Ülkemizde gençlerin biraz sesi çıktığı zaman “sen otur yerine” emiri gelir yakınımızdan veya çevreden. Doğrusu tecrübesiz görmeleri kabul edilebilir bir şey; fakat bilgi zenginliğinin ‘kafada’ olduğu kabul edilmek zorunda gurura dokunsa da… İşte bu en gür seslerden biri olarak gördüğüm Hürriyet Gazetesi’nin 22 yaşındaki genç muhabiri Efe Sıvış. Entelektüel birikimiyle parmak ısırtacak makaleleri medyada geniş yankı uyandırdı Efe’nin. Genç yaşında kaleme aldığı siyasi, toplumsal, kültürel, gençlik v.b. yazılarıyla Türkiye’deki çoğu yazara(!) ve fikir adamına(!) taş çıkartıyor bana göre. Birazdan okuyacağınız samimi röportajıyla da geniş ufuklara taşıyarak fikir egzersizi sağlayacağını düşünüyorum. Sözümü bitirmeden önce şunu paylaşamadan edemeyeceğim: Sevgili muhterem Efe Sıvış’ı gençler yakından takip etmeli.
Kısaca kendinden bahseder misin Efe? Nasıl biri olarak tanımlıyorsun Efe Sıvış’ı?
1986 Kanada doğumluyum. Liseyi Amerikan Lisesi’nde okudum, şu an Sabancı Üniversitesi Siyasal ve Toplumsal Bilimler 3. sınıf öğrencisiyim. Türkiye’nin modernleşme öyküsünden, yakın politik tarihimize, AB müzakerelerinden, eğitim sistemine, gündelik siyasete kadar geniş bir yelpazede yazılar yazıyor, Aslı Yurtseven yönetimindeki Hürriyet Gazetesi eğitim sayfası için haberler hazırlıyor, bunun dışında başta Genç Kariyer olmak üzere ›››
Bir hedefe sahip olmak, iki insanın yaşam kalitesini birbirinden ayıran en önemli unsurların başında geliyor. Hedef, üzerinde çokça yazılıp çizilebilecek bir konu. Bundan sonra yazacağım köşe yazılarımın da hedef etrafında dönmesini planlıyorum. Amacım, bağlanabileceğimiz anlamlı bir hedef belirlemenize ve bu hedef doğrultusunda ilerlemenize yardımcı olmak. Çoğu genç, önüne çıkan fırsatlara göre hangi alana yöneleceğine karar vermekten bahsediyor. 4. sınıfa gelmiş, belki de mezun olmuş çoğu gencimizin hâlâ hedefi olmayabiliyor ne yazık ki. Durum böyle olunca da, hayatın rüzgarında kişi savrulup gidebiliyor. Oysa hedefi üniversitenin ilk yıllarında belirlemenin birçok avantajları var: ›››
Üniversiteliler için öğrenci kulüpleri vazgeçilmez bir nimettir bana göre. Derslerin ağırlığı ve koşullardan bunalan öğrenciler kulüplerin yaptıkları organizasyonları ile daha güzel bir üniversite hayatı yaşayabiliyorlar çünkü. Kişisel gelişimine katma değer katması da cabası..
Esasında her üniversite kulübü bu imkânları sunacak kadar aktif olmamakla birlikte başarıyla faaliyet gösterenler de mevcut. Bu başarının en önemli sebebi ise kulüp başkanlarının vizyonu, çalışkanlığı v.s… Bu başarılı isimlerden biri ise Münteha Mangan. Şu an İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu Koordinatörlüğünü yürüten Münteha, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi başkanlık divanı üyesi. Lisans öğrenciliği sırasında iken de Marmara Community kulübünde ulusal organizasyon komitesi başkanlığı yapan Münteha Mangan’ı geleceğin lideri olarak görüyorum doğrusu. Tanımaktan çok mutlu olduğum Münteha’ya projemize verdiği/vereceği desteğinden dolayı buradan özel olarak teşekkür eder, genç nesile çok güzel bir örnek olduğuna inanıyorum. Söz sırası sevgili Münteha’nın
Öncelikle kendini basariligencler.com okuyucularına tanıtır mısın? Nelerle meşgulsun?
1985 İstanbul/Üsküdar doğumluyum. Halen, aşık olduğum yerde; yani Üsküdar’da yaşıyorum. Marmara Üniversitesi İşletme bölümünden bu sene mezun oldum. Ayrıca Anadolu Üniversitesi (AÖF) Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi’nde ikinci sınıfa geçtim. Önümüzdeki sene itibariyle de başvuru sonucuma göre MBA ya da Pazarlama üzerine yüksek lisansa başlıyorum. ›››
“Erken kalkan yol alır.” demiş atalarımız. Ama birçokları kulak asmaz bu nasihat niteliğindeki değerli söze. Bilmezler ki erken kalkma alışkanlığı, hayal ettiğimiz güzel sonuçlara ulaşırken geçirdiğimiz başarı sürecindeki en önemli destekleyici etkenlerden birisidir bizim için. Şimdi söylerken garip geliyor bana “erken” kelimesi. Zira erken kalkmaya alışabilmiş şanslı kişilere, başkalarının çok erken dediği saatler bile olağan uyanma saatleri haline gelmiştir. Getirileri düşünüldüğünde, bu alışkanlığa sahip olmanın çok da zor bir şey olmadığını düşünüyorum. Erişebildiğimiz her sabah, bize verilmiş çok güzel bir hediyedir. ›››
Esrarlı yönü bir yana zekâyı üst düzeyde kullanarak oyuna yansıtmaktan dolayı satranç her zaman ilgimi çekmiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse bizim çocukluğumuz zamanındaki kolektif imkânların yetersizliği bizi satranca çok yakınlaştırmamıştı; fakat kişisel isteksizlik en büyük set olmuştu. Mat olmuştuk yani beynimizin böyle egzersizlere aç olduğu dönemde! Bu anlamda MEB’in geç de olsa satrancı seçmeli ders olarak vermesi çok isabetli oldu bana göre. Biz de önemine istinaden büyük azmi ile hedeflerini bir bir gerçekleştiren satranç oyuncusu Betül Cemre Yıldız ile röportaj yaptık. Dünya 3′üncüsü olmuş Milli satranççımız Betül Cemre inanın birçok genç arkadaşlarımıza örnek teşkil ediyor. Kendisini turnuva arası tanımaktan mutluluk duyduğumu ve ileriki zamanlarda da çok büyük başarılar yakalayacağına inanıyorum. Umarım takdir edilecek başarısı ve kişiliği ile okuyucularımızın motivasyonunu sağlayabilmişizdir.
Betül Cemre Yıldız’ı bilmeyenler için tanıtır mısın? Satranca olan tutkun nasıl başladı?
16 Mayıs 1989 Adapazarı doğumluyum. 15 seneden beri İzmir’de yaşıyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf ve aynı zamanda Açıköğretim İktisat Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Satranca başlama hikâyem ise her zaman beni başarıya yönlendirdiğine inandığım hırsım sayesinde oldu. ›››
Ne kadar irdelendi bilemiyorum ama ‘başarı’ olgusuna çok kafa yorduğumu söyleyebilirim. Birikimlerim ve gözlemlerim neticesinde doğruluğuna inandığım konuyu paylaşmak istedim sizlere.. Tartışmaya ve ağır eleştirilere açık olduğumu konuya girmeden söyleyeyim samimiyetimle.
Bilim insanının da konu üzerinde araştırmalarını sürdürdüğü ‘başarı’ kavramı çoğumuza göre göreceli. Bir başkasına göre başarılı olan kişi diğerine göre başarısız olabiliyor. Ben tartışmaya açık olduğuna inanarak, başarının çeşitli kriterleri olduğunu düşünüyorum. Söz konusu kıstaslar üzerinden karara varmamız çok daha kolaylaşacaktır zira. ›››