gerek. Kimse yazar doğmuyor. Yazmayı öğrenene kadar çaba göstermek lazım. Ben de bu yolda yürüyorum. Tavsiye değil paylaşım olur yani söylediklerim yalnızca. Bu iş gerçekten sevmeden olmuyor.
Ezgi, son olarak eklemek istediklerin var mı?
Teşekkür ederim öncelikle. Genç yazarlara destek olmak adına bir adım atmanız çok güzel. Son olarak şunu söyleyebilirim: Bizim tabularımız, kalıplarımız yok. Üretmek isteyen, yazmak hayatında “yaşamak” anlamına gelen genç insanlarla aynı havayı solumaktan keyif alıyoruz. Ve bunu herkesle paylaşmak istiyoruz.
Adı Yok Dergisi’nin web sitesi: http://www.adiyok.com
Derginin çıkardığı Carpe Diem Kitap’ın web sitesi: http://www.carpediemkitap.com
Ezgi Harmancı’nın kişisel blog sitesi: http://wwwezgiharmanci.blogspot.com
Röportaj: İbrahim Eryiğit
Kesinlikle gönül işi.Ben de bir şeyler yazıyorum ve maddi olarak değil, gönülden yapıyorum.Bu dergiyi bilmiyordum.En azından adını öğrendim:)))
Tebrik ederim…
böyle bir ülkede böyle arkadaşlar BİR ŞEYLER YAPAR EVET…
ben de bilmiyordum 12 yıllık adı yok dergisini.. yeni öğrendim. çok geç sayılmaz ama dergiyi nereden alabilirim bilmiyorum. online kalmamış!
Editörün notu: evet online olarak satın alman mümkün gözükmüyor. Daha önce denemiştim tüm yolları… Derginin internet sitesindeki iletişim adresi ile irtibata geçerek çözüm bulabilirsin.
Adı yok dergisine teşekkürler…iyi ki varsınız.
Gönül olmadan olmaz
hepinizi, ayrıca kızım ezgiyi kutluyorum. seninle gurur duyuyorum. gençlerin sizleri izlemesi dileğiyle, başarılarınızın devamını diliyorum.
bende kutluyorum seni güzel kıss:D
türkiyenin böyle gençlere ihtiyacı var. bende gönülden tebrik ediyorum.
SEVGİLİ YAVRUM, BAŞARINI OKUYUNCA ÇOK MUTLU OLDUM. ÇALIŞKANLIĞIN VE AZMİNLE BÜTÜN BAŞARILARIN AVUCUNUN İÇİNDE OLACAĞINA İNANIYORUM. SEVGİLER…
NURAN aKGÜL/ÖĞRETMEN
gönül işidir yazmak evet çok doğru. insan yazmalı, okulmalı,öğrenmeli ki ufku genişlesin. adı yok’u fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. gerçekten önemli mesajları var biz gençlere…
yaklaşık 2 yıldır takip ediyorum gerçekten başarılı…darısı başımıza:)
ezgicim öncelikle düşüncelerinden dolayı seni tebrik ediyorum biz gençler okumaya, hayatı kendi açımızdan yorumlamaya, hayata yeni anlamlar katmaya muhtaç birer minyatürleriz ,yazılarını takip ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum
Hayallerinin peşinden giden insanlara imreniyorum.
Her şeyi ardında bırakıp dünyanın diğer ucuna yerleşen mesela… Kendi kültürüyle harmanlayıp yeni bir “ben” kuran kendi içinde
hayatım boyunca hep bır edebıyatçı olmak istedim ama olamadım ……hayatım benı bir şekılde bır o yana bır bu yana rüzgarda sallanan yaprak mısalı sürükleyip durdu …..şimdi sizin derginizi gördüm ve yıne içimdeki edebiyatçı kişiliğim öne çıktı bana bu duyguyu yaşattığınız için hepinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum başarılarınızın devamı dileğiyle ….
Başarılı olmak için illede çok çalışmak gerekmez… başarının temel sebebi bana göre bir kez derslerini iyi dinlemek ve arada bir unuttuğu yerleri pekiştirmekten geçer. baştan derslerini dinleyip(eger ders temelin saglamsa o temel kolay kolay çökmez.) ama insanın içinden gelmeyince de hiçbir zaman başarılı olamaz. herkes en iyi yapabilecegi işi yaparsa başarının ilk temeli atılmış olur zaten. sizi de tebrik ederim.
çok tebrikler
kişisel blog sayfasından tanıdığım Ezgi’ye tüm kalbimle katılıyor… bilmesini istiyoruz ki “adı yok” bizim bir parçamız…
küstüğüm kalemi kağıdı bana bir kaç blog yazısını okuduktan sonra yeniden sevdiren beni yeniden yazmaya heveslendiren insan… yüzündeki o gülümseme içindeki o heyecan hiç solmasın..:)
ben de yazılar yazıyorum ancak artık bunları güzel bir dergide değerlendirmek istiyorum. bir dergide öncü olup yazılar yazmak ve dergiye ciddi bir manevi destek sağlamak istiyorum. bu konuda bana yardımcı olmak ister misiniz?
Editörün notu: Mesajınızı özel olarak Ezgi Harmancı’ya iletmiş bulunmaktayız. Sevgiler…
sizi çook seviyorum.
başarılı birisi. tebrikler ezgi harmancı.