Türkiye’de ve onun yakın-uzak çevrelerinde dostluk-kardeşlik-barış köprüleri kuracak “sivil diplomasi” ve “kamu diplomasisi” faaliyetlerini gerçekleştirmek ve gerek iç gerekse dış politikaya dair düşüncelerini politika yapıcılara iletmesi noktasında önemli rol üstlenmek… İşte bu misyonla harekete geçen Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Derneği çok değerli çalışmalara ve projelere imza atıyor. Birçoğu gençlerin oluşturduğu derneğin geldiği nokta takdire şayan. Elbette bunda derneğin başkanı değerli dostum Burak Yalım’ın ideali, gençlik heyecanı, çalışkanlığı ve ekibine olan samimi inancı yadsınamaz bir gerçek. Henüz 87 doğumlu olan Burak Yalım, sivil toplum örgütlenmesinde ulusal ve uluslararası platformlarda başarılı çizgisiyle adından sıklıkla bahsettireceğine de yürekten inanıyorum. Belki iltifat addedilebilir; fakat son kanaatimi söylemeden geçemeyeceğim: Ümit ederim Burak, geleceğin bakanı hatta başbakanı olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor… Hayat boyu sana nice başarılar sevgili dostum!
Öncelikle seni yakından tanımak istiyoruz. Bize Burak Yalım’ı kısaca tanıtır mısın? Kendini nasıl bir olarak tanımlıyorsun?
Kendini arayan bir adam desem çok mu karmaşık olur acaba? Evet, Yunus’un “…İlim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice yaşamaktır” deyişinden esinle her yeni günde ve her yeni olayda kendimi daha fazla tanımaya başladığımı hissediyorum. Peki, künyem >>>
Bazı meslekler var ki bünyesinde yüksek gerilim hattı taşıyor sanki. Örneğin, haber spikerliği bu mesleklerden biri. Yoğun stres altında icra edilen bu meslekte hata yapma lüksün asla yoktur. Milyonlarca kişinin karşısında insana has mimik ve tepkilerin zaptu rapt altına almak zorundasın aynı zamanda. İşin zor kısmı bir yana kendini sürekli yenilemen, geliştirmen mesleğin diğer cilvesi…
Hiç kuşkusuz, her işte olduğu gibi haber spikerliğinde de tutkuyla bağlandığın ve çok çalıştığın zaman başarı da ardı sıra geliyor. Bu mesleğe aşkla bağlananlardan biri de başarılı genç spiker Lale Elmacıoğlu. TGRT Haber kanalında haber sunuculuğu yapan Lale, icra ettiği mesleğinin çocukluk hayali olduğunu söylemesi bile idealine olan inancını gösteriyor. 83 doğumlu olan Lale Elmacıoğlu akademi alanında da başarısıyla göz dolduruyor. Kendisine meslek hayatı boyunca nice başarılar diliyorum.
Öncelikle Lale Elmacıoğlu’nu kısaca tanıyabilir miyiz? Kendini nasıl biri olarak tanımlıyorsun?
Aslen Samsunluyum, Samsun Anadolu Lisesi mezunuyum. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İngilizce İşletme eğitimi; eş zamanlı olarak da İngiltere’deki University of Portsmouth’tan Uluslararası İş idaresi alanında sertifika aldım. Ama gelin görün ki iş dünyasında değil, habercilik alanında çalışmak istedim ve kendime eğitimi aldığım alandan bambaşka bir yön çizdim. Halen Galatasaray Üniversitesi’nde Avrupa Birliği alanında yüksek lisansa devam ediyorum. >>>
Maddi zenginliğin hüküm sürdüğü bu diyarlarda restini çekenlerin kendine has bir dünyası var: Edebiyat dünyası. Her türlü zorluktan kaçanların nefes aldığı bu dünyanın herkese yer verdiği de bir gerçek. Ancak salt benimseyenlerin, yani yaşam biçimi haline getirenlerin o dünyada mutlu olduklarını düşünüyorum. Öte taraftan, yazdıkları ile hayat tarzı uyumu olmayan insanların ise bir an önce kalemini bırakmalarını istirham ediyorum. Neyse ki, akranlarımızdan pırlanta yazarlarımızın olması beni fazlasıyla ümitlendiriyor. Bu genç yazarlardan birisi de sevgili arkadaşım, dostum Adem Dönmez. Geçmişten beri tanışıklığımız olan Adem, nezaketi ve özellikle hayat tarzıyla güzel bir örnek kişiliğe sahip. Yazarlık yolculuğunda ise hayatını edebiyata adamış biri. Daha da ötesi, ideallerine uğruna kalbi “gençlik aşkı” ile dolu örnek genç bir yazar o. Kalemine kuvvet Adem…
Bize kendinden bahseder misin? Kendini nasıl tanımlıyorsun?
Adem, varlıkla yokluk arasında yaşayan genç bir yazar. Bir nisan sabahı doğdum. Tarihi bir Safranbolu evinde, yemyeşil, kirletilmemiş bir şehirde çocukluğumu geçirdim. İlk orta lise derken üniversite sınav sonuçları doğrultusunda İstanbul’a geldim ve hayatımı burada >>>
En zenginler listesinde genç yaştaki kişilerin yer alması bizleri şaşırtadursun yeni nesil kendisinde büyük bir potansiyel yattığının bilincinde artık. Edilgenleştirenlere inat devasa cirolarıyla büyüklere kafa tutuyor, tecrübesizlikle eleştirenlere CEO’ların kudretinin yetmediğine zekaüstü yaklaşımıyla başarı dersi veriyor. Cesaretli ve girişimci gençler bu başarılarının yanı sıra geniş “network”uyla birbirlerini destekleyerek dayanışma örneği sergiliyorlar. Nitekim, bu örnek organizasyonlardan biri de Young Ceo Club. Girişim yapmak için yeterli cesareti elde edememiş, riskten korkmuş, genç girişimci adaylarına ilham olma ve destek verme amacıyla yola çıkan Young Ceo Club’ın üyelerinin hepsi 20′li yaşlarda. Kuruculuğunu ve başkanlığını ise Ömer Nart yürütüyor. 1985 doğumlu ve İstanbul Ticaret Üniversitesi mezunu olan Ömer, aile şirketi olan Nart Group’ta yönetici olarak da çalışıyor. Hepsinden öte, Ömer iş, sosyal ve okul başarısından çok insanlığı, terbiyesi ve güzel ahlaklı kişiliği ile genç akranlarına bir rol model. Sevgili dostum ve biraderim Ömer Nart’ın dostu olmak çok büyük bir şans…
Öncelikle seni tanıyabilir miyiz? Ömer Nart kimdir ve kendisini nasıl biri olarak tanımlar?
Usanmaz bir beyin avcısıyım. Bill Gates’in başarısını kendisine sorduklarında “Sadece çok yetenekli insanlarla birlikteyim” diyordu. Entelektüel ve iş anlamında baskı oluşturacak bir çevreye sahip olmak kişinin hayat standartlarını ister istemez zihnen yükseltiyor. >>>
Kişisel çıkarlarımızın salt maddiyatla ölçüldüğü postmodern dünyanın sosyal girişimlerle özlenen maneviyatına kavuşacağına inanıyorum. Kapitalistlerin çok rahatsız olacağı sosyal girişimcilik fenomeni son yıllarda insanlığın daha da önemsediği bir olgu olduğunu söyleyebilirim. İçtimai değerlerin yoksunluşmasına paralel olarak tanrılaşan para, güya sahibini vezir yapıyor. Ya da paran yoksa ise rezil…
İşte bu çarpık anlayışa “dur” diyen projelerden biri Zumbara. Para yerine zamanın kullanıldığı paylaşım platformu Zumbara, zamana ve kendine değer katanların bağımlılık yaptığı bir dünya. Geçen günlerde Youth Action Net tarafından dünyadaki 20 proje arasında seçilen Zumbara’nın kurucusu ise Türkiye’nin onur duyduğu bir genç: Ayşegül Güzel. 1983 doğumlu ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Ayşegül bana göre tam bir sosyal girişimci. Bir ara bana Zumbara’nın boş bir tarafı kalmamış proje dosyasını gösterdiğinde sevgili Ayşegül’ün adanmışlık ruhuna ne kadar imrendiğimi anlatamam. Hepsinden öte, güleç yüzlülüğü, sevecenliği, samimiyeti, yardımseverliği gibi saymakla bitmeyen güzel kişiliği ile genç akranlarına rol model o. Bize Zumbara’yı hediye ettiğin için çok teşekkürler Ayşegül.
Ayşegül Güzel kimdir ve kendisini nasıl biri olarak tanımlıyor?
Ayşegül Güzel insanın özünde bulunan sevgi, ilgi gösterme ve iletişim kurma yeteneğine hayran. Güven duygusu, paylaşım ve karşılıklılık sonucunda oluşan sağlıklı toplulukların her gün hayalini kuruyor ve bunun üzerine çalışıyor. Hayatını hak ettiği gibi, istediği şeyleri yaparak, kendi ‘hediyesini’ fark etmeye ve potansiyelini gerçekleştirmeye çalışarak yaşamak için cesareti var ve bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor. Alternatif ekonomiler, >>>
Sizi bilmem, ancak benim fotoğraf sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen birçok arkadaş ve dostlarım var. Ve bu tanıdığım insanların kişilikleri hakkında tahlil yapmam ne kadar doğru olur bilemiyorum ama hepsinin bende olumlu kanaatleri var. Keza, “Fotoğrafçılık mesleği bu kişilerin karakterini olumlu yönde etkiliyor” tezini savunsam çok mu abartmış sayarsınız beni?
Pekala bazı mesleklerin insanların kişiliğini düşündüğümüzden de fazla etkilediğine inanıyorum. Sabırla uğraş verilen sanat işi, bir insanı tahammülsüz, hoşgörüsüz kılar mı? Örneğin, fotoğrafçılık sanatı da konsept itibariyle ince bir iştir. Bu incelik ise insanın tabiatına yansır ve kalıplaşır. En kaba insanı bile nezaket abidesi yapar nitekim.
İşte bu argümanlar itibariyle sevgili Nevzat Yıldırım ile nazik daveti ile katıldığım sergisindeki ilk tanışmamızdaki izlenimim bu doğrultudaydı. Olgunluğu, iyi niyeti ve inceliği bir düstur haline getirmiş Nevzat. Ve ABD’den “Genç Fotoğrafçılar Ödülünü” kazanmış ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nce eserleri satın alınan ödüllü genç bir fotoğraf sanatçısı unvanına sahip. Yolun ve bahtın açık olsun Nevzat!
Öncelikle seni tanıyabilir miyiz? Nevzat Yıldırım kimdir ve kendisini nasıl biri olarak tanımlıyor?
Bu soruya cevap vermek oldukça zor…1987 yılında Adapazarı’nda doğdum. Adapazarı Ali Dilmen Lisesi Sanat Resim bölümünde ilk sanat eğitimi aldım. Kocaeli Üniversitesi >>>